Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suriye’deki nüfuz çatışması | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Rusya, Suriye’ye askeri olarak müdahale etmeye başladığı andan beri genel olarak ABD ve Batı’nın yetki vermesiyle ilgili pek çok yazı kaleme alındı. Söz konusu müdahalenin Avrupa’ya mülteci akınını engelleyeceği konusunda Avrupa’nın iddiası büyüktü. Batı, Rus uçaklarının düzenlediği operasyonları göz ardı ettikçe Moskova’yla uzlaşmanın olduğuna dair analizler bile yapıldı. Moskova, askeri çözümün olmadığı ve siyasi çözüm bulmanın vaktinin geldiği fikrini ortaya attığı zaman Halep’in düşmesiyle birlikte birçok şey gündeme geldi. Bu atmosfer, Rus söylemini 2254 nolu karara ve Cenevre’ye yeniden yoğunlaşmaya teşvik etti.

Bugün Rus çözümünün izlerini taşıyan Soçi konferansının tarihi bu ayın sonunda yapılacak şekilde belirlendikten sonra fotoğraf değişti. Eğer müdahale sürecinde yetki verme namına bir şeyler varsa, bu yetkinin siyasi çözüm arama sürecinde herhangi bir etkisi bulunmuyor. ABD Savunma Bakanı James Mattis’in açıkladığı ABD’nin yeni ve net tutumu fotoğrafı altüst etti. Mattis, Suriye Demokratik Güçleri(SDG) içerisinde bulunan ABD’nin müttefiklerinin hâkim olduğu Fırat’ın doğusunda ABD’nin sivil ve diplomatik varlığının arttığından bahsetti. Bununla yeni bir rotanın başlangıcını resmederek netliğin arttığına işaret etti. Mattis; Velayeti ve Esed’e “Biz, bölgelerin arasını ayıran bir çizgiye sahibiz. Bu çizgiyi geçmek yanlış olacaktır.” şeklinde yanıt verdi. Mattis, ABD’nin bulunduğu yerleri imar etmekten bahsetti: “Uluslararası paranın bir şeyler üretecek şekilde idare edilmesi gerekiyor. Mesele, yanlış kişilerin cebindekilerle bitmiyor.”

Bu yeni gelişme, Moskova’yı şaşırttı. Bunun için Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Amerikalıların varlığının siyasi çözümü engellediği ve ülkenin bütünlüğünü tehdit ettiği konusunda ABD’yi suçladı. Lavrov, Washington’un DEAŞ’a yönelik başarının Esed’in gitmesini gerektiren siyasi dönüşümler başladıktan sonra gerçekleşeceğini söylediğini ifade etti. Putin, Trump’a ilettiği yeni yıl mesajını değerlendirerek dünyadaki stratejik istikrarın güçlendirilmesi için Rusya ve ABD arasında yapıcı bir diyaloga ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

ABD’nin tutumuyla ilgili gelişmeler, iki durumu takip etti. Birincisi, Soçi konferansında Moskova’nın hazırladığı bir anayasa taslağı olacak. Bu taslakta Suriye devletinin yeni yapısına değinilecek. İkinci madde, seçimlerden bahsedecek. Bütün bunlar, güney cepheyi temsil eden 40 tarafın boykot bildirisine rağmen konferansta mevcut olmayan tarafları tehdit ederek kendilerine yarının Suriye’sinde yer olmayacağını belirtmek için eklendi. Siyasi ve askeri muhalefetten birçoklarının mevcut olmadığıyla ilgili haberler sızdı. Moskova; Şam, Ankara ve Tahran’la kısmen uzlaşarak katılımcı listesini belirleyerek gözlemci olması için Birleşmiş Milletleri (BM) davet etmeye hazırlanıyor. Tüm bu gelişmeler, Rusya’nın Hmeymim ve Tartus üslerini genişletme çalışmalarıyla eş zamanlı olarak meydana geldi. Rusya başbakanı yardımcısı, Suriye’yle kapsamlı ekonomik anlaşmalar yaptı. Bu anlaşmalar, Moskova’nın petrol, gaz, ulaşım ve diğer kaynakları kontrol etmesine olanak tanıyacak. Bütün bunlar, sahada Esed rejimini sağlamlaştırmada başarılı olan ve muhaliflere en sert vuruşları yapan Moskova’nın çıkarlarına uygun şekilde Soçi’de Suriye çözümünü resmettiği anlamına geliyor. Moskova, BM’nin katılmasının konferansa büyük bir güvenirlik vereceğini umuyor. Böylece Cenevre müzakeresinin önünde sadece Soçi konferansının sonuçlarını onaylamak kalıyor.

