Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suriye için kilit anlaşma: İran çekilirse ABD askeri üssü kapatılacak | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Londra: İbrahim Hamidi

İran ve milislerinin Suriye’nin güneyinden çıkartılması karşılığında Suriye-Irak-Ürdün sınırının birleştiği noktada bulunan ABD askeri üssünün lağvedilmesi takası da dahil olmak üzere bölgede yaşanan askeri gelişmeler giderek artıyor. İran ve ABD konulu yeni çalışmaların detayları görüşülürken, ‘Güney Anlaşması’ şartlarının uygulanmasına ilişkin zaman çizelgesi ve Tahran destekli örgütlerin geri çekilmeleri konusunda hâlâ anlaşmazlıklar devam ediyor.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield’in, Rusya, Ürdün ve Türkiye’nin içinde olduğu bölge hakkında yeni bir takım fikirleri bulunuyor. Konu hakkında güvenilir bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu fikirleri şöyle sıraladı, “ABD-Rusya-Ürdün anlaşmasının sadece yazılı olduğu bilinen, tüm Suriyeli ve yabacı milislerin (İran destekli milisler) Ürdün sınırından 20-25 kilometre kadar geri çekilsin. Muhalif savaşçılar ve aileleri Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’e nakledilsin ve ağır silahlarını Rus tarafına teslim etsinler. (Burada tıpkı Humus kırsalında olduğu gibi, Ruslarla işbirliği içinde muhaliflerden 12 bin kadarını yerel polise dönüştürülmesi önerisi var.) Ürdün sınırının kontrolünü yeniden Suriye rejimi sağlasın ve devlet kurumları Dera’da yeniden faaliyete geçsin. Suriye ile Ürdün arasındaki sınır kapısı yeniden açılsın. (Umman yaklaşık yarım milyar dolarlık gümrük gelirini elde etmek ve Rusya ile Türkiye’ye açılmak için acele ediyor.) Son olarak Suriye’nin güneyinde Rus askeri polisi konuşlandırılsın ve tüm bu maddelerin uygulanması için ABD ve Rusya tarafından ortak bir kontrol mekanizması oluşturulsun.”

El-Tanf askeri üssünün kapatılması

Satterfield’in görüşlerinin arasında 55 kilometrelik bir füze sistemi ile korunan, İngiltere, ABD ve Norveçliler tarafından eğitilen muhalif grupların bulunduğu el-Tanf askeri üssünün kapatılması da yer alıyor. Batılı bir diplomat bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Başkan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un tutumlarının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl sonunda yaptıkları anlaşmaya göre yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlamasına daha yakın olduğunu söyledi. Diplomat, ABD’li yetkililerin, Rusya ve İran’a yönelik bir baskı oluşturması gerektiği konusunda ısrarcı olduklarını da sözlerine ekledi.

İsrail ve Rusya arasındaki görüşmeler

Öte yandan ABD’nin bu konumuna karşılık, İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman ve Rus mevkidaşı Sergey Şoygu bir yol haritası değişikliğine giderek, Suriye’nin Golan Tepeleri ve güneyini görüşmek üzere doğrudan İsrail-Rus müzakereleri gerçekleştirdiler. İki taraf, Şam-Suveyda eksenindeki Tahran destekli örgütlerin bölgeden uzaklaştırılması ve askeri bir öneme sahip en yüksek bölge olan Dera kırsalındaki Tel el Hara, Ürdün sınırındaki Nasib sınır kapısı ve Dera kırsalındaki Busra el-Harir’deki bölge olmak üzere üç noktaya Suriye rejim güçlerinin yerleştirilmesi konusunda karar aldılar.

Daha sonraki aşamada, rejim güçlerinin Golan Tepeleri’nde konuşlandırılmasının ardından, Birleşmiş Milletler Gözlem Gücü’nden (UNDOF) yaklaşık bin 200 askerin gözetimiyle, İsrail ile Suriye arasında 1974 yılında imzalanan Golan Tepeleri ile ilgili anlaşma yeniden canlandırılabilir.

Anlaşmanın akıbetini belirleyecek iki etken

Batılı bir yetkili anlaşmanın akıbetini belirleyecek iki şey olduğunu söyledi. Birincisi, İran unsurlarının geri çekilmesini garantilemek ve ABD – Rusya veya İsrail – Rusya şeklinde denetleme mekanizmaları konuşlandırmak olduğunu, ikincisinin ise, ABD üssünün kaderi olduğunu belirtti.

Bölgedeki ABD birlikleri kilit öneme sahip

Washington, İran’ın çekildiğinden emin olmadan askeri üssünü kapatmayacağını söylerken, Şam ise İran unsurları çekilmeden önce ABD’nin askeri üssünün kapatılmasını istedi. Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim dün Şam’da düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Suriye hükümeti henüz güney konusunda hiçbir unsur ile görüşmeye başlamadı. Bu yüzden bir anlaşmaya varılması için ABD’nin güçlerini bölgeden çekmesi gerektiğini söyledim. Güneydeki güçlerin çekilmesi yönünde anlaşma yapıldığı haberleri, İsrail’in uydurması. ABD’liler Tanf’tan çıkmadan bu beyanlara itibar etmeyin. Suriye’nin güneyine ilişkin güvenlik anlaşmasını ancak ABD birliklerini çektiğinde ele alabiliriz” ifadelerini kullandı.

