Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Lübnan’da ‘dilencilik’ ticareti | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Yolların kesiştiği yerde duruyor. 6 yaşından daha büyük değil. Araç penceresinden zar zor fark ediliyor. Ellerinde kağıt mendil taşıyor. Arabaların egzoz dumanlarını soluyor. Yüzünde herhangi bir ifade yok. Okulu tanımıyor. Ailesi Suriye’den Lübnan’a geldiğinde iki yaşındaydı. Dilendiği kişilerle diyaloğa girmekten kaçınıyor. Sanki kağıt mendil satın alınmasını istemesi, alışılmamış bir durummuş gibi biraz korkmuş görünüyor.

Çocuk dilenciler, Beyrut’a dağılmış durumda. Yollarda trafik işaretlerindeki her kırmızı ışığa dikkat ediyorlar. Yasalar, dilenmelerini yasaklamasına rağmen hiçbir soğuk, sıcak veya polislerin varlığı onları “işlerini” yapmaktan engellemiyor. Herhangi bir hayalleri yokmuş gibi görünüyorlar.

“Onları nereye koyacağız?” Şarku’l Avsat’ın ‘yetkili makamların yasalara rağmen dilencilerin çoğalmasına karşı koyamaması’ konusunda sorduğu bir soruya bu şekilde yanıt verdi bir güvenlik yetkilisi ve şöyle devam etti, “Bu sorun, dilencileri tutuklayan bir yasayla ele alınamaz. İş, sokaklara inmelerinden önce ilk aşamadan başlamalı. Dilenmeye karşı alınacak önlemler; İçişleri, Adalet, Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlıkları ile uluslararası ve sosyal örgütler arasında koordinasyonu sağlayan resmi ve insani kurumların uyumlu çabalarıyla ciddiye alınması gereken toplumsal bir konudur. Sadece iç güvenlik güçlerinin ele alması gereken bir durum değil. Onlar bu çerçevedeki görevlerini yerine getiriyor. Ancak durumun yoğunluğu ve karmaşıklığı, insanların günlük olarak çok sayıda dilenciyi yakaladığımızı fark etmesini engelliyor. Bazıları daimi ziyaretçi. Hapishaneyi tercih ediyorlar, çünkü sokaklarda maruz kaldıklarına kıyasla yemek ve güvenlik açısından cezaevlerinde daha güvenli olduklarına inanıyoruz. Ancak reşit olmayanlar için özel bir yer yok. Durumları için kabul edilebilir insani ve sosyal çözümler bulamıyoruz. Onları tekrar ailelerine teslim etmek zorunda kalıyoruz. Bu ailelerin de bir kısmı, özellikle çocuklarını veya başkalarının çocuklarını dilenmeye zorlayanlar Kamu Savcılığı’na sevk ediliyor”.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) üyesi ve çocuk işleri uzmanı Dr. Elie Mikhael, güvenlik güçlerinin bu olguyu engelleme konusundaki yetersizliklerine değindi. Mikhael, “Güvenlik güçleri yasayı uygulamak için denetim devriyeleri gönderebilir. Çoğu dilenci kendi işverenleri veya akrabaları tarafından zorlanıyor. Ebeveynleri, duruma karşı ilgisiz olmaları halinde çocuklarını cezalandırıyor” dedi.

“Güvenlik güçlerinin tek başına çabaları yeterli değil”

Elie Mikhael, “Güvenlik güçlerinin tek başına çabaları yeterli değil. Güvenlik sistemi ile toplumsal sistem arasında entegrasyon gerekli. Lübnan’daki bakanlıklar arasında planlama ve koordinasyon eksikliği, aynı şekilde dilencilik konusunda da vizyon ve uzmanlık eksikliği var” ifadelerini kullandı. Yetkili ayrıca, UNICEF’in Lübnan’daki Suriyeli mülteci çocukların işlerine verilen önem çerçevesinde dilencilik olgusunu düzeltmek için faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.
Sokak çocuklarının yüzde 70’inden fazlası dilenciliğe ve suç eylemlerine yöneliyor. Verilere göre, bu çocukların da yaklaşık yüzde 70’i “çingenelerden” ve Suriyeli mültecilerden oluşuyor.

Bir güvenlik yetkilisi yaptığı açıklamada, büyük bir Suriyeli grubun yanı sıra yüzde 15’lik bir dilenci grubunun da Filistinlilerden oluştuğunu belirtti. Yetkili, Lübnanlı dilencilerin sayısının en düşük orana sahip olduğunu vurguladı.

Koruma girişimi başarılı olamadı

Rania’nın, işsiz Mısırlı babası ve Lübnanlı annesi var. Şarku’l Avsat’ın takip ettiği dilencilerden biri. 8 yaşından bu yana kapı önlerine geliyor. Bugün ise 14 yaşında. Para talep etme yöntemleri ise kitap ve okul malzemesi satmakla sınırlı.

