Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Milletler ve halklar nasıl ayağa kalkar ve yükselir? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Günümüzdeki gelişmeler, halkların gelişip ilerlemesini sağlamaya yönelik mekanizmalar hakkında soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Özellikle de titrek olmayan ellerle cesur kararlar alınması gereken geçiş zamanlarında…

Bu bağlamda “yolsuzlukla mücadele” öncelikli konuşulması gereken bir konu olarak duruyor. Yolsuzluğun her çeşidiyle, özellikle de ahlaksızlık halen yaygın bir nitelik taşıyor, tüm siyasi sistemlerde meydana geliyor, açık sermaye ekonomilerinden merkezi planlı ekonomilere kadar her türlü ekonomik sistemin gelişme düzeyinin bileşenlerinde gerçekleşiyor ise radikal bir şekilde mücadele edilmeden ekonomik büyüme ve reform yapılamaz.

Yolsuzluk, sanal olmayan gerçek ekonomik ilerlemede, devletlerin önünü kesmekte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin her birini eşit bir şekilde etkilemektedir. Rüşvet, siyasetin meşruiyetini zayıflattığı gibi aynı zamanda hükümet gelirlerini daraltıyor, yerel ve uluslararası ticareti ve yatırımları bozarak büyümeyi azaltıyor.

Yolsuzluk hiçbir şekilde yeni bir mesele değildir ancak soğuk Savaşın sonunda küresel bir mesele olarak ortaya çıkmıştır. Demokratik sürecin ve uluslararası ekonomik bütünleşmenin genişlediği yerlerde daha da hızlı bir şekilde kendine yer buldu. Bununla birlikte, dünyanın bazı yerlerinde, yolsuzluk, bu eğilimi yavaşlatmakla tehdit ediyor; bilakis işler tersine döndü.

Yolsuzluk ne kadar yaygın ve çok olursa yatırımları ve ekonomik kalkınmayı da o kadar engelleyebilir ve siyasi meşruiyeti zayıf düşürebilir.

Sonuçlarının uzun süreler boyunca kapatılabildiği görülse bile Nispeten yaygın yolsuzluğun eninde sonunda kontrolsüz kalması olasıdır. Yolsuzluk hayati reformlarla bağlantılı hale geldiğinde, bu reformlar, almış oldukları desteği kaybedebilir ve sonunda parçalanabilirler.

Uluslararası ticareti ve yatırım akışlarını bozan yolsuzluk ortamında ekonomik reform veya benzeri görülmemiş ekonomik umutların ete kemiğe bürünmesi her halükarda görülemez.

Yolsuzluk ortamlarında ve yolsuzluk mekanizmasının hakim olduğu yerlerde Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı da dahil, uluslararası organize suç faaliyetleri kolay bir hale gelir. Kara para aklama işini söylemeye dahi gerek yok. Bütün bunlar, sınırlarının küresel ticaret hareketine açılmasını isteyen ulusal ekonominin hayallerini engelliyor.

Yolsuzluk felaketi, sonuçları farklı olsa da zengin ve fakir ülkeleri aynı şekilde etkilemektedir. Yoksul ülkelerde yolsuzluk, ekonomik büyümeyi azaltabilir, ekonomik gelişmeyi engelleyebilir, siyasi meşruluğa zarar verebilir. Bu da yoksulluğu ve siyasi istikrarsızlığı daha da artırabilir. Gelişmiş ülkelerde yolsuzluğun ekonomiye etkileri daha az olabilir, ancak zengin ülkelerde bile yaşam standartlarını iyileştirmek için yolsuzluk getirileri kullanılmamalıdır.

Yolsuzluk, sosyal ve finansal sınıf farklılıkların derinleşmesine ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin genişlemesine neden olabilir. Aynı şekilde rüşvet verme imkânı ve istidadı olanların etki alanı genişledikçe buna imkânı olmayanlara zarar verebilir. Bu durum, sosyal doku bileşenlerinin bozulmasına ve daha sonra ise parçalanmasına neden olur. Hatta zengin ile fakir arasındaki sivil çatışma aşamasına kadar gider.

Kendine has özelliğinden dolayı yolsuzluk, Sıradan vatandaşları, siyasi liderliğin etkili olduğu alanlardan dışlayarak ve etkili hükümet oluşturmayı daha da zorlaştırarak hem sanayileşmiş demokratik ülkelerin, hem de gelişmekte olan ülkelerdeki siyasi meşruiyeti baltalayan bir faktör haline dönüşebilir.

Daha önce, bazı toplulukların istikrar ortamının sağlanmasına bizzat katkıda bulunduğu düşünülen yolsuzluk olgusu zamanla tersine döndüğünü görmekteyiz. Bunun kanıtı, Güney Kore, Japonya ve İtalya’daki son büyük kargaşa ve Meksika’da yaşanan artan hoşnutsuzluk.

Arap ekonomik devriminin ve Reform yolunun temel taşı olabilecek bir ilk adım var mıdır?

Kesin olarak, yolsuzlukla savaş ilan edilmesi işte bu ilk adımdır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik yolsuzlukla mücadelede kilit önem taşır. Şeffaflık ve ekonomik hesap verebilirlik eksikliği ile başa çıkmak kararlı ve azimli bir duruşu gerektirir. Bu duruş vatandaşın sesinin yolsuzluk ve yolsuzluk yapanlar karşısında duyulmasını sağlar.

Yolsuzlukla mücadele çok önemli bir cerrahi operasyondur ve yetenekli, objektif ve güvenilir bir cerraha ihtiyaç duyar. Bu da yalnızca halklarının çıkarlarına hizmet eden hükümetlerdir. Bu hükümet; Yolsuzluk yapan yetkililerden kurtulmak için herhangi bir çekingenlik hissetmemesi gerekir ve yetkili makamlarda bulunan her bir şahıs için etkili kontrol mekanizmalarını hareke geçirmelidir.

90’ların başında bir defasında yeni çökmüş Sovyetler Birliği liderlerinden biri, üst düzey bir ABD’li yetkiliye temel ve hassas bir soru sordu: Savaş alanında bir kurşun atmadan veya bir kişiyi öldürmeden bizi nasıl yendiniz ve imparatorluğumuzu yok edebildiniz?

Cevap ilginçti: “Ülkenizde liderliği ve yönetimde dizginleri ele geçirmek için en kötü ve en yozlaşmış unsurları size verdik.”

Yukarıdaki örnek, insan benliğinin büyümesiyle, kirli ve ahlaksız kârın peşinde koşarak yolsuzluk yapanların, büyük ve küçük devletleri uçurumun kenarına nasıl attıklarını göstermektedir.

Yolsuzlukla mücadele, ilahi kanunlar ve pozitivist normlar tarafından her bir kişiden yapılması istenen bir emirdir. Bu mücadele ve yüzleşme adaletini teminat altına alan ve her insana, hak ve haysiyetini, herhangi bir ihlal veya adaletsizlik olmadan garanti eden yasalar ve anayasalar olduğuna göre elbette ki hak, her zaman aranmayı en fazla hak eder…