Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Seçim laneti ve Libya | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Seçim laneti, mavi mürekkep fobisine neden olan ulusal kongre (Kaddafi rejimi yıkıldıktan sonra seçilen ilk Libya parlamentosu) seçimi hatasından bu yana Libyalıları takip ediyor. Seçim laneti, her seçimde Libyalıları takip etmeye başladı. Neredeyse seçim laneti, herhangi bir boykot ve halk çoğunluğundan gelecek seçimlere kaçışın arkasında yatan temel bir sebebe dönüştü. Bu da daima zayıf bir katılıma sebep oldu ve sebep olmaya devam edecek.

Lanet, bazılarını hala takip ediyor. Aralarında Tora Bora ve Peşaver mağaralarında ikamet edenlerin ve radikal örgütleri açıktan destekleyenlerin de olduğu siyasi İslam grup üyeleri, kongre içerisine sızdıktan sonra, ulusal kongre, modern tarihte ilk Libya parlamentosu seçiminde Libyalıların ümitlerini boşa çıkardı. Parlamento içerisindeki siyasi İslam’ın üyeleri, sivil devletin tabutuna çakılan çiviye dönüşerek, sivil devletin sembollerine apaçık bir düşmanlık sergileyen politikalarla sivil devlete komplo kurdular. Yasama ve yürütme aracılığıyla, değişik isimler altında milli orduya paralel milisler tesis ettiler. Devlet içinde yönetim makamlarını ele geçirdiler.

Libya’daki seçim süreci, bir taraftan adayların yanlış seçimi, diğer taraftan seçim sistemindeki bozukluk gibi birçok hatanın kurbanı oldu. Zira siyasi İslam gruplarının planlarına ve yanıltma becerilerine uygun olarak hazırlanan seçim sistemi, parti ve grupların bağımsızlar aracılığıyla seçmenleri yanıltma operasyonuna sızmalarına olanak sağladı ki bağımsızlar, seçimden sonra bağımsız seçim propagandasını hızlı bir şekilde parlamentodaki kütlelere liderlik etmeye dönüştürdüler. Maalesef seçim kanunu, bunu suç addetmiyor. Çünkü seçim kanunu, yılanların kış mevsiminde derilerini değiştirmesi gibi seçimden sonra bağlılıkların değişmesine fırsat tanıdı.

Libya’daki seçim lanetini ve yıkıcı sonuçlarını boykot etmek fayda sağlamıyor. Zaten boykot da çözüm değil. Aksine bu, yolsuzların yeniden sahnede yer almalarını sağlayabilir. Amerikalı mütefekkir George Nathan’ın dediği gibi, sorumsuz yetkilileri seçenler, görüşlerini açıklamayan dürüst vatandaşlardır. Bazıları, geçmiş seçimlerde oy kullanarak parmağındaki mavi mürekkebi kınaya benzetirken, diğerleri ise, seçimi boykot ettiler. Boykot edenlerin sayısı az değil. Bazıları da seçim süreciyle alay ederek parmaklarını çikolata ve bala batırdılar.

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’nin kendi planı içerisinde yapmaya çalıştığı gibi, seçim kanunun bulunduğu bir ortamda seçim sürecine başlamak kusurlu ve anayasayı yok saymaktır. Başkent, siyasi İslam gruplarının elinde rehindir. Uluslararası sahada kabul görmesine rağmen Trablus’ta deniz üssüne bağlı kalan meşru olmayan bir hükümet, başkent içerisinde herhangi bir hâkimiyet kuramaz ve seçim süreci için uygun şartları ve denetimi sağlayamaz. Göç eden şehir ve bölgelerin ve de bölgeler arasındaki çatışmaların olduğu bir ortamda, adayların ve seçmenlerin güvenliğini ve adayların seçmenler arasında güvenli bir şekilde dolaşmasını garantileyecek ve seçmenlerin seçim sürecini etkilemek için silahlı milislerin baskısına maruz kalmadan seçimlerini özgür bir şekilde yapmalarını garanti altına alacak adil, şeffaf ve eşit bir seçim işleminin gerçekleşmesi mümkün değildir. Bunlara ek olarak, BM uluslararası heyetinin sandık sonuçlarına göre seçimleri kaybedeni belirlemeyi ve 2014 yılında olduğu gibi silaha sarılmamayı garanti etme gücü bulunmuyor.

Siyasi İslam grupları, özellikle de Müslüman Kardeşler, seçim sonuçlarını ve yüzde 5 gibi bir oranı reddettikleri zaman silahların arkasına sığındılar. Havaalanlarını, yolcu uçaklarını, petrol depolarını ve sivil kurumları yok eden bir savaşa girdiler ve hayatı felç ettiler. Meşru ve seçilmiş parlamentonun ve meşru hükümetin başkent dışına gitmesine ve siyasi çözüm yolunun kapanmasına neden oldular. Bu kapsamda Ortadoğu’daki sapkın cemaatler, örgütler ve siyasi İslam’ın manevi babası olan Obama ve Clinton döneminde ABD ve Katar gibi dış güçler, onlara yardım etti.

En önemli seçim unsurlarından birisi, yasama çerçevesinin bulunmasıdır. Bu çerçevede seçim süreci için uygun iklimin sağlanmasıyla birlikte herkesin seçim hakkı garanti altına alınmalıdır. Fakat Taverga şehri gibi tamamen göç ettirilen şehirler var. Eski rejimi desteklemeleri ya da savaş sebebiyle ülke içerisinde göç eden veya yurtdışına giden çok sayıda Libyalı bulunuyor.

Adayları, seçmenleri korumak ve seçim sonuçlarına saygı göstermek için uluslararası bir garanti olmaksızın şu anki şartlarda seçim tecrübesinin tekrarı, bir nevi abesle iştigal olacak ve siyasi İslam gruplarını yeniden türetecektir. Çünkü seçimi ve seçmenleri yanıltma ve kendilerine bağlı adayları üretme oyununu iyi oynayanlar, siyasi İslam gruplarının kendileridir. Seçim tecrübesinin, seçim organizasyonunun ve sivil hareketin zayıf olduğu bir ortamda icra edilecek seçimler, siyasi İslam cemaatlerinin Libya’da siyaset sahnesine yeniden girmesi için Truva atı mesabesinde olacaktır.