Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suriyeli kadınlar yardım kampanyası adı altında istismara uğruyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Rakka’nın batı mezrasında bulunan basit, izole edilmiş bir evde, 25 yaşlarında çocuğuyla yaşayan bir kadın kendisiyle röportaj yapmak için gelindiği söylendiğinde unutmak istediği şeyleri anlatmaya başladı. İsmini vermek istemeyen kadın, konuşmak için tükenmek üzere olan sabrını da toplamaya çalıştı. Boğuk bir ses ve dağınık kelimelerle, bir yıl önce olanları yeniden anlatmaya başladı. Kendisine ayrılmış yardımı alabilmek için insani yardım kuruluşuna gittiğinde elindeki kart o gün bu yardımı almaya hak kazandığını gösterse de oradaki yerel bir yetkili yardımların ertelendiği gerekçesiyle ona payını vermedi.

Şartlı yardım

O gün olanları şöyle anlattı: “ Kafam karışmıştı. Nasıl davranacağımı bilemedim. Görevliye “ neden benim payımdan mahrum ediyorsunuz dedim. Beni bürodan kovdu. Fakat ona defalarca yalvardım. Bana dağıtımı yaptıktan sonra yeniden gelmemi söyledi.”

Rakkalı olan A.A’nın kocası, 2017 yılının başlarında ailesiyle birlikte şehirden kaçmaya çalışırken DEAŞ’lı keskin bir nişancı tarafından vurularak öldürüldü. Daha sonra şehir Suriye Demokratik Güçleri tarafından kuşatma altına alındı. Koalisyon güçleri şehri yoğun bombardıman altına almıştı. Fakat iki çocuğuyla birlikte Suriye’nin kuzeyinde bulunan bir kampa gitmeyi başardı. Şiddetli çatışmalar nedeniyle ne ailesi ne de kocasının ailesinin durumu hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Suriye’deki savaş, ülke içine ya da dışına doğru 10 milyon insanı yer değiştirerek mülteci konumuna gelmeye zorladı. Bunların çoğu, kaçtıklarında üzerlerinde bulunan elbise dışında bir şeye sahip olmayan kadınlar ve çocuklarının hangi özel ihtiyacını ya da eşyasını alması gerektiğine karar verecek olan hayatının yükünü taşıyan annelerdi.

A.A konuşmasına şöyle devam etti: “Dağıtım süresi bitince yardım ofisine gittim. Orada yalnızca görevli vardı. Bana sessizce yeni gelen göçmenlerin artması nedeniyle listelerin değiştirildiğini ve yardım kolilerinin yeni gelen ailelere verilmesi kararının alındığını söyledi. Benden payımı almak için ertesi gün gelmemi istedi.”

Gerçekten de ikinci gün A.A görevliden payını teslim aldı ve ona çok teşekkür etti. Birkaç gün sonra kampta bu görevliyi gördüğünde ona selam verdi ve çocuklarına bakmak zorunda kalan bir dul olduğunu ve kendisine iş bulmasının mümkün olup olmadığını sordu. Yine gıda ihtiyacı olduğunda ona müracaat edip edemeyeceğini sordu. Görevli bu isteği onaylayarak başını salladı.

Suriye’de savaş sırasında kocalarını kaybeden kadınlar fakirlik ve cinsel sömürü gibi büyük risklerle karşı karşıya gelmektedirler. A.A ek bir gıda yardımı ve iş talebinin kendisini şantaj kurbanı yapacağını düşünmemişti. Soğuk ve sıcaktan koruyamayan çadırlarda iki çocuğuna bakmak zorunda kalması onu iş aramaya itmişti. Üzüntüsünü şöyle dile getirdi: “Gerçekten de ona gittiğimde ruhumun derinliklerinde bana acıdığı için yardım edeceğini düşünüyordum. Gıda yardımında bulundu ve ihtiyacım olduğunda yeniden gelmem konusunda beni ikna etti aynı zamanda iş arama sözü de verdi”

Bir süre sonra görevlinin yardımıyla iş buldu ve yeni işi için koşturmaya başladı. Telefon numaralarını birbirlerine vermişlerdi ve neredeyse her gün görevli kendisini arabasıyla alıyordu. İş fırsatı bulduğundan dolayı kendini güvende hissediyordu. Bir gün görevli kendisini çadırda ziyaret etmek istediğini söyledi iş ihtiyacından dolayı onu reddedemedi. Yalnız komşular görürse dedikodu olacağını bu nedenle hava karardığında gelebileceğini söyledi. Görevli güzel bir hediyeyle çadıra geldi ve A.A yaşadıklarını şöyle anlattı: “Yanıma yaklaştı ve bana evlenme ve çocuklarıma bakarak her zaman yanımda olma sözü verdi. Kendimi onun koruyuculuğunda güvende hissettim.”

