Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Paris müzakere masasına dönülmesini umuyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Paris: Mişel Ebu Necm

Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee’den yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve ABD Başkanı Donald Trump’ın dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikleri ve ‘Ortadoğu’da barış ve istikrar konularını tartıştıkları’ belirtildi. Elysee açıklamasında, Fransa Cumhurbaşkanı ile İran’la nükleer anlaşma konusundaki tutumunu daha önce açıklamış olan Başkan Trump arasında gerçekleşen görüşme hakkında daha fazla ayrıntı vermedi.

Paris, ‘ABD Başkanı’nın kararı ne olursa olsun’ İran’la imzalanan nükleer anlaşmayı devam ettirmek istediğini gizlemiyor. Özellikle de Cumhurbaşkanı Macron’un, ABD’nin taleplerini dikkate alan ‘tamamlayıcı’ bir anlaşma üzerinde İran’la müzakere edilmesi konusunda ‘pratik bir öneri’ sunan ilk kişi olduğu için Fransa, bu dosyayı yönetmenin ‘özel sorumluluğu’ dâhilinde olduğuna inanıyor. Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, dün yaptığı basın toplantısında Paris’in bu konudaki konumunu şöyle özetledi:

“Bu anlaşma Cumhurbaşkanı Macron’un önerdiği gibi tamamlanmalı. ABD, anlaşmanın bir parçası olsun ya da olmasın, sürekli yapılan iyileştirme çağrısı devam etmeli.”

Bu açıdan bakıldığında, Fransız kaynakları, ABD Başkanı’nın kararını ilan etmesinden sonraki ilk hedefin, İran’ı anlaşmanın içinde tutmak olduğunu, başka bir deyişle, İran’ın ani tepkilerle, Washington’ın vetosunu bahane ederek anlaşmadan çıkması ve dolayısıyla hareket özgürlüğüne kavuşmasının engellenmesi olduğunu belirttiler. İkinci hedefin ilk hedefin tamamlayıcısı olduğunu kaydeden Fransız kaynakları, Tahran’ın anlaşmanın ‘reddini’ dile getirmesi halinde, uranyum zenginleştirme çalışmalarına geri dönmemesi olduğunu aktardılar.

İran-Fransa ilişkileri

Paris bunun iki seçeneğe bağlıyor; Birincisi, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in reformist hareketi. İkincisi ise Moskova ve özellikle Macron’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile kesintisiz iletişimi. Paris’in 14 Nisan’da Suriye’deki kimyasal bölgeleri hedef alan askeri saldırılara katılmasına rağmen, Macron, Putin ile derin bir diyaloğa sahip tek Batılı ‘lider’ oldu. Paris, bir yandan özellikle balistik ve füze programlarının yanı sıra bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü hakkında Tahran çıkmazını kırmak için bir girişimde bulunmayı kabul edip kabul etmeyeceğini araştırırken diğer yandan ABD kararından bağımsız olarak Tahran ile iletişimini sürdürüyor.

Paris, ‘boşluktan’ kaçınmak için Tahran ile ‘diyaloğa devam edilmesi’ gerektiğine inanıyor. Başkan Trump’ın anlaşmadan çekilme kararını açıklamasıyla birlikte Washington’ın İran’a yeniden yaptırımlar uygulamaya başlaması, Avrupa’daki üç başkente (Berlin, Paris ve Londra) nükleer anlaşma dosyası ile ilgili Tahran’ın tek çıkış noktası olduklarını kabul etmesini sağlayacak ‘ek’ bir koz verecek. Bu koz Avrupalıların yeni bir müzakere turunu başlatmak üzere Tahran’a baskı yapabilmeleri için ‘üç aylık’ ek bir süre kazandıracak. Avrupalılar, bu süre zarfında İran’ı anlaşmanın devam etmesine ihtiyaç duyduğuna inanmasını sağlarken hâlâ anlaşmaya bağlı oldukları konusunda iddialarını sürdürebilecekler. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ‘İran’ın ulusal çıkarını’ sürdürmekle bağlantılı olan bu olasılığa, yani Avrupalıların Tahran’la ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini normalleştirmesi ve özellikle Washington’un ABD topraklarında faaliyet gösteren ya da Tahran’la ABD doları ile çalışabilecek Avrupalı şirketlere uyguladığı yaptırımlarla, ABD’nin emirlerine boyun eğmeyecek şekilde çalışmaya devam etmeleri halinde bunun olabileceğine işaret etmişti.

Avrupalılar orta yolu bulmaya çalışıyorlar

Başkan Barack Obama yönetimindeki İranlı müzakereciler heyetinin bir üyesi olan Fransız-Amerikan vatandaşı Robert Malley’in analizine göre, Paris ve diğer Avrupa ülkeleri ABD’nin çekici ile İran’ın örsü arasında ‘orta yol’ bulmaya çalışıyorlar.

Washington’ı kızdırmadan İran pazarındaki fırsatlardan yararlanmak isteyen Paris’in ip üstündeki yürüyüşü devam ediyor. Bu ipin üzerinde durabilir veya ‘tamamlanmamış’ herhangi bir adım sebebiyle düşebilir. Cumhurbaşkanı Macron, geçtiğimiz ay Başkan Trump’ın davetiyle Washington’a yaptığı ziyareti ve Trump ile özel ilişkisi nedeniyle kendisine bir ‘hediye’ verilmesini ümit ediyordu. Ancak Trump, Beyaz Saray’daki selefinin mirasını ortadan kaldırmaya ve kendi politikasını sürdürmeye devam ettiği açıktı. Avrupa ülkelerinin attığı adımları göz ardı eden Trump, bölgedeki İran politikasının ‘ciddiyetine’ dair bir vizyon benimsedi.