Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Tahran-Tel Aviv ve Moskova’nın zorlu seçimi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İran’ı kuşatma ve İsrail’i kontrol etme sorunu arasında Moskova, Batılı devletlerin Suriye’de kendisine hazırladığı tuzağa düşmekten kaçınmaya çalışıyor. Batılı devletler, Tahran’ın nüfuzunun sınırlandırılmasını ve kendisine bağlı bütün milislerin Suriye’den çekilmesi için baskı yapılmasını istiyor. İran ve İsrail arasında geniş ve bölgesel bir çatışmanın vuku bulmasından kaçınmak için Batıda karar mercileri tarafından bu devamlı olarak talep edilmeye başlandı. Öyle ki bölgesel bir çatışma, Moskova’nın Suriye’deki kazanımlarının bir bölümünü kaybetmesine neden olacaktır. Moskova, çatışma alanının bir araya getirdiği ve çıkarlarının kendi rejimlerini muhafaza etme düşüncesinde kesiştiği iki hasım arasında imkânsız uzlaşma diplomasi yoluyla hayatî sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. Fakat çekişmeli arka planda meydana gelen son olaylar, Rus çatısı altında bir arada yaşamanın zorluğunu ortaya çıkardı. Bu da 2015 sonbaharında Suriye’deki çatışmaya doğrudan müdahale ettiğinden beri Moskova’yı ilk defa Tahran’la Tel Aviv arasında seçim yapmaya zorluyor.

Moskova, 3 bin asker, danışman ve çeşitli özel güvenlik şirketlerinin yanı sıra 25 savaş uçağı ve birkaç deniz birliğiyle Suriye sahasını kaplayamayacağını, siyasi ve askeri yönetimin Afganistan senaryosunun tekrarından kaçınmak için Suriye’ye büyük bir askeri güç göndermek istemediğini iyi biliyor. Bundan dolayı Moskova, rejim ordusunun yeniden dizayn edilmesinin zor olduğu kanaati yerleştikten ve Esed’e bağlı askeri birliklere güveni kaybettikten sonra muhaliflerden aldıkları alanları muhafaza ve kontrol etmek için tamamen İranlı milislere itimat etmek mecburiyetindedir. Bu da Suriye’deki İran varlığını Rus gücünün unsurlarından birisi haline getirdi.

Buna karşılık Tahran, nüfuzunu pekiştirmek, çıkarlarını himaye etmek ve çözüm masasında varlığını dikte etmek için sahadaki bu denklemden istifade ediyor. Tahran’ın Suriye’de bağımsız politika yürütme girişimlerinden ve Rus-İsrail anlaşmalarının belirlediği kırmızı çizgileri ısrarla aşmasından Rusya’nın rahatsız olmasına rağmen Tahran, Moskova’nın jeopolitik denkleminde kendi stratejik konumunu muhafaza etmeyi başardı. Öyle ki bu denklem, Tahran’ın İsrail’in kuzey sınırına yaklaşma ve varlığını burada sabitleştirme çabalarından dolayı İsrail’in ulusal güvenlik kaygıları konusunda Moskova’yı İran’ın hassasiyetlerini dikkate almaya sevk ediyor. Bu, Moskova’nın Suriye krizinde İsrail’in konumunu sınırlandırmayı istediği anlamına gelmiyor. Fakat Moskova, İsrail uçaklarının Tifor Havaalanı gibi Suriye-İran-Rusya ortak askeri lokasyonlara saldırısını nihai olarak göz ardı etmesi mümkün değildir. Moskova, askerlerinin güvenliği konusunda Tel Aviv’i uyardı. Aynı şekilde Moskova, birkaç gün önce meydana geldiği gibi Esed rejiminin mevzilerine karşı sert saldırıların tekrar etmesi halinde rejimin hâkimiyetinin zayıflamasına neden olabileceği hususunda Tel Aviv’e uyarıda bulundu. Bu da İsrail’i ya radikal İslami gruplarla ya da İranlı milislerle doğrudan çatışmanın içine sokacaktır. Bu durum, İsrail’in sonuçları garanti olmayan maliyetli bölgesel bir savaşa girmesine neden olabilir.

Tel Aviv, F-16 uçağının Suriye-İran ortak hava planı aracılığıyla düşürülmesinin Hmeymim Üssü’ne bağlı radarlardan Rusya’nın sınırlı desteği olmaksızın başarılı olmayacağını iyi biliyor. Ki Hmeymim Üssü’ndeki radarlar üzerinden bombardıman uçaklarının koordinatlarının belirlenip bu koordinatlar, uçağı düşüren ve diğerini de hedef alan Esed’e bağlı hava savunma birliklerine verilebilir. Bunun için söz konusu bu hadise, Moskova’nın Batının çıkarlarını dikkate almak için Suriye’de İran’ın yalnızlaştırılmasına izin vermeyeceği konusunda Washington ve Tel Aviv’e Rusya’nın bir mesajı şeklinde yorumlandı. Ancak Moskova, bölgeyi bölgesel bir savaştan uzak tutacak bir çözüme hazır görünüyor. Özellikle de Tel Aviv, Barack Obama’nın nükleer anlaşma ve Suriye devrimine karşı tutumları sonuncunda meydana gelen İran’ın bölgedeki nüfuzunu azaltmak için Washington’un yerine savaşa girmeye hazır değil. Bu durumu diplomasiden sorumlu İsrail Başbakan Yardımcısı Michael Oren, yaptığı bir açıklamada Rusya’nın İsrail, Suriye ve İran arasında bölgedeki kartları elinde tuttuğu ve sınırda patlak verecek çatışmayı durdurabilecek taraf olduğu şeklinde ifade etti.

Moskova, Tel Aviv’in İran’ın Suriye’deki nüfuzuna itiraz etmekten vazgeçmesi karşılığında İran’ın işgal altındaki Filistin’in kuzey sınırından 30 kilometre uzaklaştırılmasına dayanan dolaylı bir anlaşmaya varmak suretiyle iki düşman müttefiki İran ve İsrail arasındaki çatışmanın sınırlarını yeniden çizmek için son askeri çatışmayı fırsata dönüştürmeye oynuyor. Moskova, Suriye’de ileride herhangi bir çatışmada en büyük kaybedenin kendisi olacağını bildiği için taraflar arasında çözüme ulaşma konusuyla ilgileniyor. Nüfuzunun bir bölümü İran’ın sahadaki tutumuna bağlı olduktan ve Batılı devletler Tahran’la bağlantısını koparması karşılığında rolünü kabul edeceklerini ifade ettikten sonra özellikle Moskova’nın seçenekleri zorlaştı.