Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Soçi sorunu! | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Görünen o ki Rusya’nın Suriye meselesini görüşmek ve bu büyük sorunu siyasi çözüm yoluyla ortadan kaldırmak için Ocak ayı sonlarında yapmayı planladığı Soçi Konferansı’na Suriye cenahından geniş bir katılım olmayacak.

Bunun en bariz göstergesi Suriyeli bağımsız şahsiyetler ve siyasi, askeri muhalif güçlerden sadır olan beyanlar.

Soçi’ye katılmayı reddetme tutumu devam ederse -beklenen daha da artması- bu durum konferansın yapılmamasına neden olacaktır. Rusların ısrar etmesi durumunda ise başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Bu gidişat muhtemelen Rusların daha önce başlatmış olduğu girişimlerin bir tekrarını getirecek. Bunların ilki Rusların önceden de çağrısını yaptığı ancak yapılamayan Hmeymim Konferansı.

Bir diğeri ise Suriye meselesinde kabul edilebilir bir çözüme yönelik ciddi sonuçlar vermeden birkaç oturum olarak düzenlenen Astana Konferansı.

Suriye’nin Soçi’ye katılmayı reddetmesinin temeli, Rusların konferansın gündemine “Esed’in rejimin başında kalması” meselesini ısrarla getirmesidir.

Bu durum “katılımcıların Esed’in iktidarda kalmaya devam etmesi konusunda hemfikir olması” gibi bir anlamı beraberinde getiriyor ki bu da büyük bir ikilemi teşkil etmektedir.

Esed’in iktidarda kalma ateşiyle dağlanmış Suriyeliler için bu çok zor bir durumdur. Esed’in görevinde kalmasını kabullenme, işlemiş olduğu bunca suçun ve kendisinin ekibiyle beraber Suriye’yi sürükledikleri korkunç felaketin hesabının sorulmaması anlamına gelmektedir. Bu neden Soçi’ye katılmayı reddetmek için tek başına yeterli olmasına rağmen, reddin diğer sebeplerinden birisi de artık slogan olmasının ötesinde hiçbir anlam ifade etmeyen “Suriye-Suriye diyaloğu” dışında ciddi bir konferans gündeminin olmamasıdır. Özellikle Suriyeliler, yedi yıl boyunca her türlü diyalog seviyesini ve şeklini denemişler ancak Esed rejimiyle bir sonuca ulaşamamışlardır. Bu durum diyaloğu reddettikleri için değil fakat Suriyelileri rejime tekrar razı etmenin tek yolu olarak güvenlik-askeri çözüm üzerinde ısrar etmelerinden kaynaklanıyor. Zaten iki müttefikin değişik şekil ve seviyede meşgul oldukları tek şey budur. Hatta denilebilir ki Rusya bu konuda rejimi dahi geçmiştir.

Muhalefetin Soçi’ye katılmayı reddetmesinin bir diğer nedeni, konferansı, katılımcı sayısıyla boğma siyasetinin izlenmesidir. Zira buraya yaklaşık 1700 kişi çağrılmıştır. Muhalif kanada yeteri kadar sayısal ağırlık verilmemiştir. Bu durum siyasi ve beşeri anlamda gerçek ağırlığını yansıtmamaktadır. Buna ek olarak, Ruslar’ın süresi 2 gün olan konferans esnasında, bu sayının çokluğu ve dengesizliği nedeniyle konferans adına herhangi bir bildiri ya da belge yayınlaması oldukça kolaydır. İki günlük sürede bırakın Suriye’deki korkunç durum ve çıkış yollarını tartışmak, katılımcıların birbirlerine selam vermesi için dahi yeterli süre yoktur. Aslında çözümü gerçekten isteseler bütün bunlara imkân bulurlardı.

Belki de tekrar belirtmeye gerek yok ama Soçi Konferansı’nın Suriye muhalifleri tarafından reddedilmesinin önemli bir nedeni de Rusya’nın Suriye meselesindeki tavrı, politikaları ve uygulamalarıdır. Belki de Suriyeliler, devrimin başlangıcında rejime Moskova’nın desteğini unutmaya çalışabilirler ve taraflar arasındaki önceden verilen taahhütlerin bir parçası olarak Rusya’nın rejime silah, teçhizat ve mühimmat bakımından devam eden desteği görmezden gelebilirlerdi. Ancak Rusya’nın uluslararası düzeyde, özellikle BM ve BM Güvenlik Konseyi’nde rejimi kınayan suçlamaları durdurma ve onlardan hesap verilebilirliği sağlamaya yönelik kararların çıkmasını engellemek için veto hakkını onbirinci kez kullanmasını görmezden gelmeleri eskiden olduğu gibi şimdi de zordur. Sonra, 2015 yılının sonuna gelindiğinde, rejimi devirme sürecini durdurmaya şiddetli ve yoğun askeri müdahalelerini eklediler. Suriye’deki mücadele haritasını değiştirdiler ve rejime Rus kubbesi altında genişleme fırsatı verdiler.

Bu veriler ışığında, Soçi’nin özellikle muhalefetten gelen bir Suriye reddi ile karşı karşıya kalması tabii bir hal almıştır. Ruslar gerçekten Soçi’yi başarıya ulaştırmak istiyorlarsa, izlemiş oldukları politikaları değiştirmeyi merkeze almak zorundalar. Ya da en azından bu şekilde bir değişikliğe gidebileceklerine dair işaretler vermeliler. Önceden de slogan olarak ortaya koydukları, “Suriyede’ki çözüm Suriye merkezli olmalı” fikrine sadık kalmalılar. Ancak, Esed’in iktidarda kalmasına yönelik ısrarları Suriyelilerin çoğunluğunu kızdırmaktadır.

Bu haliyle Soçi Konferansı’yla ilgili iki seçenekten biri gerçekleşecek: hiç yapılmaması ya da yapılması durumunda başarısızlıkla sonuçlanması. Soçi’deki temel sorun da budur.