Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Oyun kurucu Kim Jong-un | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

2018 Dünya Kupası yılı. Futbol halkları, büyük Rus randevusuna hazırlanıyor. Sihirli yuvarlağın severleri arasında bir teyakkuz, futbol özlemi, milli duygular ve ticari hesaplar var…

Haftalar sonra küresel köyü işgal etmeye hazırlanan bu hararetin başlamasıyla birlikte sevinç duyduk. Genellikle kanla dolu siyasi haberlerden uzaklaşalım istedik.

Her ne kadar dünya 2018 Dünya Kupası’nın esiri olsa da şehirleri ve üzerindekileri harabeye çeviren generallerle meşgul olmak yerine ‘General’ Lionel Messi’yle , geriye yetim, dul ve mülteci bırakmayan ‘General’ Cristiano Ronaldo’ya, Neymar’ın dehasına, servetine ve gelecek projelerine yoğunlaşsa, ya da kıtalararası bir sembole ve ülkesinde bir ticaret markasına dönüşen Muhammed Salah’ın yükselişine odaklansa ne güzel olacak..

Bazen spor gazetecilerini kıskandığımı belirtmek istiyorum. Güzel ve temiz savaşların haberlerini yapıyorlar. Öldürmeyen ve öldürülmeyen kişilerle röportaj yapıyorlar. Zamanlarını futbolu ve futbolseverleri takip ederek geçiriyorlar. Korkunç ve korkak rejimleri vuran nükleer arzular spor gazetecilerini ilgilendirmiyor. Uluslararası sınırlara ve sözleşmelere önem vermeyen kişilerin sahip oldukları balistik füzeler, onları endişelendirmiyor. Spor gazetecileri, haritaları parçalamayan ve felakete neden olmayan başarıları yayınlıyor. Onlar, oyuncuların hayali fiyatlarını, kulüplerin ve takımların haberlerini takip ederek vakitlerini geçiriyor. Biz ise korkunç, sahte açıklamaları ve milislerin yaratıcılığını aktararak zamanımızı geçiriyoruz.

Dünyanın fileleri, birdenbire sarsılarak futbol tatiliyle yarıda kesildi. Messi, Ronaldo ve arkadaşlarından daha yetenekli birisi var. Kim Jong-un, sahneyi işgal ederek dikkatleri üzerine çekti. Dünya, ekranların karşında çakılıp kaldı. 70 yıl önce top seslerinin sustuğu Kore Savaşı’ndan bu yana ilk kez bir Kuzey Kore lideri, silahtan arındırılmış bölgede sınır hattını geçti. Kim, el sıkışarak, konuşarak ve vaatte bulunarak geldi.

Dünya, şaşkınlığa uğradı. Aynı kişi geçen yıl defalarca yakın ve uzak ülkelerin nefeslerini tutmasına neden oldu. Kim, bir babanın uzun süre beklediği çocuğunun dünyaya gelişine sevindiği gibi nükleer denemenin başarılı olmasına sevindi. Amerikan topraklarına ulaşma gücünden emin olmak için provokatif gülümsemesiyle balistik füze denemelerini izledi. Tesadüfler, Pyongyang’ın niyetini ölçmenin ve duygularını tahmin etmenin zor olduğu bir şahsın kontrolünde olmasını ve Washington’un da tepkilerinden emin olmanın zor olduğu bir kişinin kontrolünde olmasını istedi. Nükleer kulübe giden yeni heyetle, tarihte en güçlü tersanenin düğmesini elinde tutan kişi arasında sert sözler savaşı başladığı zaman dünya endişeye kapıldı. Donald Trump, Kim İl-Sung’un torununa baskısını artırdı. Olası ağır bedellerin ve tüm seçeneklerin masada olduğunu kendisine hatırlattı. Çin Devlet Başkanı’nın pervasız komşusuna bahane bulması zordu. “Yoldaş” Vladimir Putin, Guta’yı ve Şam’ın kenar mahallelerini kurtarmakla meşguldü. Tersanesini tamamladıktan, askerlerine ve partideki yoldaşlarına sadık kaldıktan sonra Kim, olası fırtına karşısında şemsiyenin yokluğunu hissetmiş olacak ki olayların gidişatını değiştirmeye karar verdi.