Uluslararası yardım alanında çalışan kuruluşlar üç yıldır cinsel istismar konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Bu konu geçen yıl Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)’nun raporunda şöyle yer aldı: “Suriye’nin bazı bölgelerinde yardımlar, cinsel ilişki karşılığında veriliyor” “2018 Suriye’sinden Sesler” raporunda Suriyeli kadın ve kızların insani yardım karşılığında görevlilerle kısa süreli evlilikleriyle ilgili açıklamalarda bulunuldu. Buna göre, birçok yardım kuruluşunda çalışan yerel yetkili, kadın ve kızların telefonlarını alarak evlerine arabalarıyla gidiyorlar ve yardımların karşılığında bir şeyler istiyorlar ya da çadırlarında bir gece geçirme karşılığında gıda yardımı yapıyorlar. Raporda özellikle dul ve kendisini koruyacak kimsesi olmayan kızların cinsel sömürüye açık olduğu ifade edildi.

Şarku’l Avsat, Suriye’nin kuzey doğusundaki üç kampta pek çok kadın ve genç kızla bu konu hakkında görüştü. Bazıları bunun gibi olayların yaşandığını onaylarken bazıları da bir skandal korkusuyla sessiz kalmayı tercih ettiler ve bazıları da bu olayların yaşandığını reddettiler. Birçok kadın sözlü tacize ve rahatsız edici imalara nasıl maruz kaldıklarını anlatarak bu gibi durumlar yaşanmasın diye yardım ofislerine gitmediklerini söylediler.

Yıllardır süren cinsel istismarlar

20 metrekarelik bir çadırda ard arda sigara içen M.S, 30 yaşını geçmemiş olmasına rağmen kendisini yaşlı gösteren eski siyah bir elbise giyinmişti. Kocası bir yıldır kayıp olan ve kendisinden haber alma ümidini kestikten sonra iş aramaya başlayan kadın üç ay önce başına gelenleri anlatmaya başladı.

M.S, konuşmasının başında aile üyelerinin tümünün Suriye’de çatışmaların başladığı 2011 yılında Türkiye’ye gittiğini şu anda kendisinden haber alamadığı kocasının ailesinin ise 2017’de Rakka operasyonu bittikten sonra bazılarının muhaliflerin hakimiyeti altındaki bölgelere bazılarının da Suriye Demokratik Güçleri’nin elinde tuttuğu bölgelere yönlendirildiğini söyledi. Yaklaşık dört ay süren savaşta kocasını ve çocuklarını kaybedip onlardan haber alamayanlar gibi M.S’de bu tarihten sonra kocasının ailesinden hiç haber alamadı.

Yaşananlar hakkında ise M.S şunları söyledi, “ Üç tane çocuğum var. Yaşam koşulları zorlaştı, yapılan yardımlar yeterli olmuyor. Çok iş aradım ama boşuna.” M.S, uluslararası bir yardım kuruluşunun ofisine gitti orada bulunan Suriyeli görevliye durumunu anlattı o da kocasını arama ve kendisine iş bulma sözü vererek birkaç gün sonra yeniden gelmesini söyledi.

M.S üç gün sonra kocasından bir haber alma ve iş bulma ümidiyle yardım bürosuna gitti. Orada yalnızca daha önce görüştüğü görevli bulunuyordu. Ona kocasının kaybolma tarihini ve iş imkanlarıyla ilgili bir şeyler sorduktan sonra sözü utanmadan eşiyle olan ilişkisine getirdi. Eşinden şikayet ederek onun soğuk olduğunu, ihtiyaçlarını karşılayamadığını bu nedenle ikinci bir eşe ihtiyaç duyduğunu anlatmaya başladı.

M.S defalarca konuyu değiştirmeye çalıştı ama bu çabası fayda vermeyerek şunları söyledi, “Niyetini anlamamış gibi yaptım. İş imkanı olup olmadığını, kaç saat çalışmam gerektiği gibi sorular sordum fakat o her seferinde aynı konuya geri döndü. Kocası kayıp olan güzel bir kadın olduğumu ve yanımda birisinin olması gerektiğini söyledi.” Kadın bir yardım umuduyla adamın sözünü sonuna kadar dinlemeyi düşündü ancak daha fazla kaldıramadı ve ofisten çıkarken bir daha bu olayın tekrarlanmaması için görevliyi uyardı. M.S sözlerine şunları ekledi: “Beni onun isteklerini kabul etmeye iknaya çalıştı. Ofisten çıkmaya niyetlendiğimde iş bulmak ve kocası hakkında bilgi sahibi olmak için müracaat etmem konusunda ısrar etti.”

