Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suriye’de gerginlik tırmanırken taraflar sertleşiyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Suriye topraklarındaki İran-İsrail çekişmesi, son zamanlarda daha da belirginlik kazandı. Perde arkasındaki soru ise şu; Çatışma ne zaman, nasıl yaşanacak ve tırmanışın sınırları ne olacak?

Suriye’nin uluslararası ve bölgesel çatışmalar için bir arenaya dönüştüğü gerçeği, gizli değil. Zira bir hafta içerisinde dört uçak düşürüldü ve Suriye dışında da beş çatışma yaşandı.

Muhalifler, geçtiğimiz hafta İdlib kırsalında bir Rus uçağını düşürdü. ABD uçakları, Fırat Nehri’nin doğusundaki Suriye rejimi yanlısı güçlere yönelik hava saldırısı düzenledi. Kürt güçler tarafından Halep’in kuzeyindeki Afrin yakınlarında bir Türk helikopteri düşürüldü. İsrail Golan Tepeleri’nde bir İHA düşürdü ve uzun yıllardan sonra ilk kez Suriye hava savunma sistemleri bir İsrail F-16’sını düşürdü.

Bu bağlamda İsrail- İran tırmanışını tetikleyen faktörler şöyle;

Güney Ateşkesi’nin uygulanması

Geçtiğimiz Temmuz ayında, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Hamburg’da, Suriye’nin güneybatısında ateşkes sağlanması ve “çatışmasızlık anlaşması” üzerinde uzlaşma sağladı. Bu bağlamda Dera, Kuneytra ve Suveyda’daki güney ateşkesi bölgelerinde Suriye dışı güçlerin bulunmaması kararlaştırıldı. Bu da İran ve Hizbullah tarafından desteklenen güçlerin Ürdün sınırından ve Golan Tepeleri’ndeki ateşkes hattından çekilmesi anlamına geliyordu.
Aylar sonra Rusya, anlaşmanın şartlarını ihlal etti.

Vietnam’da düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu’nda (APEC), ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov, anlaşmaya atıfta bulunarak, 11 Kasım günü Trump ve Putin’in adına açıklamada bulundu. Bu bağlamda, ateşkesin korunması için “geçici bir adım” olarak nitelendirilen Suriye’nin güneybatısına dair ateşkes ve “çatışmasızlık anlaşması”nın önemine yönelik bazı noktalara değinildi.

İki lider daha sonra Amman’da imzalanan yeni bir ABD- Rusya- Ürdün mutabakatı konusunda memnuniyetlerini dile getirdi. Bu mutabakat, “daha kalıcı bir barış sağlamak için yabancı güç ve unsurların bölgedeki varlığının nihai olarak azaltılmasını veya geri çekilmesini” kapsıyordu. Öyle ki mutabakatta, Şam, Ürdün sınırı ve Golan Tepeleri’ndeki İran ve Hizbullah güçlerine atıf yapılmıştı. Nitekim durumu takip amaçlı Amman’da bir gözlemevi kuruldu.

Daha sonra Rusya, anlaşma uyarınca çatışmasızlık bölgelerine 12 izleme noktası ve Çeçen unsurlar konuşlandırdı. Ancak bu durum, rejim ve Hizbullah güçlerinin ilerlemesinin ardından askeri operasyonları durdurmadı. Bu çerçevede ABD’li yetkililer Rus mevkidaşlarıyla görüşerek, bölgeyi kontrol etmesi gereken Suriye ordusunun ilerlediğini söyledi.

29 Ocak’ta, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Moskova’ya ziyarette bulundu. Netanyahu, ziyareti sırasında Putin ile bir araya gelirken, ikili 2015 yılının sonlarında Rusya’nın Suriye’ye doğrudan başlattığı askeri müdahaleye dair bir dizi görüşmelerde bulundu. Alınan bilgilere göre, Netanyahu Tel Aviv’i endişelendiren birçok meseleye de değindi. Öyle ki görüşmelerde, “Suriye ve Lübnan’daki dört İran fabrikası, Hizbullah ve İran güçlerinin Golan’da yer alan ateşkes hattındaki varlığı, ABD- Rusya- Ürdün çatışmasızlık anlaşmasının şartlarını yerine getirme başarısızlığı” konuları masaya yatırıldı.