Kim, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile düzenlenen zirve sonrasındaki deklarasyonu gerçekten önemsiyorsa o zaman biz kesinlikle dengeleri ve milyonlarca insanın kaderini değiştiren tarihi bir gelişmeyle karşı karşıyayız demektir. Deklarasyon, Kore Savaşı’nın son bulduğunu ilan etmek, daimi ve sağlam bir barışa ulaşmak ve Kore Yarımadası’nı nükleer silahlardan tamamen arındırmaya çalışmak amacıyla uluslararası müzakerelere devam edileceği hususunda bir anlaşmaya atıfta bulundu.

Kim’in daha fazla boğulmaktan başka bir çözüme sahip olmadığı düşünülüyordu. Yani nükleer kulübe bombayla saldırması “güvenlik poliçesi” olarak addedilecekti. Dış yaptırımlar, halkın yoksulluktan usanması ve babasının zamanında süresi dolan sloganların çocuklara enjekte edilmesi nedeniyle rejiminin çöküş zamanı geldiğinde Kim’in füze tersanesine oturacağını zannedenler vardı. Fakat Kim, sürpriz yaparak gidişatı değiştirdi.

“Saygın lider”in zihninde dolaşanları ve kendisini, rotasının yönünü değiştirmeye iten şeyi tahmin etmek zor. Kim, dünyayla doğal bir ilişki kurmadan ekonomik iyileşmenin imkânsız olduğuna mı kanaat getirdi? Birisi Kim’e Berlin duvarının yıkılış hikâyesini ve Doğu Almanya’nın kendisini Batı Almanya’nın kucağına nasıl attığını mı anlattı? Kim, füze ve nükleer şantaj döneminin geçtiğini ve Donald Trump’ın Barack Obama’ya asla benzemediğini mi anladı? Kim, teknoloji ve demokrasi sayesinde Güney Kore’nin elde ettiği ilerlemenin hacmi ile kendisini sarsarak en azından pencereyi açmaya mı karar verdi? Kim, tavizleri Trump’la beklenen görüşme masasında sunmak yerine diğer Korelilere tavizler sunması için Çin’den bir nasihat mi aldı? Kim, Küba füze krizinin ardından Fidel Castro’nun elde ettiğine benzer bir taahhüdü ABD’den elde etmeyi mi hayal ediyor? Yani Kim, huysuz çocuk rolünü oynamaktan vazgeçmesi karşılığında Washington’dan askeri olarak kendi rejimine saldırmamasını taahhüt etmesini mi istiyor? Bu tür birçok soru karşısında dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü korku üzerine kurulan bir rejim ve rotayı değiştirme konusunda sınırsız bir güce sahip olan mutlak bir lider için barış oyunu kolay değildir.

Bir devletin, pencereleri sıkı bir şekilde kapatıp insanları eski ilaçlarla uyuşturması artık mümkün değil. Kale, artık kale olmaktan çıktı. Yalnızlık duvarları parçalıyor, atmosferi bozuyor ve suyu kirletiyor. Nükleer bomba aç kimseyi doyurmak için yeterli değil. Sevilen liderin fotoğrafları üç öğün yemeğin yerini alamaz. Yeni teknoloji olmadığı sürece yaşlılık füzeleri yok eder. Niçin bir Koreli yoksulluğa razı olurken diğer Koreli çağın başarılarından faydalansın? Yeni dünya, internet, telefon ve ekranlar vasıtasıyla izin istemeden yayılıyor.

Bir kalenin teslim olması ne kadar zor! Doğal bir devlete dönüşmek, kolay bir şey değil. Fakat Kim, programlı bir dönüşümü seçtiği ve aradaki farka rağmen Çin tecrübesini takip ettiği zaman ülkesini yıkılmaktan, intihardan ve çökmekten kurtarmış olabilir. Kore hikâyesi, yalnızca Kore’nin hikâyesi değildir. Örneğin İran, devrimden doğal bir devlete geçiş yapabilir mi? Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Kim’in Güney Kore’ye geçtiğini izlerken ne hissetti?

Dünya, Kim’in Trump’la olan randevusunu, nükleer güce sahip zorlu iki liderin görüşmesini bekliyor. Ancak Kim dünyayla normalleşme yolculuğuna devam ettiği zaman Nobel Barış Ödülü’nü hak edebilir ve Trump da bu ödülü paylaşabilir. Dikkatleri üzerine çeken Kim, birinci bölümde başarılı oldu. Büyük bir ihtimalle Kim; Messi ve Ronaldo’nun elinden “oyun kurucu” lakabını da aldı.