Birkaç gün sonra M.S bu sefer iş saatlerinde yardım ofisine ikinci kez gitti. Odasına girdiğinde görevli adam ona “ seni beğendim, seninle birlikte olmak istiyorum” dedi. M.S çok şaşırdı ve “evlenecek miyiz” diye sordu. Görevli de evli olduğunu ve yardım organizasyonunda çalıştığını bu nedenle kendisiyle evlenmesinin zor olduğunu söyledi. Cevaplaması için ona bu ilişkinin boyutunu sordu. Görevli şöyle cevap verdi: “İş bulmak ve kocanı aramak karşılığında çadırına geleceğim.”

M.S talebini reddetti ve bir daha yanına gitmemeye karar verdi. Aynı zamanda kamptan atılması korkusundan dolayı şikayet edip etmeme konusunda tereddüt etti. Karışık duygularını öfkeyle şöyle dile getirdi: “ Bu halimle çocuklarım küçükken nereye gidebilirim? Gerçekten bizi kovarlar ama ona bir şey olmaz. O burada yetkili ve koruma altında. Söylediği her şeyi yalanlayabilir çünkü ona karşı somut bir delil yok.”

“Mülteci Kadınlar Tutsak Değildir” kampanyası müdürlerinden Müzenne Derid, mültecilerin yüzde 50- 60’ının kadın olduğu yüzde 35’nin ise ailelerine bağımlı olarak yaşadığını açıkladı. Yani her üç aileden birinin sorumluluğu bir kadının üzerinde. Konu hakkında çalışmalar yapan Derid şunları söyledi: “ Mülteci kadınlar kendileri ve çocuklarının geçimini sağlamak için yeni taleplerle karşı karşıya. Çatışma ve yasaların uygulanamaz oluşuyla kadınlar ve kızlar cinsel istismara, cinsel şiddet ve tacize daha açık durumda kalıyorlar.”

Yardımların engellenmesi

Basında yer alan haberlere göre de Suriyeli mülteci kadınlar, uluslararası yardım kuruluşlarının yerel görevlileri tarafından cinsel istismara maruz kalıyorlar.

İngiliz televizyon kanalı BBC, bir yardım kuruluşunda danışmanlık yapan Daniel Spencer’e dayandırdığı haberinde, Spencer’ın Ürdün’de 2015’te Mart ayında Suriyeli mülteci kadınlardan duyduklarının iddiaları doğruladığını ifade ederken, Der’a ve Kunaytara gibi bölgelerde yardımların nasıl cinsel talepler karşılandığını açıkladı.

Spencer kendisiyle yapılan röportajda şunları söyledi: “Kendilerine teslim eden yardımları kadınların cinselliklerinden faydalanmak için engelliyorlar. Bununla ilgili ilk bilgi 2015 yılında rapor edildi. Danışman yardım kuruluşuna giden kadın için cinsel taviz verdiğiyle ilgili oluşan kanaatin yaygın olduğunu söyledi.

Uluslararası Kadın ve Barış Özgürlüğü Cemiyeti’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölüm başkanı Suriyeli avukat Leyla El-Avdat, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, silahlı çatışmanın olduğu yerlerde kadınlarla ilgili bu söylentilerin yaygınlaştığını söyledi. Aktivist avukat, bu çatışmaların kanunların çöküşüne sebep olduğu için devletin uygulayacağı caydırıcı önlemlerin alınamadığını belirtti. Avdat, silahlı kuvvetlerin (hükümet ve hükümet dışı) gücü ve nüfusu, sivillerin özgürlük ve güvenliğinin azalmasına kıyasla genişlediğini söylerken kadınların şantajlara, psikolojik ve bedensel istismara maruz kaldığına dikkat çekti.

A.A kendisine yardım talep eden görevliyle 6 ay boyunca gayr-ı meşru bir ilişki yaşadığını itiraf ederek: “ Ne zaman evleneceğiz diye her sorduğumda işinden ve sorumluluklarından dolayı uygun vakit olmadığını söyledi” Bir müddet sonra komşusu olanları anladı. O gün olanları hatırladı, sustu ve gözyaşlarına boğuldu. Arkadaşı kayıtın durdurulması konusunda müdahalede bulundu ancak o konuşmasına devam etmek istedi ve gözyaşlarını silerek konuşmasına şöyle devam etti: “ O gün onlara olayı ifşa etmemeleri ve üzerini örtmeleri için yalvardım. Kamptan çıkmam karşılığında onunla anlaştık.” Gözlerden uzak yaşamak için bu toprak evde yaşamaya başladı.

