Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Lübnan-Suriye sınırında bitmek bilmeyen ‘insan kaçakçılığı’ | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Suriyeli mültecilerin Lübnan’dan ülkelerine dönmesi için senaryolar yaygınlaşıyor. Ancak, iki ülke arasındaki sınırı geçmek için uyulması gereken yasa ve prosedürleri sürekli olarak ihlal edilen bu senaryolara göz yumuluyor. “İnsan kaçakçılığı” adını taşıyan bu işlek piyasa yetkili makamlar ve uluslararası kuruluşlar tarafından biliniyor olmasına rağmen çoğunlukla görmezden geliniyor. Bu nedenle de bu yılın başlarında birçok Suriyeli göçmenin kaçak yollardan Lübnan’a geçmeye çalışırken şiddetli kar ve fırtına sonucu donarak hayatını kaybetmesi gibi trajedik olaylar daha da artıyor.

Sınırda güvenlik önlemlerinin alınması “insan kaçakçılığı” yolculuğunu durduramıyor; sadece yolculuğun maliyetini artırıyor. İnsan kaçakçılığı yarı açık yarı gizli bir şekilde devam ediyor. Şarku’l Avsat, Beyrut’un güneyindeki Sabra bölgesindeki bir sebze pazarı yakınlarında Suriye’ye sefer düzenleyen kaçakçılık simsarlarının organize ettiği kaçak bir yolculuktaki insanlarla görüştü. Bölgedeki resmi ofislerin arasında mevzilenen insan kaçakçıları kolay ve güvenli bir kaçış için pazarlık yaparak müşteri avlıyor ve ölüme yol açabilecek bu tehlikenin üstünü örtüyor.

Müşterilerin çoğunluğu, Lübnan kamu güvenliğinin, teslim edilmeden çıkış işlemlerine izin vermediği ikamet evraklarını hazırlayamayan kişilerden oluşuyor. Böyle durumlarda kaçakçılar devreye giriyor. Şarku’l Avsat’a yaşadıklarını anlatan Emel, kaçakçıların, inşaat işçisi olan eşine 400 dolar karşılığında otomobille güvenli bir güzergahtan Hama’nın kırsal kesimindeki köyüne götürmeyi vaad ettiklerini söyledi.

Emel’in anlattıklarına göre o, eşi ve diğer yolcular peşin ödeme yaptı. Otobüs saat 13.00’de kurallara uygun olarak sınırı geçen resmi araçlarla birlikte hareket etti. Otobüs saat 18.00’da, Lübnan kamu güvenliğinin bulunduğu Bekaa şehrinin yakınlarında durdu. Yolcular ıssız bir yerde indirildi ve onların gelmesini bekleyen başka bir kaçakçıya teslim edildi. Burada hava kararana kadar beklediler. Yolculara oldukça sessiz olmaları emredildi.

Çocukları ve kendisi için beş bin dolar ödeyen Meryem ise şunları anlattı: “Bizi bir kaçakçı tarafından yönetilen silahlı bir gruba teslim ettiler. Dik bir dağ yamacına tırmanmamızı istediler. Onları reddederek vaad edildiği üzere, çocuklarımı ve beni askeri bir bölgeye taşıyan bir araba için ödeme yaptığımı söyledim. Bana ısrarla, dağa tırmanma, geri dönme ya da sınır devriyesinin eline düşme arasında tercih yapmamı söylediler. Sınır devriyelerinin dikkatini çekmemek için konuşmamıza müsaade etmiyorlardı.”

Yolcular aceleyle dağa tırmanmaya başlıyor ve zirveye çıkanların güvenliği ile yolculuk hakkında bilgi alma olanağı da sona eriyor.

