Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Lübnan kime dost? Kendine mi, İran’a mı? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan’ın başkalarının içişlerine karışmaması ve bölge çatışmalarında nötr olması anlı şanlı Lübnan hükümeti ve başkanlığının verdikleri sözler arasındaydı, ama bu sözler seraptan ibaretmiş.

‘Hizbullah’ militanlarının İran Devrim Muhafızlarının organik parçası olduğu, Hasan Nasrullah’ın Velayet-i Fakih askeri olduğu, tüm dünya Müslümanlarının lideri olduğu ilan edilen Ayetullah Hameney’in bir müridi olduğu ve ona tabi olduğu herkesçe malumdur.

Şimdiye kadar ‘Hizbullah’ın’ sarı bayrağının altında iş tutan Lübnanlı gençlerin Suriye güneyinde, Baalbek Hermel, Halep ve kırsalında, Şam’ın Seyyide Zeynep semtinde, Kalamun Dağlarında, Barada Vadisinde ve köylerindeki savaşa katıldıklarını gayet yakından biliriz.

Humeyni’nin sarı renkli partisinin uzmanlarının Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da da rolleri olduğunu göreceksiniz. Maşallah, tebareke Allah, ne de olsa kambersiz düğün olmaz! Siyah sarıklı o adam da ‘Ey cemaat, biz komutan değil, neferiz!’ diye sırıtarak Lübnan şivesiyle konuşmuştu.

Son günlerde, Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Saada’daki kaleleri sayılan Ukbet Miran’da yapılan operasyonda aralarında saha komutanlığı yapan 8 ‘Hizbullah’ militanının öldürdüğünü açıkladı. Fransız Haber Ajansının Koalisyon sözcüsü Albay Türki el-Maliki’ye dayanarak aktardığı haberde ‘Hizbullah militanlarının öldürüldüğü ilk vakıa değil, bundan önce de ‘Hizbullah’ militanları öldürdük’ dediği aktarılmıştır. Riyad’ta basın açıklamasında bulunan sözcü sekiz kişilik grubun başkalarıyla birlikte Suudi Arabistan sınırına yaklaşmaya çalışırken istihbarat sistemleri tarafından gözlem altına alınarak öldürüldüğünü belirtti.

Lübnan hükümetinin konuya bakış açısı ne? ‘Hizbullah’ın’ Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer ülkeleri hedef alan terörist eylemlere karışmasına ne diyor? Unutmayınız ki, Nasrullah bu terör eylemlerini karıştığı en onurlu savaş olduğunu söylemişti.

Uluslararası teröre karışan ve adı ‘Hizbullah’ olan bu örgüte karşı Lübnan hükümetinin soğukkanlı bir tavır takınması ve yaptıklarını görmezden gelmesini anlayamıyorum.

Lübnan devleti, içinde, derinlerinde terör örgütü varken, normal mali ve banka sistemine sahip ve emniyetli bir ülke olmayı nasıl ister?

Geçmiş dönem Başkanı ‘Latif, zarif’ Barack Obama’nın tersine, Trump liderliğindeki Amerikan yönetimi İran’a, İran’ın bölgedeki aktivitelerine ve İran’ı destekleyenlere karşı.

Hizbullah’ın sevgi dolu annesi, İran’da ise durumlar gayet ciddi. Humeyni’nin cumhuriyetini ‘zor ve tehlikeli’ günler bekliyor. Bu benim tespitim değil, ‘Arman Amruz’ gazetesinde Pazar günü yayınlanan açıklamada İran Dışişleri Bakanı Müsteşarı ‘Ali Hurrem’ söyledi.

Lübnan devleti, bir taraftan Lübnan ve Lübnanlıların çıkarları ve diğer taraftan İran ve Lübnan’daki sarı renkli tebaasının çıkarları arasında seçim yapmalıdır. İkisini aynı anda gerçekleştirmek mümkün olmaz.

Bilinen bir atasözüyle makalemi bitirmek isterim: Hem kekin tümünü yemek hem bütünüyle kalmasını isteyemezsin!