Görevli ise normal hayatına geri döndü. Onunla evlenmeyi reddetti ve onu işten çıkardı. Telefonlarına cevap vermedi. A.A konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şikayet edemedim ne diyeceğim: Daha fazla yardım almak ve iş bulmak için onunla beraber olmayı kabul ettim mi diyeceğim! Söylediklerimi ispatlayabileceğim bir delilim mi var?” Derin bir nefes aldı ve iç geçirerek şunları söyledi: “Yaptığım şeyleri söylemek benim için çok zor geliyor. Bir rüya olmasını dilerdim. Olanları unutmak istiyorum.”

Şarku’l Avsat’ın yaptığı röportajda, Kahire Üniversitesi psikoloji bölümünde yardımcı doçent aynı zamanda Belçika Louvain Üniversitesi’nde cinsel şiddet ve cinsiyet çalışmalarında uzman bir doktora araştırmacısı olan Dr. Hulud Sabır, cinsel saldırıların kadınların inançlarını sarsan bir şok olduğunu vurgulayarak “Onları anlatma ve onlarla yüzleşme imkanı olmadığında sıkıntıları daha da artmaktadır. Bu sorunlardaki temel sebep ise Suriye toplumunda cinsel şiddete maruz kalmış kadınların söz konusu ihlale uğramasında suçlu görülmesi ve toplum tarafından damgalanması” olduğunu ifade etti ve “onların ne hissettiğini bilmeden onları utanç kaynağı olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu. Sabır, “ temel mesele bu travmatik olayların bugüne kadar devam etmesi ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak isteyen kadınların karşılaştığı sıradan olaylara dönüşmesi kadınların inançlarını yeniden oluşturmasına sebep oluyor. Bu gerçekte çok zor bir durum” dedi.

Koruma ve kontrol kanunları

Görevli M.S yi taciz etmeye devam etti. Öğretmen sizi görmek istiyor diye çocukları yolladı. M.S şunları söyledi: “Kamptaki yönetime haber vermeyi çok düşündüm fakat ne diyecektim? Bu adam beni beğendi ve benimle birlikte olmak istedi mi?!” Yüzünde beliren hüzünle şöyle devam etti: “ Eğer durum aynı şekilde sürerse rahat edeceğim ve şerefimi koruyacağım başka bir eve çıkacağım.”

Avukat Leyla el- Avdat bu gibi ihlallerin sona ermesi için eş zamanlı olarak dört başlığın uygulanması gerektiğini söyledi: “ Bunlardan birincisi, özellikle kadınların yönettiği ve kadınların çalıştığı sivil toplum örgütlerin desteklenmesi. Çatışmaların kadınlar üzerindeki olumsuzluklarını anlayabilen sivillere öncelik veren bir yerel sistem kurulması. İkincisi, uluslararası yardım kuruluşlarına gerçek bir denetim sağlamaları için sürekli bir baskı yapılması gerekir ki bu konuda yerel kurumlar büyük bir rol oynuyor. Bu denetleme sistemi mağdurlar için etkili bir denetim ve raporlama sistemi kurmalıdır. Üçüncü koşul, alanda çalışan yerel ve uluslararası kurumlardaki kadın sayısını arttırmaktır. Dördüncü ve son tedbir ise, ister hükümet ister sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülüyor olsun, silah ve şiddet yetkisini azaltmak, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, barışçıl mücadeleler ve insan haklarının desteklenmesi için çalışmaktır.”

A.A ve M.S yaşadıklarını anlatmaktan çekinmedi ancak pek çok bu duruma maruz kalmış kadın skandal korkusu ve geleneksel inanışlardan dolayı yaşadıklarını gizlemek zorunda kaldılar. Zira, karşı taraf yaşananlarla ilgili sorumluluktan kaçacak ve tüm iddiaları yalanlayacak. Özellikle pek çok olayda olduğu gibi somut bir delil olmadığında.

Dr. Hulud Sabir uluslararası yardım yapan kuruluşları denetim mekanizmaları ve çalışanları için hesap sorulabilir bir sistem kurma çağrısında bulundu. Sabir “Bu kuruluşların yardım talebinde bulunan insanlar için güvenli bir ortam oluşturmaları gerekir” dedi.