Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Petrolün ruhu ve bedeni iyileştirdiği yer: Azerbaycan | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Moskova/Taha Abdulvahid

Azerbaycan, yalnızca Hazar Denizi kıyısında Kafkasya’nın ardından bakan bir devletin adı değil, bilakis yaklaşık 5 bin yıllık bir birikimi olan kültürel ve tarihsel mirasla karakterize edilmiş bir isimdir. Azerbaycan bugün ‘nadir turistik bir başyapıt’ olarak kabul edilir. Eski saraylar, kaleler ve Hazar Denizi’ne bakan güzel bir sahili vardır. Sadece Azerbaycan’da bir kişi kelimenin tam anlamıyla petrol içinde yüzebilir. Burası, hastalıkların tedavisi ve önlenmesi için ‘siyah altın’ olarak adlandırılan petrol ve mineral kaplıcaları olan tatil mekanlarının bulunduğu tek ülke.

Eski bir Sovyetler Birliği Cumhuriyeti olan Azerbaycan, Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti’nin doğu kesimlerinde yer alıyor. Bazı coğrafyacılar Rusya, Türkiye, İran ve Ermenistan ile çevrili Azerbaycan’ı, Ortadoğu’nun bir parçası olarak görse de, bazıları onu Doğu Avrupa’nın bir parçası olarak görüyorlar. Bununla birlikte, birçokları Azerbaycan’ın kendine özgü karakteri sebebiyle coğrafi olarak Avrupa veya Asya’da bulunup bulunmadığının bir öneminin olmadığını belirtiyorlar. Antik çağların hazinelerinden kalma başkent Bakü ise, Orta Avrupa’nın en güzel şehirleri gibi modern bir şehir olma özelliği taşıyor.

Azerbaycan’ın kalbi Bakü

Bakü yüz yıllardır biriktirdiği çeşitli tarihi ve kültürel miras nedeniyle en güzel şehir süslemeleri ile bezeli olmasının yanı sıra son yıllarda yaşanan gelişmelerle heyecan verici bir turizm merkezi haline geldi. Bakü bugün, geçmişin hazineleri ve modernliğin bir araya geldiği bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Azerbaycan’ın başkenti olan Bakü aynı zamanda ülkenin kalbi. İşgalcilerden korunması için etrafını saran surların kanıtladığı üzere ‘İçeri Şehir’ olarak isimlendirilen Bakü, MS 7. yüzyıla uzanan bir antik kenttir. Antik uygarlığın en ünlü mekanlarından biri de, Hazar Denizi’ne bakan kale duvarının yanında bulunan Kız Kulesi’dir. Önceleri kulenin MS 6. yüzyılda inşa edildiğine inanılıyordu. Ancak çalışmalar bu kulenin daha yaşlı olduğunu ve 6. yüzyılda şehrin surlarına bağlandığını ortaya koydu. Kule, şimdi Azerbaycan devletinin sembolü haline gelirken, ulusal para biriminin üzerinde de fotoğrafı yer alıyor.

Antik kent Bakü’nün bir başka güzel eseri de Azerbaycan sınırları içinde kurulan eski uygarlıklardan Şirvanşahlar Hanedanlığı tarafından inşa edilen Şirvanşahlar Sarayı’dır. İslam’ın yayıldığı ilk yıllarda Bakü de dahil olmak üzere bir grup Azeri kentini içeren bölge Şirvan olarak biliniyordu. Bakü yüzyıllar boyu ticaret yollarının kesiştiği nokta olmaya devam etti. Ticaret kervanlarının konaklama noktası olan Bakü’de buraya gelen tüccarlar mal satabilir, yerel tüccarlardan mal satın alabilirdi. Bakü’de gezginlerin konakladıkları çok sayıda tarihi ‘kervansaray’ yer alıyor. Aynı şekilde tarihi binalar ve dükkanlar ile birlikte tarihi hamamlar halen şehrin sakinlerine hizmet veriyor.

Ancak, bu antik şehrin tarihi zenginlikleri 7. yüzyılla sınırlı değil. Şehir Tunç Devri’nden (M.Ö. 3000-1200) beri insanların burayı yerleşim bölgesi olarak kullandıklarına dair izler taşıyor. UNESCO, İçeri Şehir’i Dünya Mirası Listesi’ne eklerken, Azeri yetkililer, bu bölgeye ‘Tarih Parkı’ statüsü verdiler.