Rus ordusunun Suriye hava sistemine dair kontrolü ve Suriye’ye S-400’ün konuşlandırılması çerçevesinde Netanyahu ve Putin, Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Konseyleri arasında, 30 Ocak’ta çeşitli toplantılar düzenlenmesini kabul etti. Rus itirazı olmaksızın İsrail’in İran hedeflerine karşı saldırılarını sürdürmesi kapsamında askeri, güvenlik endişeleriyle ve operasyonların nasıl koordine edileceğiyle ilgili bir plan üzerinde durulacaktı.

İsrail ordusu, kısa bir süre önce Suriye sınırı yakınlarında askeri tatbikatlar gerçekleştirdi. Bu bağlamda Moskova’ya, Hizbullah ve İran’ın sınırdan çekilmesi için gizli ve açık bazı mesajlar gönderdi.

Medyada da İran’ın Şam ve Golan arasında askeri bir üs kurduğuna dair haberler yer aldı. ABD-Rusya anlaşması sonrasında İsrail, Suriye’deki “İran hedeflerini” vurmak için ellerinin serbest bırakılmasını istedi. Nitekim İsrail, Camraya bölgesindeki bir araştırma merkezi de dahil, Şam yakınlarındaki mevzilere saldırılar düzenledi.

İsrailli yetkililer, Batılı mevkidaşlarıyla yeni toplantılar gerçekleştirerek, “Bir sonraki savaş benzeri görülmemiş düzeyde olacak. Güney Suriye ve Güney Lübnan ile tek bir cepheden mücadele edilecek” açıklamasında bulundu. Aynı şekilde kuzeyde, İsrail sivilleri tahliye tatbikatları başlattı. Öyle ki bölgede yaklaşık 1 milyon insan bin roket saldırısına maruz kalmıştı.

Alınan bilgilere göre, Tahran, birçok Batı ülkesine ‘Hizbullah, Golan ve Güney Suriye’ye bağlı örgütler’ ile ‘nükleer anlaşmanın kaderi ve Trump’ın ilerleyen haftalarda alacağı karar’ arasında bir bağ olduğunu bildirdi.

Bu bağlamda Batılı bir yetkili, “Masada dört madde var; Hizbullah’ın Golan’a yayılması, İran güçlerinin güneye yayılması, güneyde ağır silahların varlığı ve Şam yakınlarındaki İran silah fabrikaları” ifadelerini kullandı. Tahran’ın Washington’a baskı yapmak için bu belgeleri kullandığına dikkat çeken yetkili, İranlı yetkililerin “Irak’tan Güney Suriye ve Lübnan’a kadar uzanan hattın var olduğunu” söylemek üzere Güney Lübnan’a gelişi kolaylaştıran başka bir mektup gönderildiğini belirtti. İsrail- Lübnan arasında sınır duvarına, doğalgaz ve petrolün sömürülmesine ilişkin anlaşmazlık nedeniyle yeni bir tırmanış daha yaşandı.

Tırmanış sonrasında diplomasi

Geçtiğimiz günlerde diplomatik kaynaklar, 2006 savaşının ardından BM kararının yayınlandığı çerçevede, “1701 Suriye” kararının yayınlanması için de Suriye’deki askeri tırmanışa yatırım yapılabileceğini söyledi. Bazı diplomatlar, Rusya ve ABD’nin, Hizbullah ve İran’ın desteklediği grupların yayılması, Golan’daki ateşkes hattının kaderi, Golan- Şam arasındaki mühimmat ve silahlarla ilgili olarak Güney Suriye’de yeni “çatışma kuralları”nı belirlemek için askeri tırmanıştan yararlanabileceğini kaydetti. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Ortadoğu turunun bir parçası olarak Beyrut’u ziyaret ettiğine de dikkat çekildi.

Hava saldırıları, Suriye’deki Rusya- İran T4 hava üssünü hedefleyen F-16’’lara karşı Hmeymim üssünün bilgisi olmaksızın başlatılmadı. İsrail savaş uçakları, Hmeymim üssünün bilgisi dışında Suriye’deki 12 mevziye saldırı düzenlemedi. Moskova’nın, inatçı taraflar ve çelişkili menfaatler arasında arabulucu rolü arayışı içinde kendisini Washington ile müzakereye hazırladığı açık. Zira Suriye’nin kuzey ve doğusundaki bölgelerde de bu durum geçerli…