Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Maalesef Lübnan ve azınlıkların koalisyonu! | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan-Suriye sınırında bulunan radikal Suriye gruplarına karşı savaşan Şiî Hizbullah’a destek ittifakının şüpheleri, Lübnanlı Hıristiyan politikacıları ve sosyal kurallarınca dikkat çekici oldu.

Hatta Lübnanlı meslektaş medyacı Nedim Katvaş’ın bu gazetedeki değerlendirmesine göre, İran projesine karşı durma konusunda sesi yüksek çıkan Lübnanlı lider Samir Ca’ca, geri adım atarak Hizbullah’a ve Humeyni’nin kurduğu ve Hizbullah’ın koruyucusu olan İran rejimine karşı sert söylemini sürdürmedi.

Cibran Basil, Süleyman Franjiye ve Cumhurbaşkanı Avn’ın, İran’ın projesine hizmet eden mezhepçi Hizbullah’a destek vermeleri, bildiğimiz bir gerçektir. Bu destek bir çocuğa annelik yapar gibi ülkedeki Hristiyanları koruyan Batılı devletlerden alıştığımız bir gerçektir.

Bu nedenle İran projesinin, de yer aldığı bölgeyle ilgili oluşturulmuş projeler Lübnan’ın liderliğini kabul etmemektedir. Doğrusu bu; ciddi, tehlikeli ve kışkırtıcı bir gelişmedir. Bu gelişme demode olmuş mezhepçi duyguların aktif olduğunu göstermesi açısından tehlikelidir. Ayrıca, Cibran Basil’in partisinin ve mensuplarının propagandasını yapmaya çalışması başka bir kötü söylemi de doğurur. Bu kötü söylem, ‘Azınlıklar Koalisyonu’ düşüncesidir. Peki, kime karşı? Açıkça söylemek gerekirse Sünniler’e karşı. Sünniler, Refik Hariri (Lübnan’ın eski başbakanı) ve Fuad Sinyora (Lübnan’ın eski geçici cumhurbaşkanı ve başbakanı) gibi seküler insanlar olsalar bile.

Lübnanlı düşünür Rıdvan Seyyid, son olarak bu felaket eğilimine parmak basarak, felaketi kuruntu olarak nitelendirerek şöyle der, “Kuruntular sadece Hizbullah’ın Lübnan için savaştığını vehmetmeye bağlı değildir. Ayrıca bu konuda, Lübnanlı birçok Hıristiyan’ın oluşturdukları başka bir kuruntu daha vardır. Çünkü onlar hep orduya tutunurlar, bununla birlikte Hizbullah’a da tutunurlar. Çünkü Hizbullah, özellikle Hıristiyanları tehdit eden Sünni terör ile savaşmaktadır!” Rıdvan Seyyid, başta cumhuriyetin ve Lübnan yapısının hamisi Marunîler (Lübnan’da ve Suriye’de Hıristiyanlara verilen ad) olmak üzere, bir kısım Lübnan Hıristiyanlarının taşıdığı içgüdüsel endişenin göstergelerini de sözlerine ekleyerek şöyle der; “Lübnanlı Hıristiyanlar devlete, orduya ve kararlara en çok bağlı olanlar idi. Bugün ise; İran’nın savunduğu ‘Azınlıklar Koalisyonu’ zihniyeti onlara hâkim oldu. Onlara göre ordunun İran milislerini takip etmesinde ve devleti ve anayasayı unutmada bir sakınca yoktur.”

Son olarak değinmem gereken önemli bir not daha kaldı. Aslında bu notu tekrarlamak bir saçmalıktır. Şöyle ki; tartışmasız el-Kaide örgütü’ne fikirsel olarak bağlı olan Heyetu Tahriru’ş Şam ve DEAŞ gibi Tüm terör örgütlerinden Müslümanlar’ı korumak ve yeryüzünde barışı sağlamak adına büsbütün kurtulmak gerekmektedir. Bunlar Sünni Müslüman halkları için sorundurlar. Bu sorun, diğer halklardan önce Müslümanları etkilemektedir. Ancak İmad Mughniyeh, Mustafa Bedrettin, Kasım Süleymani, Mühendis Ebu Mehdi ve Sadık Halhali, bunların barış elçisi ve çağdaş devlet için laikliğin ve yeni değerlerin destekçisi olduğunu kim söyledi? İçgüdüsel korku, kritik zamanlarda kötü şeyler yapmaya sevk eder.