Fakat, Suriye Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının ardından Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim Hava Üssü Facebook sayfası üzerinden yapılan açıklamada, “Suriye’nin güneyindeki anlaşma metninde bölgede Suriye rejim güçlerini destekleyen İran kuvvetlerinin çekilmesinin açıkça şart koşulduğu belirtilerek, “Birkaç gün içerisinde güney sınırından Suriye içlerine doğru çekilmesinin gerçekleştirmesini umuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Öte yandan Batılı diplomatlar geçtiğimiz günlerde İran unsurları ve Hizbullah’ın, Golan Tepeleri’ne yakın olan Ürdün sınırına birkaç kilometre uzaklıktaki noktaya geri dönmeleriyle İran’a bağlı örgütlerin ‘yeniden konuşlandırıldığını’ bildirdiler.

Düzenlemeler ve takaslar

Bir yandan ABD-Türk ilişkileri, diğer yandan Türk-Rus ilişkileri, Suriye’nin kuzeyindeki Tel Rıfat ve Menbiç şehirlerindeki düzenlemeleri yoğunlaştırıyor. Alman Haber Ajansı’na (DPA) göre, Rusya ve Türkiye arasında 2016 yılından bu yana Kürt gruplar tarafından kontrol altındaki bölgelerin özgürleştirilmesine dair anlaşmaya varılmasının ardından Suriye rejim güçleri, YPG tarafından kontrol edilen Tel Rıfat bölgesinden çekildiler. YPG, iki ay önce Tel Rıfat bölgesindeki bazı noktaları rejim güçlerine teslim etmişti.

“İran güçleri Tel Rıfat’tan çekildiler”

Diğer yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), yaptığı açıklamada, İran güçleri ve ona sadık grupların unsurları, Rusya-İran arasındaki ihtilafların ardından Tel Rıfat ve çevresinden çekildikleri belirtildi. Rus-Türk istişareleri çerçevesinde, Suriyeli muhalif grupların Cisr eş-Şuğur – Sehl el-Gab – Lazkiye kırsalı üçgeninden çekilmeleri karşılığında Tel Rıfat’ın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarına bırakılması görüşüldü.

Suriye rejimi unsurlarının Tel Rıfat’tan çekilmesi ile Rus askeri mekanizmalarının bölgeye gelmesi aynı dönemde gerçekleşti. Bununla birlikte, YPG unsurlarının Afrin’den çekilmesiyle Halep kırsalındaki varlığının son bulmasının ardından Türkiye’yi Suriye ve Ürdün ile güney sınırına bağlayan Gaziantep yolunun açılması için bir takım temaslar var.

Çavuşoğlu ve Pompeo arasında önemli görüşme

Tüm bunların yanı sıra, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo arasında Pazartesi günü yapılacak görüşmede, Washington ve Ankara arasındaki ilişkiler, ABD liderliğindeki Uluslararası DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu tarafından Münbiç’in kontrol edilmesine dair özel bir yol haritasının açıklanması bekleniyor.

Münbiç’i ABD ve Türk birlikleri yönetecek

Bu yol haritasına göre, YPG bölgeden çekilecek. Geri çekilme sürecinde Münbiç’te yerel yönetim kurulana kadar bölgeyi Türk-ABD’li birimler yönetecek şeklinde bir yol haritası üzerinde duruluyor. İkinci aşamada, 4 Haziran’dan sonraki 45 günün sonunda Türkiye ve ABD’nin askeri ve istihbarat unsurlarının ilçede ortak denetime başlaması öngörülüyor. Üçüncü aşamada ise, 4 Haziran’nın ardından 60 günlük süreçte Münbiç’te yerel unsurlardan oluşan bir yönetim kurulması planlanıyor.

Ankara ve Washington arasındaki anlaşmazlıklar

Bir kaynak tarafından dün yapılan açıklamada, Ankara ile Washington arasındaki ihtilafların, Ankara’nın baştan beri YPG unsurlarının bölgeden çıkması isteğine karşılık ABD’nin güven artırıcı önlemler alındıktan sonra bunun gerçekleşmesinin istemesi olduğunu belirtti. Kaynak, kentte kurulacak yerel sivil meclislere Kürtlerin katılacak olması ve evlerini terk etmiş kişilerin yeniden geri dönüşüyle ilgili anlaşmazlıklarında olduğunu kaydetti.

Kaynak, 24 Haziran seçimlerinden sonra, Türk hükümeti ile PKK arasında, PKK ve uzantılarının Suriye ve Türkiye’deki rolüyle ilgili siyasi bir sürecin başlatılması konusunda Batı’nın Ankara ile müzakerelerin sürdürülmesi tavsiyesinde bulunduğuna dikkat çekti.