Rania’yı Mazraa’da (Beyrut’un Arap bölgesi) fakir kızlar için kurulan dernekle koruma girişimi başarılı olamadı. Belge eksikliğine rağmen dernek sorumlusu, mesleki eğitim almasını kabul etmişti. Ancak üç gün sonra Rania, dilenmenin daha büyük bir kazanım sağlamasından dolayı bu fikirden vazgeçti. Şarku’l Avsat’a konuşan yetkili, “Dilencilik, kolayca düzeltilemez. Bu durum sadece onunla ve iradesiyle bağlantılı değil. Onu kuşatan faktörler, bu durumu neredeyse imkansız hale getiriyor. Ayrıca dilenmek para istemekle de sınırlı değil. Aynı zamanda bağışçıların isteği ve hayırseverlerin merhamet duygusu ve ilgisini de içeriyor” dedi.

Rania’nın kardeşi İbrahim de tehlikeli bir aşamada. Yaşı 12’den küçük ancak bir bağımlıya dönüşmüş durumda. Yoldan geçenleri durdurarak ağlıyor ve ‘annesinin hastane kapısına atıldığını’ veya ‘büyükannesinin öldüğünü ve ailesinin onu defnedecek parası olmadığını’ söylüyor. Bir dükkana girdiğinde de çalmaktan çekinmiyor ve aynı şekilde dilenmeye çalışıyor.

Lübnan’da çocuklar dilenmeye zorlanıyor

Öte yandan Elie Mikhael, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lübnan’daki sığınma merkezleri, çocuk dilencilerle ilgilenmek konusunda uzman değil, çoğu dini merkezlere bağlı kuruluşlar olarak yetimlere bakmak için oluşturulmuş. Dilencilikten ziyade çeşitli bozulmalara ilişkin faaliyet yürütüyorlar. Hizmetleri ise ideal değil” dedi. Mikhael ayrıca, “Lübnan’ın, bu çocuklara bakmak için bir yardım hattı oluşturan ve onlara yiyecek, sosyal yardım ve günlük barınak sağlayan gelişmiş ülkelerdeki ‘Day care Centres’a ihtiyacı var. Ne yazık ki, Lübnan’da çocuklar dilenmeye zorlanıyor. Günlük olarak kendilerinden talep edilen miktara ulaşmaları halinde de fiziksel şiddete maruz kalıyorlar” ifadelerini kullandı. Bir güvenlik yetkilisi ise yaptığı açıklamada, “Sorun dilenmekle başlıyor. Ancak daha sonra bu küçüklerin vahşi bir ortamdaki varlıklarının sonucu olarak her türlü saldırı ortaya çıkıyor. Zira durum fiziksel ve cinsel saldırılar, uyuşturucu suistimalleri, pazarlama ve diğer birçok suça kadar uzanıyor” dedi.

Yetkili ayrıca, “Çocukların dilenmesinin önlenmesi, ebeveynleri için bir çalışma güvencesini zorunlu kılıyor. Ancak dilenen çocukları için iyi bir yaşam sağlayan asgari şartları güvence altına alacak bir çözüm ya da yol yoktur” dedi.

Suriyeli sığınmacılarını varlığının, bu toplumsal afeti sınırlandırma konusunda Lübnan devletine engel teşkil ettiğini söyleyen yetkili, “Şu anda mevcut olmayan uluslararası desteğe ihtiyacımız var. Kimse konuya öncelik vermiyor. Suriye savaşından önce ilgili uluslararası bakanlıklar ve kurumlarla konuya karşı ulusal bir plan başlatmıştık. Ancak iltica, bu seviyedeki çabalara, sokaklardaki bu çok sayıda çocuk ve kadının neden olduğu öncelikler nedeniyle son verdi” ifadelerini kullandı.

Yaptırımlar, sokaktaki mevcudiyetleri ve dilencilik ağının günlük olarak kazanılabilecek para miktarının bir sonucu olarak çocuklara yönelik ihlallerin boyutu karşısında etkisiz görünmekte. Basit bir hesaplamaya göre bu ağ, günde kişi başına en az 100 dolar sağlayan bir ticaret oluşturuyor. Bu nedenle çocukları dilenmeye zorlayanlar, büyük bir teröre yol açıyor.

Bu çerçevede Mikhael, evi olmayan terk edilmiş çocuklar için uzmanlık merkezlerinin kurulması gerektiğini vurguladı. Bu merkezlerin yeterli olmadığını söyleyen yetkili, “Lübnan’da dilenme oranı yüksek. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2015 yılında yayınladığı son raporda, sokaklardaki çocuk sayısının yaklaşık 5 bin olduğu belirtilmekte” dedi.