Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suudi Arabistan’ın yeni söylemi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Korkunç bir yıkımın yaşandığı, parçalanmış Ortadoğu’da iki kişi bir araya gelmesin ki üçüncüleri çaresizlik olmasın…

Herhangi bir konferans yapılmasın ki korku en belirgin konuşmacı olmasın…

Bugünlerin en popüler söylemi, iç savaşlar, mobilize milisler, ürkütücü haritalar ve çökmekte olan ekonomilerdir.

Bir diğeri de korku duyan devletler ve endişenin yiyip bitirdiği halklar…

İstatistikler önümüze geldiğindeyse rakamlar, umutsuzluğun gerekçesinin ise; işsizlik ve yoksulluk oranları ve geleceğe giden trene binme fırsatını kaçırma olduğunu teyit etmekte…

Bu atmosferde, günümüzde Riyad’da sona eren “Geleceğin Yatırım Girişimi” konferansı, bu gidişata ters yönde kürek çekmek anlamına geliyor.

70 ülkeden katılımın olduğu, büyük şirketlerin finans ve yatırım kuruluşlarının binlercesinin katıldığı konferansta muhatapların beklenenden daha fazlasını duyduklarını ve tahmin ettiklerinden daha fazlasına temas ettiklerini söylemek abartılı değil.

Yeni Suudi Arabistan’ın doğum tarihini ve bu doğumun ne kadar gecikeceğini merak edenler, kendilerini yeni Suudi Arabistan ve yeni söylemin önünde buldular.

Seminerlerden birinde, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın sorulara vermiş olduğu cevapların katılımcılarda bıraktığı olumlu havanın yanı sıra “dünyada yeni şeyler yaratmak isteyen gelecek tasarımcıları ortakları”nda da bu belirgin olarak görülüyordu.

Yeni Suudi söylemi yurtiçi ve yurtdışına aynı anda hitap etmektedir. Bu iş sadece görüntüyü iyileştirmeyi amaçlayan bir müfredatla ilgili değil. Bu, geleceği yakalamak için bütünleşmiş bir vizyon ve beklentileri sayılarla donanmış bir olgu.

Yeni söylemde derin bir umut hali var. Umut, 30 yaşından küçük olanların % 70’ini oluşturduğu insanların iddialı haline dayanıyor.

Yeni Suudi Arabistan’ın, bu nesle hitap etmeyi ve cezbetmeyi başardığı çok açık. Bunu da durgunluk, korku ve tereddüt kültürüyle mücadele etmede, onları kuşatan güçleri ve değişimi dikkate alarak, itici bir güç olmaları için yapıyor.

Suudi gençler mesajı aldılar ve onunla etkileşim kurdular.

Halkın güçlü arzusunun siyasi iradeyle bir araya gelmesiyle de bu gençlik servetini diğer zenginliklerle buluşturma fırsatı yakaladılar.

Esas mesele basitçe, istikrar ve refahı korumak için geleceğin inşa edilmesi; Bir diğer ifadeyle; çaresizlik içindeki gençlerin radikalizme itilmesi ve dünyayla çatışma gibi tuzaklara düşürülmesini ortadan kaldıracak bir iş fırsatı, güçlü bir ekonomi ve açık toplum yaratmak.

Prens Muhammed Bin Selman’ın bu bağlamda gayet açık ve net bir şekilde şunu söyledi:

“Açıkça söylemeliyim ki önümüzdeki 30 yılı herhangi bir radikal fikirle uğraşarak kaybetmeyeceğiz. Geçmişte bu konuda net adımlar attık. Yakın gelecekte radikalizm kalıntılarını ortadan kaldıracağız.”

Yeni Suudi Arabistan’ın, aşırılığın kendi iradesini dikte etmesine ve dünya ile ilişki kurmada korku, düşmanlık ve çatışma ruhuna mahkûm olmaya izin vermeyeceği açık.

Bunun tersi bir istikamete gidileceği Suudi Arabistan’ın Veliahdının şu sözünde açıkça ortaya kondu; “Bütün dinlere hoşgörüyle bakan ılımlı bir İslam anlayışına dönüyoruz.”

Ilımlı olma; başkalarını kabullenme, ortak alanlar oluşturma, derin yardımlaşma ufukları keşfetme ve geleceği inşa etmede beraber hareket etme demek. Bu, bütün dünyada olumlu karşılanacak.

