Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Netanyahu savaşa işaret ediyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

ABD, Hizbullah’a karşı uluslararası koalisyon oluşturmaya çağırdığı, Hizbullah’ın iki liderini yakalamaya yardım etmek için milyonlarca dolar ödül ayırdığı bir zamanda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suriye topraklarında İran’ın askeri varlığına saldırı yapmakla tehdit etmeye ve gözdağı vermeye devam etmesi tuhaf olmasa gerek. İranlılar, Suriye’de ve hatta Suriye tepesini işgal eden İsrail güçlerine taş atacak mesafede bulunuyorlar. İran, Suriye ve Golan tepeleri yakınlarında askeri ve milis güçlerini yığmaya devam ederken söz konusu tehdidin sadece bir tehdit olarak kalması belki de dikkat çekici bir durumdur.

Binyamin Netanyahu, Donald Trump yönetimindeki üst düzey yetkililere hem askeri hem de milis olarak Suriye’de İran’ın haddi aştığını ve sadece İsrail’in Golan tepelerini işgal etmesine değil, İsrail’in varlığına da gerçek bir tehlike oluşturduğunu bildirmek için Washington’a gitmişti. İsrail Başbakanı’nın ABD’nin ardından Rusya’ya gitmesi ciddi bir izlenim uyandırdı. Çünkü Netanyahu, ABD başkanına ilettiği kaygıların aynısını Vladimir Putin’e ve önde gelen bazı kurmaylarına da iletti. Fakat İran, bu Arap ülkesinde askeri ve milis gücünü azaltmak yerine donanım, nicelik ve nitelik yönünden varlığını yoğunlaştırmaya başladı. Buna rağmen İsrail, gerçekten korkunç bir sessizliğe büründü. İsrail başbakanı artık bu hususu gündeme getirmiyor. Bu da söz konusu bölgeyle ilgilenenlerin nezdinde, belki de hem batıda hem de ABD’de pek çok soruların ortaya çıkmasına neden oldu.

Dolayısıyla Netanyahu’nun bu konuda Trump ve Putin’den makul güvenceler aldığına dair düşünceler yaygınlaşmaya başladı. Çok geçmeden İsrail başbakanı, İran’ın haddini tamamen aşarak Suriye’deki varlığı İsrail’in güvenliği için tehdit oluşturduğu bir zamanda İsrail’in artık eli kolu bağlı kalamayacağını yüksek bir sesle duyurdu. Netanyahu bunun da yarın İsrail’i, İran’ın bu varlığına karşı saldırmaya mecbur edeceğini, hatta bu durumun Golan tepelerinden başlayarak İran’daki balistik füze üslerine kadar bölgede kapsamlı bir savaşın çıkmasına yol açabileceğini ifade etti.

Netanyahu, söz konusu tehditlerine gerçek bir izlenim vermek için ivedilikle Rusya’ya ikinci bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette Rusya devlet başkanıyla görüştü. Bu görüşmeden sızan bir takım bilgi ve haberlere göre İsrail’in Suriye’de İranlılara yönelik saldırısının kaçınılmaz hale geldiği ve bu saldırının ister Lübnan’da ister Suriye’de olsun Hizbullah’ı da kapsayacağı söyleniyor. Çünkü Hasan Nasrallah’ın kendisi, Velayet-i Fakih birliğinde savaşçı olmaktan gurur duyduğunu pek çok kez deklare etmişti.

Ancak sadece gözlemcilerin değil, bölge ve bölge dışındaki üst düzey yetkililerin nezdinde de kısa bir süre içerisinde işgal altındaki Golan tepelerinden başlayarak top ve füze seslerinin duyulacağı yaygın bir kanı haline gelirken Binyamin Netanyahu hiçbir şey olmayacakmış gibi yeniden sessizliğe büründü. Bu durum, Suriye topraklarında İran’ın nicelik ve nitelik bakımdan artan askeri varlığı ve Suriye’deki kötüleşen durumlar karşısında İsrail’in tutumundaki tereddüt ve istikrarsızlık bir takım sorulara yol açtı. Niçin İsrail, savaşın kaçınılmaz olduğu izlenimini verecek kadar gerginliği tırmandırıyor ve sonra da aniden bu tutumundan vazgeçerek Suriye’de meydana gelen olayların sanki yerkürenin son noktasında yer alan “Vakvak” adasında cereyan ediyormuş gibi ölülerin sessizliğine bürünüyor?

