Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Muhafazakar aktivistlerden Hamaney’e uyarı mektubu | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Besic güçlerinin öğrenci yapılanması ve Muhafazakar kanatta yer alan eski yetkililerin de aralarında bulunduğu 300 aktivistin, İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’e yönelik kaleme aldığı mektup gündeme oturdu.

Böylece Hamaney’e gönderilen mektuplar, ‘kişisel’ olmaktan çıkarak ‘kitlesel’ boyuta ulaştı.

Mektupta, İran içerisinde süren kötü gidişata yönelik endişelerden, nükleer anlaşmaya ve bölgede kurulmaya çalışılan hegemonya politikasına yönelik eleştiriler göze çarpıyor.

Aktivistler, İranlı yetkililere sert eleştiriler yönelttiği mektupta, ‘yönetim ve halk arasında oluşan uçuruma’ dikkati çekerek uyarıda bulundu ve ayrıca kötü gidişata ilişkin rahatsızlıklarını dile getirdiler.

Mektubun altında imzası bulunan aktivistler, 19 Şubat’ta Hamane’ye benzer bir mektup gönderen İran’ın eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın tutumuna yönelik desteklerini vurguladılar. Ahmedinejad için ‘halktan gelen taleplerin siyasi bürokrasideki sesi’ benzetmesi yapıldı.

Mektupta yer alan imza listesinde, mevcut Cumhurbaşkanı Ruhani’nin rakibi ve Hamaney’e yakın muhafazakar cenahın adayı İbrahim Reisi’nin seçim kampanyasında görev alan çok sayıda yetkili yer aldı.

Mektupta, Ahmedinejad’a yakın isimlere yönelik baskı konusunda yardımcısı İsfendiyar Rahim Meşşai ve iki haftadır açlık grevinde olan Hamid Bakayi’nin tutuklanması eleştirildi.

İmza atanlar, devrim ilkelerinin ülkedeki mevcut durumu ve altyapıyı taşıma noktasında yeterli olduğuna dair şüphelerini dile getirirken, bu kötü gidişatın son 40 yıl içinde zirve noktaya ulaştığını vurguladılar.

İran medyasında çıkan haberlerde, mektubu imzalayanlar arasında İran’da bulunan Hizbullah hareketine mensup isimlerin yanı sıra devrim kurumlarında ve dini medreselerde görev alan yetkililerin de olduğu bildiriliyor.

Aktivistlerin İran liderine gönderdiği mektupta, İran’da ‘anayasaya bağlı olarak köklü ve temel reformlar’ yapılması gerektiği vurgulanarak, rejimin yavaş yavaş ruhunu kaybettiği ve bitkin düştüğü ifade ediliyor. Ayrıca bu reformları gerçekleştirecek herhangi bir yetkili kişi olmadığı için bunun Hamaney’in görevi olduğu belirtiliyor.

Mektup, Hamaney’in geçen günlerde “40 yıllık ömründe Rejim ilk kez sosyal adaleti tesis etmede başarılı olamadı” sözlerinin ardından geldi.

Muhafazakarlar tarafından da imzalanan mektupta, “Hâlihazırda adalet, özgürlük, halkın yönetimi ve hatta ülkenin bağımsızlığı layık olduğu yerde durmuyor” ifadesi yer aldı.

İran Hükümeti hakkında aktivistler, “Gayri resmi ve paralel yapıların oluşturulması ve genişletilmesi, kamuda karar verme noktasında devlet rolünün gerilemesi, ülkenin yönetimi bir yandan, seçim mühendislikleri diğer yandan durum öyle bir noktaya varmıştır ki, Hükümetimizin İran halkı ve taleplerini temsil ettiğini söylememiz mümkün değil” ifadelerini kullandılar.

Mektubun devamında, “Seçilen Cumhurbaşkanıyla ilgili halk, ‘kötünün iyisi’ şeklinde düşünüyor… Halk, hükümeti kendinden saymıyor, aksine kendine karşı olarak görüyor” denildi.

Parlamentoya’ da değinilen mektupta aktivistler, ‘Parlamentonun halkın menfaatine dönük kanun koyma, ulusal projeleri hayata geçirmeye ilişkin hiçbir umudu olmadığını’ belirtiyorlar.

Yargı organı da mektuptan nasibini alıyor;

“Yargı, yolsuzluk yapanlara karşı mücadele etmek yerine halkın adalet taleplerine ve yolsuzluk yapanların çıkarlarını tehdit edenlere karşı mücadele ediyor” denilerek yargı için, “İran halkına karşı adaletsizliğin ve zulmün koruyucusu” nitelemesi yapıldı.

Eleştiri oklarının hedefinde bir de İran seçimlerinin uygulanmasından sorumlu Anayasa değişikliği komitesi vardı, “Görevi ulusal çıkarları gözetme, sol ve sağ (reformistler ve muhafazakarlar) arasında oluşacak şüpheleri bertaraf etme olan Anayasa değişikliği komitesi, halkın desteğini almış bağımsızların meclise girmesine -yanlışlıkla veya kasten- mani olan bir kuruma dönüştü”

Dış politikada konusunda ise aktivistler, İran’ın dış politika hususunda ‘yanlış strateji izlediği’ gerekçesiyle yönetime sert eleştiriler yöneltirken, bu stratejilerin en başında ‘nükleer anlaşmada aşağılanmayı kabul etmek’ olduğunu savundu. Bir yandan bölgedeki politikalar nedeniyle ülkenin ve halkın enerjisini hiç etmekle diğer yandan ise attığı yanlış adımlarla ülkenin iç işlerini ve geleceğini tehlikeye atmakla suçlanan İranlı diplomatlar ağır bir dille eleştirildi.

Güvenlik güçlerine de mesajı olan aktivistler şu ifadeleri kullandı;

“Ülkenin ve halkın güvenliğini koruması gereken güvenlik güçleri, yönetimdeki bazı adamların güvenliğini ve koltuğunu korur hale gelmiştir. Ülkede eşi benzeri bulunmayan imtiyazlara sahip olan ve nüfuzunu oldukça güçlendiren Devrim muhafızları da, siyasi, kültürel, ekonomi, medya ve yargı gibi çeşitli alanlarda sesini duyurmaya çalışan aktivistlerin hapse atılması için kullanılan bir cezalandırma sopası haline geldi.”