Bu kadim şehirde yapılan turun tadını çıkaran turistler, Sovyet döneminin son yirmi yılına ait mimariyi sergileyen sokaklarının güzelliği ile modern Bakü’ye hayran kalıyor.

Her zevke ve her keseye uygun farklı seçenekler sunan geniş bir otel ve restoran yelpazesine sahip olan Bakü, bazı işadamlarının girişimi ile restore edilen tarihi binalarda kalma imkanı sunuyor. Bu binalar girişimciler tarafından tarihin ruhunu koruyan iç tasarım ile otellere veya restoranlara dönüştürülmüş.

Azerbaycan’ın göz bebeği Lenkeran

Günler süren petrol kaplıcalarındaki tatilin ardından farklı bir dünyaya gitmek isteyebilirsiniz. Dağlar, deniz ve sık ormanlar arasında gizlenmiş bir dünya. İnsanlık tarihine tanıklık eden bu şehir, çarpıcı özellikleri ile tarih öncesinden günümüze yaşam tarzının gelişimini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Azerbaycan’ın en güneyinde bulunan Lenkeran, MÖ 10. yüzyıldan bu yana insanoğlunun yerleşim bölgelerinden biri olmayı başarmış. Avrupa ve Asya’da ticaret hareketliliğinin bağlantı noktası olan Lenkeran, kıtalararası konumu ve Hazar Denizi’ndeki ticari bir liman olması sebebiyle aktif bir ticaret noktası olmaya devam ediyor. Adeta bir tabloyu andıran doğası, sık ormanlarla kaplı dağların eteklerine kadar uzanıyor. Böyle bir doğada toprağın derinliklerinden çıkan kaynak suları, insan vücudunun bağışıklığını güçlendiriyor. Lenkeran ziyareti, meşhur çiftliklerinden toplanan çay yaprakları ile demlenen bir bardak çayı yudumlarken daha zevkli bir hale geliyor.

Petrol kaplıcaları

Azerbaycan, Bakü’nün dışında da pek çok şehirde eşsiz turistik mekanlar bulunduruyor. Bunlardan biri de Naftalan. Eşsiz bir küresel turistik şehir olan Gence yakınlarında bulunan Naftalan, ziyaretçilerine dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan hizmetler sunuyor. Özellikle Azerbaycan gibi bir petrol devletinde şehrin adı, buranın petrol ile bir bağı olabileceğini hemen belli ediyor. Naftalan, bölgedeki sağlık merkezlerinde ‘şifa kaynağının anahtarı siyah altın’ sloganı altında kullanılan özel bir yağ türüdür. Naftalan yağına dalmadan önce hakkında kısa bir bilgi vermek gerekir. Marco Polo’nun yazılarında dahi yağın kalitesine dikkat çekilmesi oldukça enteresandır. Çin ve Hindistan pazarlarında bilinen bir ürün olan Naftalan yağı, aynı zamanda Ortadoğu pazarlarında satılıyor.

Naftalan, deniz seviyesinden 400 metre yükseklikte, Kafkas Dağları’nın doğu kesimlerinde yer alan güzel bir bölge. Çok sayıda kaplıca bulunan şehrin yakınlarında aynı isimle bir nehir bulunuyor. Şehir, 21. yüzyılın başından bu yana petrol kaplıcalarının açılmasıyla aktif bir turizm merkezi haline geldi. Bu alanda çalışanlar, Naftalan yağının eklem hastalıkları, kas ve sinir sistemi, deri hastalıkları, damar hastalıkları ve jinekoloji dahil olmak üzere 70’den fazla tıbbi rahatsızlığın tedavisinde yardımcı olduğunu belirtiyorlar. Naftalan yağı ile yapılan tedavide 37 derece sıcaklıktaki yağ dolu havuzlara giriliyor. Derideki gözeneklerle vücuda giren yağ, birçok zararlı madde ve hastalığa neden olan her türlü organizma ile birlikte terle dışarı çıkıyor. Öte yandan, burada kaldığınız sürece yemek yiyebileceğiniz uygun bir otel veya restoran arayışına girmek zorunda değilsiniz. Çünkü burada şehrin ana damarlarını oluşturacak kadar çok otel ve turistik merkez bulunuyor.