Bunun için belki de şunu hatırlatmak gerekiyor. Seçildikten kısa bir süre sonra ABD başkanıyla yaptığı ilk görüşmede İsrail Başbakanı, ABD Başkanı’ndan işgal edilen Golan tepeleriyle ilgili İsrail’in egemenliğini tanımasını talep etti. İsrail, 1981 yılında Golan tepelerini ilhak etme kararı almıştı. Fakat Donald Trump, bu talebe Binyamin Netanyahu’yu hayal kırıklığına uğratan bir sessizlikle karşılık verdi. Netanyahu, Trump’ın ABD Başkanı ve Beyaz Saray’ın efendisi olarak seçilmesinin ardından Amerika’dan istediği kararı çıkartmanın çantada keklik olduğunu zannediyordu. Yine Netanyahu, ABD yönetiminin İsrail hükümeti mesabesinde olacağını ve bu hususta başında bulunduğu İsrail hükümetinden bile daha fazla karşılık bulabileceğini düşünüyordu.

Bu sözlerin anlamı şu ki Binyamin Netanyahu, özellikle 2011 yılında başlayan Suriye krizinin son yıllarında savaş davullarına vurmaya ve diğer yandan da hem gözü hem de aklıyla işgal edilen Golan tepelerine yoğunlaşmaya devam ediyor. Açıkçası Suriye’de İran’ın askeri ve milis varlığına karşı savaş tehdidi savurmaya devam ederek Suriye krizinde müşterek koordinasyona özen gösteren Rusya ve ABD’yi, Golan tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanımaya mecbur bırakacağı yönünde Netanyahu’nun neredeyse kesin bir düşüncesi var. Hafız Esad, Haziran 1967 savaşında Savunma bakanıyken İsrail’in Golan tepelerini işgal etmeden iki gün önce Golan tepelerinin işgal edilip düştüğüne dair askeri bir bildiri yayınlanmasını emretmişti.

Açıkçası Netanyahu’nun Suriye’nin sonuçta bölünmeye doğru gittiğine dair ya kanaati ya da bilgisi var. İsrail’in bu bölünmeden payını alması için Netanyahu’nun, Rusya ve ABD’nin Suriye’deki planlarını karıştırmak üzere savaş tehdidi savurmaya devam etmesi gerekiyor. Bu şekilde Netanyahu, önce Rusya’yı sonra da ABD’yi Golan tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanımaya mecbur edecek. Gerçekten de Golan tepeleri Haziran 1967 savaşında İsrail’e teslim edilmişti.

Şuna da işaret etmek gerekir ki Rusya, Binyamin Netanyahu ve İsrail hükümetiyle olan koordinasyon düzeyini artırdı. Özellikle Ruslar Suriye’deki planlarıyla ilgili karşılaştıkları sorunları hafifletmek, İsrail’in Golan üzerindeki egemenliğinin tanınmasını ertelemek ve bu kriz bittiğinde Suriye topraklarında bulunan kitlesel imha silahları diye tabir edilen İran silahlarını etkisiz hale getirme sözü vermek için Benjamin Netanyahu ve bu İsrail hükümeti ile koordinasyon seviyelerini yükselttiler. Dahası, Moskova’nın İsrail’e bu silahları yok etme ve ortadan kaldırma için ihtiyaç duyduğu bilgileri sağladığı konusunda bazı duyumlar var.

 

Gerçekler böyle olduğundan dolayı Binyamin Netanyahu, Suriye’de İran’ın varlığına ani bir saldırı yapmakla tehdit etmeye devam ediyor ve sonra da bundan vazgeçerek ölülerin sessizliğine bürünüyor. Netanyahu’nun bu şekilde karışıklık çıkartmasının amacı, Rusya ve ABD’nin Golan tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanımasını sağlamaya çalışyor. Hafız Esad, halkına karşı iç savaşla, Filistin direnişi ve Lübnan’daki Filistin direnişinin destekçilerine karşı mücadele etmekle meşgul olduğu bir zamanda İsrail, Golan tepelerini 1981 yılında ilhak etmişti.

Sonuç olarak Rusya’nın Suriye’deki pozisyonunu tam olarak ayarlamadığı müddetçe İranlıları ihmal etmesinin mümkün olmadığı açık bir şekilde görülüyor. Bu da ayarlama işlemi birkaç ay, bir yıl ya da iki yıl içerisinde bitene kadar Binyamin Netanyahu’nun tehditlerinin boşa gideceği anlamına geliyor.