Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Liberman: Esed’in İran’ı ve Süleymani’yi ülkeden kovması lazım | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin perşembe günü Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde söylediği “Tahran Ortadoğu’da yeni gerginlikler istemiyor” sözünü memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Liberman, İsrail’in Golan Tepeleri’nde işgal ettiği bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada “Bugün Golan’a yaptığım ziyareti bir fırsat bilerek Esed’e, İranlıları, Süleymani’yi ve Feylek’ul Kudüs’ü Suriye’den kovma çağrısı yapıyorum” dedi.

Liberman açıklamasının devamında Ruhani’nin sözlerinin arkasında olmasını umduğunu çünkü bunların önemli ifadeler olduğunu söyledi. Ancak Liberman’ın bu övgüsü İsrail’in İran ile olası bir çatışmaya hazırlık olarak verdiği kırmızı alarm durumuna etki etmedi.

Liberman, Ruhani’nin Cumhurbaşkanlığı sitesinde yayınlanan yazısını dikkatli bir şekilde okuduğunu söyledi. Söz konusu yazıda Ruhani “İran güvenliği ve istikrarı güçlendirme hedefiyle sürekli olarak bölgedeki gerginlikleri azaltmak için çalıştı” ifadesini kullanmıştı. İsrail Savunma Bakanı, İsrail’in Ruhani’nin bu sözlerinin doğru olduğu ve düşmanca bir tutum sergileyen Devrim Muhafızı Güçleri ve Ali Hamaney karşısında da bu sözlere bağlı kalacağından ümitli olduğunu belirtti. İranlıların yerinin Suriye değil İran olduğunu vurguladı.
Liberman, Suriye rejimine de İranlıları ülkeden kovma çağrısında bulundu. Liberman, İsrail’in Suriye’de işgal ettiği bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamanın devamında Esed’e hitaben “İranlıları, Kasım Süleymani ve Feylek’ul Kudüs’ü Suriye’den kov. Böylece daha iyi bir hayat yaşamanız mümkün hale gelir” dedi. Liberman, İran’ın Suriye’den çıkması durumunda İsrail ordusunun Tahran’ın Suriye’deki askeri bölge ve havalimanlarına sürekli olarak gerçekleştirdiği hava saldırılarını durduracağına işaret etti. Ancak genel kanı İran’ın Suriye’den çıkmayacağı yönünde.

İsrail ordusunun Golan Tepeleri ve Lübnan ile olan kuzey sınırlarında olası bir çatışmaya hazırlık olarak verdiği kırmızı alarm durumu ise devam ediyor. İsrail ordusundan askeri bir kaynak, İran’ın gerekli dersi aldığını ve İsrail karşısında gerginliği yükseltecek bir hamleye kalkışamayacağına inandığını belirtti. Ayrıca İsrail’deki siyasi ve askeri yönetimlerin İran’ın gerekli mesajı alabileceğinin mutlak bir garantisi olmadığı yönünde karar aldıklarını söyledi.

Yaşanan gerilimle eş zamanlı olarak İsrail’in uluslararası alandaki konsolosluk ve diplomatik temsilciliklerine de bir dizi talimat gönderildi. Talimatlarda, İran’ın İsrail’in Suriye’deki bölgelere gerçekleştirdiği saldırılara cevap verme ihtimalinden dolayı İsrail konsolosluklarına bağlı bina ve Yahudi kurumların çevresindeki güvenlik önlemlerinin artırılmasına vurgu yapıldı. Dünyadaki tüm İsrail büyükelçilikleri, sinagog ve Yahudi okulları çevresinde güvenliğin artırılmasının tavsiye edildiği talimatlarda İsrail büyükelçilerinden kendilerine yönelik saldırı girişimlerini bertaraf etmeleri için yakın zamanda daha dikkatli olmaları, yaşam tarzlarını ve çalışma düzenlerini değiştirmeleri istendi.

Siyasi kaynaklar, İsrail’in bazı devletlerden, özellikle de “hassas” olarak gördüğü bazılarından kurumlarını daha güvenli hale getirmelerini istediğini aktardı. Bazı ülkelerdeki Yahudi kurumlarda çalışan görevliler, bulundukları bölgede daha çok emniyet birimlerinin bulunduğunu belirtirken İsrail Dışişleri Bakanlığı bu haberler hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Cuma sabahı Magrib gazetesinin konuya ilişkin gerçekleştirdiği anketin sonuçları yayınladı. Anketin sonuçlarına göre İsraillilerin çoğu, hükümetlerinin İran’a karşı gösterdiği tutumdan memnun. İsraillilerin yarısından fazlası da İsrail’in çok yakında İran ile askeri bir çatışmaya gireceğini tahmin ediyor ve yine İsraillilerin çoğu bu askeri çatışmanın gerçekleşmesindeki en büyük iki etkenin iki ülke arasında artan gerilim olduğunu düşünüyor. Ankette İsrail Başbakanı Netanyahu’nun lideri olduğu Likud partisinin 10 seneden bu yana en büyük oyu alarak mecliste 36 koltuğu kazandığına dikkat çekiliyor. Bunun Likud partisinin şu an sahip olduğu koltuk sayısından 6 koltuk ve gazetenin en son yaptığı ankette kazandığı koltuk sayısından 12 koltuk daha fazla kazandığına işaret ediliyor.

