Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Şi Cinping, yeniden başkan seçilerek hakimiyetini güçlendirdi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Çin Parlamentosu, Devlet Başkanı Şi Cinping’i ikinci dönem devlet başkanlığına getirerek Çinli siyasetçinin hakimiyetini güçlendirdi. Şi Cinping’in ikinci dönemde de seçilmesinin ardından Li Kıçiang da ülkenin en üst düzey yasama organı olan Çin Ulusal Halk Kongresi’nde (ÇUHK) yapılan oylamada 2 bin 964 oy alarak yeniden başbakan seçildi.

2013 yılında başbakanlık koltuğuna oturan 62 yaşındaki Li Kıçiang, dünyanın ikinci büyük ekonomisini yönetiyor. Ancak otoritesi Devlet Başkanı’nınkinden önce sona erecek. Zira Şi Cinping, devlet başkanlarının görevlerini her biri beş yıl olmak üzere iki dönemle sınırlayan anayasal düzenlemenin kaldırılmasıyla 2023 yılında tekrar adaylığını koyabilir.

İngiltere Nottingham Üniversitesi’nde Çin uzmanı olarak görev yapan Jonathan Sullivan, göreve geldiğinden bu yana Li Keçiang’ın geleneksel olarak başbakana devredilen ekonomi dosyalarından uzak tutulduğunu söyledi. AFP’nin aktardığına göre Sullivan, Şi’nin ana pozisyonlarda tayin ettiği müttefikleri, başbakana büyük bir manevra marjı vermiyor, marjinalleşme alanı açmıyor.

Li, 2013 yılında iş dünyasında yabancı şirketlerle “karşılıklı ilişkide bulunma” vaadinde bulunurken özel sektör lehine piyasada ve yapısal reformlarda önemli bir rol oynadı. Ancak şirketler, bazı sektörlerde sürekli olarak ayrımcılıktan şikayet ederken Washington ve Brüksel de Çin’in korumacı politikalarını eleştirdi.

Li Keçiang’ın ilk görevi adı artan borç ile anılan ülkede yeni adımlar atmak oldu. Birçok analist bu durumun küresel sonuçları olabileceği ve bir mali krize yol açabileceği görüşündeydi. Başbakan, istikrarın sarsılmasına yol açabilecek büyük bir borç riski olduğunu itiraf eden Şi’ye göre farklı görüşe sahip gibi görünüyor. ABD’deki Williams College’de Çin Tarihi Uzmanı Sam Crane, “Li Keçiang, ekonomi politikası üzerinde etkin olmaya devam ediyor. Ancak bu etki Şi’nin onu “yüce başkan” olarak vasıflandırmasına dayanıyor” dedi.

Asya’da gerilim sürüyor

Pekin, Washington’a Tayvan konusundaki hatasını düzeltme çağrısı yaptı. Zira ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’in kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü Tayvan ile ABD arasındaki ilişkileri güçlendirecek bir yasayı onaylamıştı.

Nitekim Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından onaylanan “Tayvan’a Seyahat Yasası” ABD’li yetkililere “her düzeyde” Tayvan’a seyahat etmenin önünü açtı. Yasaya dair açıklamada bulunan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, yasanın “Tek Çin” ilkesini ciddi şekilde ihlal ettiğini ve Tayvan’daki bağımsızlık yanlılarına “çok yanlış sinyaller gönderdiğini” vurguladı. Çin’in bu yasayı tamamen reddettiğini vurgulayan Lu Kang, Çin’in ABD’yi “hatasını düzeltmeye, Tayvan ile ilişkilerini ve temaslarını artırmayı durdurmaya” çağırdığını söyledi. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Vu Çien de geçen cumartesi günü atılan adımın “Çin’in iç işlerine müdahale” olduğunun altını çizdi. Vu Çien, ABD’ye, “Tayvan’a resmî ziyaretleri, silah satışını ve bölge ile askeri temasları durdurma” çağrısı yaptı. Sözcü ayrıca yasanın “Tek Çin” politikasına ve Çin ile ABD arasındaki üç ortak bildiriye aykırı olduğunu belirterek iki ülkenin orduları arasındaki ilişkilere de zarar verdiğini kaydetti. Tayvan Boğazı’nın barış ve istikrarını zedelediğini vurguladı.

ABD Başkanı Trump’ın 2016 yılı sonlarında Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen ile telefon görüşmesi gerçekleştirmesi Çin’in tepkisine neden olmuştu. Beyaz Saray geçen cuma günü Trump’ın “Tayvan ve ABD yetkilileri arasında her düzeyde karşılıklı ziyaretlere teşvik eden” Tayvan’a Seyahat Yasası’nı imzaladığını duyurdu. Ancak Çin’in öfkesinden kaçınmak için şu ana kadar iki taraf arasında herhangi bir temas gerçekleştirilmedi.

ABD’nin 1979 yılında Tayvan ile diplomatik ilişkilerini kesmesi Çin’i memnun etmişti. Ancak Washington’ın Ada ile ticari ilişkilerini sürdürmesi ve silah satışına başlaması Çin’i kızdırmıştı. Zira Çin, Tayvan’ın bağımsızlığını tanımıyor ve Ada’yı kendi topraklarının bir parçası olarak nitelendiriyor. Tsai Ing-wen’in “Tek Çin” ilkesini reddetmesinden dolayı Taipei ile bütün resmi temaslar durudurulmuş durumda.

ABD’nin yeni yasası Tayvan’ı “demokrasi feneri” olarak nitelendirirken, ülkenin ekonomik kazanımlarının birçok ülke ve bölge halkı için bir ilham kaynağı olduğunu vurguluyor. Senatör Jim Inhofe, özellikle Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki taleplerinde ısrarcı olmasından dolayı üst düzey toplantıların çok değerli olduğunu belirterek konuya dair memnuniyetini dile getirdi. Inhofe yasanın “Tayvan’ın kendini savunmayı sürdürmesi ve bölgede ABD’nin kararlı bir müttefiki olmaya devam etmesi açısından önemli bir araç olduğunu” ifade etti.

Pekin, 5 Mart’ta Tayvan’a “ayrılıkçı herhangi bir plana asla taviz vermeyeceği” konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, 13. Ulusal Halk Kongresi’nin açılışında Çin Başbakanı Li Kıçiang tarafından sunulan bir raporda ortaya konuldu. Raporla, “Tek Çin” ilkesine bağlılığın sürdürüleceği ve 1992 uzlaşısı temelinde Tayvan Boğazı’na dair her iki taraf arasındaki ilişkilerin barışçıl gelişiminin destekleneceği belirtildi. Rapor ayrıca Pekin’in “anavatanı barışçıl bir şekilde tekrar birleştirme sürecine” de vurgu yaptı. Çin’in “topraklarının egemenliğini ve bütünlüğünü korumakta kararlı kalacağı” ifade edilen raporda bağımsız bir Tayvan yolunda hiçbir ayrılıkçı faaliyete veya plana taviz verilmeyeceği vurgulandı.