Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Serrac Libya’daki kaosu bitirmek için ‘ortak askeri güç’ kuruyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Kahire/Halid Mahmud/Şarku’l Avsat

Başkent Trablus’taki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) milis grupların ülkedeki çatışmalarını engellemek ve güvenliği sağlamak için ortak Libya ordusunu inşa etmeye çalışıyor.

Trablus’taki silahlı milisler arasında olası yeni çatışmaların önüne geçmeye çalışılırken, UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz el-Serrac, ortak askeri bir gücün oluşturulması ve ülkenin güneyindeki çatışmaların önlenmesi de dahil olmak üzere sürpriz bir paketin ortaya koyulacağını açıkladı.

Yeni güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde ise Trablus’ta Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde ateşkesin sağlanması da dahil Mitiga Havalimanı’nın güvenliğini sağlamak üzere düzenli kuvvetlerin konuşlandırılacağı belirtildi.

Serrac, “çatışmaları önlemek ve güvenliği sağlamak için ortak güç” olarak adlandırılan ortak askeri bir gücün oluşturulması kararı alındığını duyurdu.

Batı Askeri Bölgesi Komutanı Tuğgeneral Usame el-Cuveyli’nin komutasındaki gücün, İçişleri Bakanlığınca polise bağlı bazı birimler ile üç tugaydan oluştuğu aktarıldı.

Düzenli askeri personel ve polislerin olmasını gerektiren söz konusu gücün, çatışmaları önlemenin yanı sıra kentte normal hayata dönüşün sağlanması ve ateşkese bağlılığı gözetme gibi görevler de üstlendiği ifade edildi.

Aynı şekilde Fayiz el-Serrac’ın, bu yeni gücü, BM Koordinasyon ve İşbirliği Misyonu ile iletişim kurma konusunda da yetkilendirdiği belirtildi. Ayrıca kararla birlikte terör, cinayet ve hırsızlıkla yargılananlar dışında tüm tutukluların serbest bırakılacağı kaydedildi.

Bu adımlar çerçevesinde BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, yardımcısı Stephanie T. Williams’ın da varlığıyla ateşkesin güçlendirilmesi ve güvenlik durumunun iyileştirilmesi amacıyla gerekli adımların atılması için UMH Dışişleri, Adalet ve İletişim bakanlarıyla bir araya geldi.

Libya İçişleri Bakanı Abdul Selam Aşur yaptığı açıklamada, Serrac’ın talimatıyla belirlenmiş bir havalimanının güvenliğinin sağlanması için alana düzenli güçlerin konuşlandırılacağını belirtti.

Bakan, “Bir tuğgeneral tarafından yönetilen merkezi güvenliğe bağlı güçler, Mitiga Havalimanı’nın iç güvenliğinin tam olarak sağlanmasıyla sorumlu yürütme idaresi ile koordinasyon dahilinde teslim alınacak” dedi.

Aşur, uluslararası havalimanında düzenlediği basın toplantısında, konuşlandırma durumunun “Trablus’taki yeni güvenlik düzenlemelerinin bir parçası olarak” gerçekleştirileceğini duyurdu. Trablus’taki ateşkese ve BM himayesindeki tüm güvenlik düzenlemelerine dikkati çeken İçişleri Bakanı, tüm taraflara havalimanını ve hayati kuruluşları olası çatışmalardan önleme çağrısında bulundu.

Aşur, (İçişleri Bakanlığı bünyesindeki) havalimanının güvenliğini sağlayan özel güçlerin, henüz açıklanmayan başka görevleri daha üstleneceğini vurguladı.

Mitiga Havalimanı, yakınlarında gerçekleştirilen bombardımanlar dolayısıyla iki kez kapanmıştı. Saldırılarda 78 kişi yaşamını yitirmiş ve 210 kişi de yaralanmıştı.