Emel’i ve beraberindekileri kaçıranlar, yolculara dağı 1 saatte aşabileceklerini, ardından dağın diğer ucunda onları bekleyen otobüsle yolcuklarına devam edeceklerini ve varış noktasına ulaşacaklarını söylediler. “Yalan söylediler. Sekiz saatten fazla tırmandık. Karanlıkta düşe kalka tırmanıyorduk. Ayakkabılarımı kaybettiğim için ayaklarımdan kanlar akıyordu. Kaçakçı hızlanmadığım takdirde beni açık havada tek başıma terk etmekle tehdit etti. Yolculardan birine tutunarak ve yaslanarak diğerlerine yetişebildim.”

Kaçakçılardan biri diğerini yolcuların paralarını ve cep telefonlarını çalarken yakaladı ve aralarında tartışmaya başladılar. Kaçakçı hırsızlık yapana hitaben “Grubumu Suriye sınırına geçirdiğimde, geri döneceğim ve kafana iki mermi sıkacağım. Sen sözünde duran bir kaçakçı değilsin” ifadelerini kullandı. Acımasız kaçakçı kaçak seferin ifşa olmaması için gruptaki annelerden birini ağlamasını durdurmak için bebeğe uyku ilacı vermeye zorladı. Sekiz saatlik koşuşturmacanın üç saati boyunca bu emri tekrarladılar ya da anneyi ve bebeğini oldukları yerde bıraktılar.

Şafak vaktinde grup Lübnan sınırını geçti. Beyrut’ta bindikleri otobüs onları Suriye sınırında bekliyor olmalıydı ama otobüs gelmedi. Aramaları üzerine şoför arabanın arıza nedeniyle geciktiğini ve kendisini orada beklemelerini söyledi. Saatler geçti ve kaçakçılar beklemekten sıkıldılar. Kişi başına yaklaşık 13 dolar karşılığında yolcuların eşyalarını, onların yasal olarak geldiğini düşünen bir taksi şoförüne verdiler.

Lübnan sınır noktalarının prosedürleri, giriş kartının iadesi, ikametin yasallığının teyidi ve herhangi bir mühür olmaksızın Suriyeli göçmenlerin kimlik belgelerini görmekle sınırlı. Bu nedenle Suriye kamu güvenliği, resmi evrakları olduğu sürece vatandaşların ülkelerine nasıl girdiği konusu üzerinde durmuyor. Suriye Kamu Güvenlik Merkezi’nde zorunlu askeri hizmet nedeniyle grup üyelerinden biri alıkoyuldu. Kadının 40 yaşlarındaki eşi için yalvarışları fayda etmedi. Görevli adam kadını kızdırdı ve ona bağırdı. Vatanına hizmet etmesi için eşini ve kendisini rahat bırakmasını söyledi. Kadın ah vah ederek bırakmak zorunda kaldı.

Yolcular Suriye kamu güvenliği merkezine yakın bir yerde iki gün otobüsü beklediler. Ama şoför yolcuları kaderine terk etmiş ve Beyrut’a geri dönmüştü. Üçüncü günün başlangıcında, grubun üyeleri tüm yorgunluk ve maddi kayıplardan sonra başka ulaşım aracı tuttular.

Bir güvenlik görevlisi konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Doğudaki yaklaşık 145 kilometrelik Suriye sınırını kontrol altında tutmak imkansız olmakla birlikte bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak, bu konu, seyahat acentelerinin işlerini kontrol etme ve ülkelerine dönmek isteyen Suriyelilere uygulanan karmaşık prosedürleri kolaylaştırma yönündeki ortak çabaları gerekli kılıyor. Lübnan’dan ayrılmak isteyen mültecilerin maruz kaldığı zor şartlardan faydalanan kaçakçıların çalışmalarını engellemek için devriyeler yeterli değil. Yetkililer bir araya gelip bu sorun için bir çözüm geliştirirlerse, bundan sonra ilgili tüm taraflar arasındaki işbirliği meyvelerini alabilir. Çünkü sıradan Suriye vatandaşlarının tutuklanması sorunu çözmeyecek ve kaçak göçleri engellemeyecek.”