İkinci durum ise ABD yönetiminin “Suriye için barış planı”nı kabul etmesinde gizlidir. Bu planı, rejim devam ettiği sürece Suriye’de ABD nüfuzunu sağlamlaştırmaya teşvik eden (Pentagon’a yakın) RAND şirketi hazırladı. RAND şirketi, sloganı “Suriye’nin geleceğinde Esed’e yer yok” olan ve geçiş süreci diye adlandırılan siyasi anlaşmaya hazırlık olarak konfedere birliği oluşturacak yerel yönetimlerin ve özerkliğin kurulmasını desteklemeye çağırıyor. ABD, bunun gerçekleşmesi için doğrudan varlığıyla müttefiklerini destekliyor ve Suriye’nin kuzeydoğusunda (toplam yüzölçümün yüzde 28’i) kontrol ettikleri bölgeleri ve aynı şekilde çatışmasızlık bölgelerinin olduğu Suriye’nin güneyini korumak için garanti sağlıyor. Bununla beraber Washington; Halep ve İdlib kırsalında muhalifler için güvenli bir bölge olması konusunda ısrar ediyor.

Tüm bunlar, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda askeri üsler inşa eden ABD’nin Suriye meselesinin çözümü konusunda Rusya’nın tek başına hareket etmesini reddederek nüfuz bölgelerini belirlediği çıkarımına götürüyor. Belki de ABD’nin tutumundaki bu yeni gelişme, Soçi konferansıyla ilgili beklentilerin azalmasına neden oldu. Moskova, herhangi bir çözümün başarılı olması ve devam etmesi şartının yeniden imar anlamına geldiğini çok iyi biliyor. Modern çağın Moğollarının yok ettiği Suriye’nin imarı, Rusların ve İranlıların elinde mevcut olmayan büyük miktarda paralara ihtiyaç duyuyor. Belki de meselenin bu boyutu, Lavrov’un şaşkınlığını daha da artırdı. Bundan dolayı Lavrov, Vietnam’daki iki kutbun toplantısının ABD’nin çabasının DEAŞ’la mücadeleyle sınırlı olduğunu doğruladığını keşfetti. Ayrıca Lavrov, ABD’nin Esed’in yönetimde kalması meselesini yeniden tartışmaya açtığına işaret etti.

Rusya’nın tutumu, daima ABD’yle uyum içerisinde olmaya meylediyor. Çünkü bu, Moskova’nın uluslararası arenada rolünü geri kazanması, yaptırımları sonlandırması, NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve Ukrayna meselesiyle ilgili Minsk anlaşmasını açıklamada ortak bir analize ulaşması için bir şarttır. Yeni ABD yönetiminin göreve başlamasından bu yana daima farklı bir ABD söylemi ortaya çıktı. Şöyle ki terör sadece DEAŞ ve Nusra ile sınırlı değildir. Aksine istikrarsızlığın sorumlusu, Tahran rejimidir. ABD yönetimi, Tahran’ın nüfuzunu engellemek için Moskova’dan ortaklık talep ettiğini bir gün bile gizlemedi. Öyleyse şu anki fotoğrafın görüntüsü: Rusya’nın ABD’nin ortaklığına ihtiyacı var. Çünkü bu ortaklık, Rusya’nın Ortadoğu sınırlarının ötesindeki rolünü ve nüfuzunu pekiştirmeye giriş mesabesindedir. Ankara ve Tahran’la olan ortaklık yeterli değildir. Diğer yandan İran’ın nüfuzunu azaltmak ve Suriye’de Şii milislerin varlığını bitirmek için ABD, Rusya’nın rolüne ihtiyaç duyuyor. Böylece müdahaleciler, Suriye’yi çatışma sahasına dönüştürdükten sonra çözüm ve nüfuz savaşı meydana geldi. Çözüm savaşı, hem Suriyelilerin hem de bölgenin beklentileri dikkate alınmadığı sürece uzun süre devam edecektir.