Öte yandan BM misyonu, geçtiğimiz hafta Trablus’taki çekişmeli güçleri birbirlerinden uzaklaştırmak üzere ortak bir güç oluşturma mekanizmasının kurulduğunu açıkladı. Yeni güvenlik düzenlemeleri kapsamındaki “ateşkesi güçlendirme” anlaşması ise silahlı unsurların karargahlarındaki tüm ağır ve orta ölçekli silah depoları ve bu unsurların tüm egemen yaşamsal alanlardan geri çekilmesine dair bir planı da kapsıyor.

Diğer taraftan el-Serrac, geçtiğimiz Pazar günü Batı Libya (Tripolitanya) belediye başkanları ile görüşmede bulundu. Fayiz el-Serrac, toplantılar sırasında Trablus konusunun, sadece silahlı unsurlar arasındaki çatışmalarla sınırlı olmadığını, meselenin daha da büyük olduğunu vurguladı.

Serrac, silahlı unsurların UMH’ye darbe yapmak üzere tüm yol ve araçlara başvurduğuna dikkati çekti.

“Bu unsurlar, başkentte asla izin vermeyeceğimiz bir savaş ateşlemeye çalışıyor. Ateşkesi ihlal edenler, yerel ve uluslararası düzeyde kararlı bir tepkiyle karşı karşıya kalacak” diyen Serrac, “İşler, geçmişteki gibi devam etmeyecek. Trablus’ta yaşananlar, Kaddafi sonrası fetret döneminde yaşanmıştır” ifadelerini kullandı.

Serrac, Trablus’taki silahlı milislerin liderlerine de doğrudan seslenerek Libyalı bazı isimleri de içerecek olası bir yaptırım listesine atıf yaptı.

Aynı şekilde düzenlemelerin hükümete bağlı güvenlik ve askeri birimler arasında yapıldığını söyleyen UMH Başkanlık Konseyi Başkanı, BM misyonu tarafından desteklenen Başkanlık Konseyi’nin zayıfladığı iddialarını da yalanladı.

Serrac, merkezi Libya’nın doğusundaki Tobruk’ta bulunan Temsilciler Meclisi’ni (TM) de eleştirerek, TM’yi geçtiğimiz Mayıs ayında Paris’te düzenlenen toplantıları başarısızlığa uğratmakla suçladı.

Serrac, TM’nin Paris toplantılarında alınan mutabakat kararlarını da uygulanmadığına dikkati çekti. Fayiz el-Serrac ayrıca, “Bazıları, ayrıcalıklarını ve pozisyonlarını kaybetme korkusu nedeniyle mevcut durumu olduğu gibi sürdürmekte ısrar ediyor” dedi.

UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz el-Serrac, başkent Trablus’un tüm Libyalılar açısından kırmızı bir çizgi olduğunu ve herhangi bir tarafın silahlı müdahalesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Serrac, bazı üst düzey güvenlik ve askeri pozisyonlarda yeni atamaların yanı sıra bakanlıklarda da bazı düzenlemelerin yapıldığını söyledi.

BM’ye bağlı bir uzman ekibin geçtiğimiz günlerde BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu tartışmalı bir rapora da değinen el-Serrac, “Libya Ulusal Ordusu komutanı Halife Hafter’in oğlu Saddam’ın yönettiği 106. Tabur adlı milis grubun, Merkez Bankası’nın Bingazi şubesini soyduğu iddiaları” başta olmak üzere başsavcının konuyla ilgilendiğini belirtti.

Diğer taraftan Libya Deniz Kuvvetleri, ülkenin batısında plastik bir botla yasadışı bir şekilde kaçmaya çalışan 57 göçmenin kurtarıldığını açıkladı. Donanma sözcüsü Tuğgeneral Bahar Eyyub Kasım yaptığı açıklamada, kurtarma operasyonunun ülkenin batısındaki Zuvare şehrinin yaklaşık 60 mil yakınlarında geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirildiğini ve göçmenlerin, çoğunluğu Nijerya’dan olmak üzere Afrikalı ve erkek olduğunu vurguladı.