Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Müslüman bir ailenin evlat edindiği İngiliz kızın hikayesi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Pakistanlı Müslüman bir ailenin yanında yaşayan Rebecca Brown, İngiliz BBC kanalına verdiği söyleşide sürdürdüğü hayatın ayrıntılarını anlattı. Haber ekibini, koruyucu ailesi Şanaz ve Muhammed Erşad çiftinin verdiği akşam yemeğinde ağırlayan Brown, kendisinin teröristlerle değil, tıpkı diğerleri gibi sıradan bir aile ile yaşadığının bilinmesini istediğini söyledi.

12 yaşından bu yana Müslüman ailenin yanında yaşayan Brown, 18 yaşını doldurduktan sonra da kendi isteği ile ailenin yanında yaşamaya devam etti. “Ben bu ailenin bir parçasıyım” diye konuşan Brown, açıklama yapma gereğini duymasına gerekçe olarak da yakın zamanda beş yaşındaki Hristiyan bir kızın Müslüman bir ailenin yanına verilmesinin ardından depresyona girdiği ile ilgili haberlerin yayılmasını gösterdi. Kamuoyunu bilgilendirmek istediğini kaydetti.

Şanaz ve Muhammed Erşad’ın yanlarına gelişinin üçüncü ayından itibaren onlara anne ve baba diye seslendiğini belirten Brown, “Muhammed ve Şanaz olmasaydı gerçek bir ailem de olmazdı” dedi. Şanaz ve Muhammed’in kendisini 18 yaşından sonra zorunlu olarak ayrılması gerektiğini bile bile tüm sevgi ve merhametleriyle kucakladıklarını kaydetti.

Ailesine daha yakın olmak için Urducayı öğrendiğini belirten Brown hatta onlarla birlikte Pakistan’a da gitmiş.

Okulundaki arkadaşlarının sık sık kendisine anne ve babasının patlayıcı kullanıp kullanmadığını sorması Brown’ı sürekli olarak savunma yapmaya itmiş. Cevabı ise hep aynı olmuş: Ailem de tıpkı sizlerin ailesi gibi. Ve emin olun onlardan daha iyiler.

İnsanların Müslüman koruyucu ailelere olan olumsuz bakışlarını değiştirmelerini isteyen Brown, “Bir kitabı kapağına bakarak anlayamazsınız. Medyada yer alan her şeye inanmamalısınız. Özellikle de İslam ile ilgili olanlara” ifadelerini kullandı.

Ön yargılar ailenin peşini bırakmamış

Rebecca Brown’ın annesi Şanaz, BBC ile yapılan söyleşide çevre ve kendi yakınları tarafından olumsuz eleştirilere maruz kaldığını, insanların kızının kendi kimliğini kaybedeceğini düşündüğünü ve kendisine sürekli “Sizden biri mi olacak?” “Bir Pakistanlıyla mı evlenecek?” gibi sorular sorulduğunu anlattı. Rebecca’ya gözü gibi baktıklarını söyleyen Şanaz, eşiyle birlikte Afganistan ve Kenyalı birer çocuğun daha koruyucu ailesi olduklarını ve kesinlikle kendi kimliklerini kaybetmediklerini söyledi.

Ailedeki her kültür ve dine saygı duyduklarını ve Noel tatilini bir arada olmak için bir fırsat olarak gördüklerini ifade eden Şanaz, Brown ile İslam hakkında konuştuğunu ancak kesinlikle ona bunu dayatmaya çalışmadığını belirtti.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan The Fostering Network adlı yardım kurumunun başkan Kevin Williams, son yirmi yıldır koruyucu ailelerin yanında kalan çocukların inanç ve kültürlerinin desteklenme ihtiyacının daha da arttığı görüşünde.

Tüm ebeveynlerin, çocuklar onlarla yaşayamaya başlamadan önce sosyal hizmet uzmanlarıyla işbirliği içinde eğitime tabi tutulduğunu belirten Williams, koruyucu ailelerin çocuklar için bir din belirlememeleri gerektiğini vurguladı. Williams “Ancak eğer dindar bir aile iseler çocukla bu konuda konuşabilirler. Çocuğun bunu öğrenmesi önemli” ifadelerini kullandı.

The Fostering Network tarafından yayınlanan rapora göre, İngiltere genelinde yetim çocuklar için koruyucu aile bulmak zor. The Fostering Network Başkanı, “Çocukların özellikle dini ve kültürel açıdan gelişimleri için mümkün olduğunca aile ortamında büyümelerini istiyoruz. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor” diye konuştu.