Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suudi Arabistan: Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak kapsamlı çözüm fırsatlarını zayıflatıyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Suudi Arabistan Krallığı Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdullah el-Muallimi, dün, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) gerçekleştirdiği konuşmada, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve Büyükelçiliği Kudüs’e taşıma gibi adımların meşruiyeti olmayan adımlar olduğunu ve Ortadoğu’daki gerilimi artırmaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi. Bu adımın iki devletli çözüm temelinde kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşılması fırsatlarını zayıflattığını vurguladı.

“Hizbullah’a karşı gerekli adımları atma zamanı geldi”

BMGK’nın İran’a karşı sağlam bir tutum takınmasının zamanının geldiğine de değinen el-Muallimi, uluslararası toplumun İran tarafından yapılan Ortadoğu’daki istikrarı zedeleyici girişimlere karşı sessiz kalmaması gerektiğini vurgulayarak, Suriye ve Lübnan’da terör faaliyetlerinde bulunan Hizbullah’a karşı gerekli adımları atma zamanının geldiğini sözlerine ekledi.

Dün gerçekleşen BMGK toplantısında, Ortadoğu’daki ve Filistin meselesi etrafında açık oturum düzenlenirken, Suudi Arabistan adına konuşan el-Muallimi, “Arap Birliği Temsilcisi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Bağlantısızlar Grubu temsilcileri tarafından yapılan ve yapılacak konuşmaları destekliyoruz” dedi.

El-Muallimi, konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Kudüs, şehirlerin gülüdür. Bütün semavi dinlerin bir arada yaşadığı bu kentin bir barış vahası olması gerekmektedir. Kudüs, iki kutsal şehir Mekke ve Medine’nin de kardeş şehridir. İsra ve Miraç mucizeleri Kudüs, 1400 yıldan uzun bir müddet boyunca İslam hakimiyetinde tüm din ve kültürlere açık bir halde yaşamıştır. Tarih boyunca Filistin’in başkenti olan Kudüs, bundan sonra da öyle kalacaktır. Yağmur bulutları ne kadar yoğunlaşsa da bir gün güneş mutlaka doğacaktır. Kudüs, 50 yıldır devam eden İsrail işgali boyunca BMGK’nın merkezi meselelerinden biri olarak kalmıştır. BMGK, Kudüs konusunda, başta 465, 476, 478 ve 2334 sayılı kararlar olmak üzere çok sayıda uluslararası bağlayıcılığı olan kararlar almıştır. Bütün bu kararlar, Kudüs’ün tarihsel statüsünü değiştirmeye yönelik tek taraflı icraatların geçersiz olduğunu, bu adımların hiçbir haklı gerekçesinin olmamasıyla birlikte, uluslararası anlaşmalara da açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu kararları tek taraflı olarak bir kalemde yok saymak mümkün değildir. 1993 yılında imzalanan Oslo Anlaşması’ndan bugüne kadar imzalanan bütün anlaşmalar ile Kudüs’ün, Filistin-İsrail meselesinin nihai çözümünün bir parçası olduğunu kabul edilmiştir.”

El-Muallimi, konuşmasında, İsrail tarafından Kudüs’e dair alınan, Kudüs’ün İsrail topraklarına katılması, Kudüs’ün geleceğinin ve akıbetinin İsrail tarafından belirlenmesi ve Filistinlilerin Kudüs’ten çıkarılarak yerlerine Yahudi yerleşimcilerin gelmesi gibi kararlar dahil bütün kararların uluslararası anlaşmalar tarafından geçersiz sayıldığına dikkat çekti.

“Gerilimi artırmaktan başka bir şeye yaramaz”

Büyükelçi el-Muallimi, İsrail işgal yönetiminin Kudüs konusunda yaptığı bütün tek taraflı icraatların ve başka ülkelerin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının geçersiz olduğuna değindiği konuşmasında, bu tür icraatların Ortadoğu’daki gerilimi artırmaktan başka bir şeye yaramayacağını ve iki devletli çözüm temelinde Filistin meselesinin adil ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulması ile 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan Filistin devletinn kurulması fırsatlarını zayıflattığını kaydetti.

El-Muallimi, konuşmasında, son olarak, 2002 yılında Suudi Arabistan tarafından sunulan İsrail-Filistin barışı girişiminin Arap ve Müslümanların barışa hazır olduğunu ortaya koyduğuna işaret ederek, barışın ancak başta Kudüs olmak üzere, Golan Tepeleri, Lübnan ve Filistin toprakları ile Batı Şeria ve Gazze’deki İsrail işgalinin sonlandırılmasıyla gelebileceğinin altını çizdi.