İran ile İsrail arasındaki karşılıklı hava saldırılarından önce, çarşamba günü gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 54’ü iki ülke arasında çatışma ihtimali oldukça yakın. Yüzde 18’i de bu çatışmanın gerçekleşmesine kesin gözüyle bakıyor. Yine ankete katılanların yüzde 36’sı çatışma ihtimalinin oldukça fazla olduğu görüşünü paylaşırken yüzde 43’ü de İsrail ile İran arasında çatışma ihtimalin olmadığını düşünüyor. İsraillilerin yüzde 54’ü de siyasetçilerin yaptığı açıklamaları destekliyor. Siyasetçilerin büyük çoğunluğu kısa süre önce kısa süre önce eğer askeri bir çatışmaya ihtiyaç duyulursa bunun sonra değil şu an olacağı görüşünü dillendirmişti.

Ankete katılanların yüzde 54’ü şu an çatışmaya girilmesi durumunda ülkenin iç durumundan dolayı endişeli olduklarını ve bu konjonktürün İran ile çatışmaya girmeye hazır olmadığını düşünüyor.

Ankette halkın, hükümet başkanı ve güvenlik bakanına parlamentoya başvurmadan savaş ilan etme yetkisi veren kanunun onaylaması konusunda da görüşü alındı. Siyasi ve Güvenlik İşleri İçin Küçültülmüş Bakanlar Kurulu’na başvurmadan savaş ilan etme yetkisi verilmesi konusunda ankete katılanların yüzde 45’i söz konusu kanunu reddederken katılımcıların yüzde 38’i ise destek verdi. Katılımcıların yüzde 38’i Kurul’un savaş ilan etmek için tek başına yeterli olduğunu belirtirken yüzde 22’si bu yetkinin hükümet başkanı ve güvenlik bakanına kısıtlı bir şekilde verilmesi gerektiği görüşünde. Benzer oranda katılımcı ise savaş ilanı kararının hükümet oturumlarında onaylanması gerektiğini düşünüyor.

Ankete katılanların yüzde 69’u Netanyahu’nun İran dosyasını yönetme şeklinden ve İsrail güçlerinin Suriye’de konuşlanmasından memnunken yüzde 65’i İran’ın nükleer programına karşı takınılan tavrı destekliyor. Katılımcıların yüzde 21’ise iki durumdan da memnun değil. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi konusunda ise ankete katılanların yüzde 59’u bu adımın İsrail’in güvenliği güçlendirdiğini belirtirken yüzde 18’i de bu çekilmenin İsrail’in güvenliğine zarar verdiği görüşünde.

Strateji uzmanları, cuma günü yaptıkları açıklamada İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği ve İran bölgelerini hedef aldığını söylediği hava saldırılarının ardından İran’ın gücünün hafife alınmaması çağrısında bulundu. Uzmanlar konunun İsrail’in geçen çarşamba ve perşembe gecesi gerçekleştirdiği hava saldırıları ve Suriye’den işgal altındaki Golan Tepeleri’ne doğru füze atılması ile kapanmayacağını gerginliğin artabileceğini düşünüyor.

Yedioth Ahronoth gazetesinin başlıca yazarlarından Nahum Barnea, kaleme aldığı yazıda “Hiç kimsenin bu olayın nasıl biteceğini tahmin etmesi mümkün değil. Ne Tel Aviv’deki Kirya’da (İsrail Güvenlik Bakanlığı Merkezi) ne de Kum şehrindeki mescitte bu işin sonu biliniyor. Herkesin üzerinde ittifak ettiği bir konu var ki o da bu olayların bitmediği” ifadelerini kullandı. İsrail’in devam eden tehditleri konusuna da değinen Barnea yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

“İsrail ile İran arasındaki çatışmanın küçümsenmemesini tavsiye ediyorum. İran hedef ve mücadele edilmesi meşru olan bir düşman olarak gösteriliyor. İsrail’in Suriye’deki İran bölgelerine gerçekleştirdiği hava saldırılarıyla iki şeyi hedefliyor: İran’a Suriye’de bulunmasının bedelini ödemeye zorlamak ve Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesini sağlamak. Şu an bu iki hedef de gerçekleşti.”

Ancak İsrail ordu kaynakları, İran’ın Yemen örneğini Suriye’ye taşımaya çalıştığını düşünürken Yemen’den Suudi Arabistan’a atılan füzelere ve İran’ın bu füzeleri Husilerin attığını söyleyerek kenara çekilmesine dikkat çekti.

Barnea ise yazısında konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“İsrail’in uzun vadeli beklentileri gerçekten de oldukça uzun bir süreye tekabül ediyor. İsrail, ABD’nin yaptırımları ile İran’ın ekonomik olarak çökeceğini düşünüyor. Ekonomik çöküş rejimin değişmesine sebep olur. Yeni rejim ise nükleer programdan ve İran’ın bölgedeki yayılmacı politikasından vazgeçecek. Sovyetler Birliği’nin 1990’lı yıllarda yıkılmasını sağlayan aynı neden İslam Cumhuriyeti’nin de yıkılmasına sebep olacak. Başkan Reagan Sovyetler’e bunu yaptı. Başkan Trump da bunu İran’a yapacak. Trump fikir aşığıdır. Ancak işler bu kadar basit değil.”