Ilımlı olmak; herkesi tehdit görüp, varlıklarını inkâr etmenin ve başkalarına ulaşmaya engel olan duvarlar örme gayretinin, tam tersi bir durumdur.

Bu söylem yeni bir aşamaya geçmeyi ve başka aşamalara yeni kapılar açmayı içerisinde barındırmakta.

Dünyadan tecrit ve farklılıkları tehdit görüp diğerinden korkmaya bu söylemde yer yok. Geleceği inşa etme atölyesinin dışında kalmayı seçersek, bizi bir kenara bırakacak dünyanın bir parçası oluruz.

Yerini sağlamlaştırmak ve çıkarlarını korumak isteyenlere, ilerleme kaydetmek ve geleceği inşa etmek dışında hiçbir çözüm bulunmamakta.

Çözüm, bilimsel ilerlemeyi azami ölçüde kullanmak ve teknolojiye, toplumumuzu bozmak ve özelliklerini yok etmek için içimize sızmış bir aygıt muamelesi yapmamaktır.

Teknoloji, ilerlemeyi hızlandırmak ve eski dosyaların boş tartışmalarında kaybolan zamanı telafi etmek için bir fırsattır. Teknoloji, kapasiteyi iki katına çıkarmak ve geliri artırmak için de bir fırsat.

İlerleme için, mücadelede teknolojiyi bir silah haline getirme yeteneği, gelişmiş bir eğitimin, modern üniversitelerin, geleceğe yönelik açık müfredatların ve gereksinimlerin varlığına bağlı…

Artık yeni söylemde endişe ve tereddüt oluşturacak kelimeler olmayacak. Bilimsel ve teknolojik devrimlerin etkisiyle sürekli olarak değişen bir dünyanın parçasıyız. Ekonomilerimizi ve toplumlarımızı geliştirmek için ya bu trene bineceğiz, ya da treni kaçıracağız! Kaçırırsak trenin yeniden gelmesi çok ama çok geç olabilir. Trene binmenin bir bedeli var: Çağdaş yönetim, planlama, muhasebe, imkânların iyi kullanımı, uyarlanabilirlik, güvenilirlik ve cazip bir yatırım ortamı sağlayan uygun mevzuat.

Konferansta söz, yeni söylemin yeni politikalara dönüştüğünün en büyük göstergesi olan ve Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’e sınırı olan, Kızıldeniz üzerindeki “NEOM” projesine geldi, Prens Muhammed Bin Selman konuya ilişkin şunu söyledi; “Bugün bu projede inanılmaz fırsatlar vardır; Proje, üç kıta arasında 500 milyar dolarlık devasa bir yatırım potansiyeli olan eşsiz bir konumdadır ve dünya ticaretinin yüzde 10’u Kızıldeniz’de bu yerin etrafında dönmektedir… Bazıları dünyadaki en büyük güneş panellerini inşa etmek istiyorlar ve Projede kullanılacak robot sayısı insan sayısından daha fazla olacak”

Katılımcılar uzun süre bu konuşma üzerinde durdular. Görünen o ki on yıllar boyunca Ortadoğu, yozlaşma ve batma demeyeceksek, parçalanma ve savrulmalara mahkûm edilmiştir.

Bu konuşma ise bu olumsuz akıntıya karşı kürek çekmek anlamına gelmektedir. Arapların ilerleme savaşından çıktığına ve onlar için tek seçeneğin, üzerinde yaşadığı dünyada başkalarının yaptığı zararları azaltmak için gayret sarf etmek olduğuna dair izlenimi sert bir şekilde reddediyor. Deneyimler, bütün bunlara direnebilmenin, halk iradesinin siyasi irade ile buluşması ve beklentilerin sayılarla donanmış bir vizyona dönüşmesi ile mümkün olabileceğini söylüyor.

Yeni bir Suudi Arabistan ve yeni bir söylem. Gençlik, irade, planlama, yeteneklerin değerlendirilmesi, ılımlılık, açılım, rekabet gücü, yaratıcılık, karşılıklı çıkarlar ve ortaklıklar. Bunlar Yeni bir Suudi Arabistan’ın yeni söyleminin anahtar kelimeleri…

Suudi Arabistan’ın stratejik konumu, yakın ve uzak ülkelerdeki muazzam dengesi göz önüne alındığında, başarısının yansımalarının, Arap ve İslam dünyasıyla sınırlı kalmayacağı bir deneyimle karşı karşıya olduğumuzu söylemek abartı olmaz…