Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Irak’a özel 14 Mart arifesinde | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Seyyid Mukteda es-Sadr’ın başkanlığındaki ‘Sairun’ harekatı ila Haşdi Şabi milislerinden oluşan ‘Fetih’ harekatı arasındaki ittifakın ilanı Parlamento kubbesi altındaki milletvekili dağılımını yansıtacak ve ona göre siyasi program ortaya koyacak bir hükümetin kurulmasını uman ve ona göre planlar yapan Irak sivil harekatına hem siyasi hem manevi bir darbe oldu. Sairun-Fetih ittifakı mezhepler üstü milli bir hükümetin kurulmasının önüne geçmekle kalmadı, politikayı ve hükümet kurulmasını devlet sandalyelerinin bölüşümü üzere kurulmuş mezhepçi anlayış geri götürdü.

Ardarda gelen ulusal mutabakat hükümetlerinin politika, güvenlik ve ekonomi alanlarında ülkenin yönetiminde yıllarca başarısız olduktan sonra devleti teknokrat veya uzmanlardan oluşan bir milli hükümet eliyle devlet kurumlarının içeriden iyileştirilmesi için yapılan çağrılara karşın, mezhep veya etnik tabanlı hükümet kurulması bu çağrılara ağır bir darbe teşkil eder.

Sivil laik, solcu, komünist çevreler ve hatta ılımlı İslami (Sünni ve Şii) akımlar sivil harekata son iki yılda katılan parti ve politik akımların tutumlarından dolayı hayal kırıklığına uğradı. zira, bu partiler sivil harekatın iktidar partilerine karşı açtığı sloganları benimsemiş, reform sürecini ve geniş denetim yapılmasını desteklemiştir. Sivil harekatın rüyalarına ihanet eden iktidar partileriyle büyük bir çatışmaya hazırlanan ve Irak kamuoyunu etkileyen sivil ve solcu seçkinler, uğradığı kritik durumdan dolayı, büyük bir ihtimalle, önceliklerini yeniden düzenleme ihtiyacı duyacaklardır. Sivil harekatın reformist taleplerinin iktidar partilerinin çıkarlarıyla uyumlu olmayacağından, bu tür çatışmanın kaçınılmaz olduğu değerlendirilir.

Irak üzerinde vasilik görevinden feragat etmek istemeyen dış güçler uygun zamanda müdahale etti ve, Irak’ın nazik durumunu ve sokakların kalkışmaya uygun olmayışını, bölgesel ve uluslararası konjonktürün rejimi tehdit ettiği dönemde bir kalkışma yapmanın ülkeye tehdit doğuracağını bahane ederek, itiraz etmeye yeltenen yaramazları susturabildi.

Tahran’ın ev hesabı Bağdat’ta çarşı hesabına uydu; İranlı hegemonya beyni Irak’ı kontrolü altına aldı ve politik istikrarını bölge çatışmalarına bağladı. Bu hesaplar Tahran’a doğrudan yaramasa da, kendi ölçeklerine özel ve iç-dış büyük ölçekli değişimleri kale almadan istediği şekilde kendine özel biçilmiş bir Irak hükümeti kurdu.

Tahran’ın eylemleri 11 Eylül ve Afganistan ve Irak işgalinden sonra Beşar Esad rejiminin Lübnan’da uyguladığı körü körüne inatlaşma politikasını ve eski Lübnan Cumhurbaşkanı Emile Lahoud’un görevi başında bir dönem daha cumhurbaşkanı olarak kalmasını zorlamak amacıyla yerel ve uluslararası istekleri dikkate almama politikasını hatırlatıyor. Esad rejimi bir tek uluslararası arzuya sırtını dönmedi, Suriye’nin Lübnan’daki askeri varlığına karşı 2001 yılında yayınlanan ünlü piskoposlar bildirgesinde ortaya çıkan Lübnan iradesine de sırtını dönmüş oldu. Bir tek Hristiyanlar değil, Kurnet Şahvan adıyla bilinen politik toplantıda buluşan rahmetli Refik El Hariri ve Dürzi lider Velit Canbolat’a Suriye’nin Lübnan üzerindeki vesayetine karşı milli bir ittifakın nüvesini kurdu.

14 Şubat 2005 tarihinde Lübnan Başbakanı Refik Hariri’ye yapılan suikast bir ay sonra görülen ikinci istiklal intifadasına yol aştı ve 14 Mart 2018 tarihinde El Hariri’nin suikastla öldürülmesine tepki olarak Suriye ordusunun Lübnan dışına çıkmasıyla sonuçlanan Şam’ın Lübnan üzerindeki vesayetine karşı bir intifada başladı.

Pratikte, Irak’ta geniş halk kitlelerin ve politik desteğe sahip olan sivil harekat Tahran tarafından suikasta uğradı. Belli ki, Tahran bu harekatın büyüyerek vesayeti karşısında güçlenmeden politik olarak tasfiyesini yeğledi, Zira; Irak’taki sivil harekatın El Sadr akımı ile birleşerek parlamentoya girmesinden, El Necef’teki dini liderliğin desteğini alarak halk nezdinde büyümesinden ve 2003 yılından beri Tahran’ın Irak’a empoze ettiği politikacıların zaafını ortaya çıkardığından Tahranlı politikacıların rahatsız olduğu çok bariz şekilde görülüyor.

Bekri Sıddık ihtilali, Vesbe ayaklanması, Ferhud kalkışması, 14 Temmuz askeri darbesi, 14 Ramazan harekatı, 30 Haziran darbe karşıtı darbe, El Hulud salonu idamları, 9 Nisan 2009 tarihinde Bağdat’ın düşmesi, Irak’ta Baas rejiminin yasaklanması ve ardından Lübnan’dan çıkarılması gibi Irak’ın başından geçen büyük ve tarihi değiştiren olaylar Irak’ta bol bol görülmekteydi Son gelişmeler Manhatten olaylarının uluslararası sonuçları olarak ortaya çıktı. Buna benzer olarak, uluslararası olaylar ortaya çıkması ve Irak’ta güç dengesinin Iraklı sivillere ve bazı politikacıların lehine değişmesi halinde İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’daki birikimleri de Tahran’ın parmakları arasından kayacak ve kaybolacaktır. İşte bu, 14 Mart’ın Irak nüshasıdır ve beklenmektedir.