Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Trump ve Netanyahu görüşmesinin gündemi: İran krizi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İran krizi, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında 5 Mart günü Beyaz Saray’da gerçekleşen görüşmenin de gündemindeydi. Trump’ın, Filistin-İsrail arasındaki barış anlaşmasını “iyi bir fırsat” olarak nitelendirmesine rağmen, müzakereleri devam ettirme planı ise belirsizliğini korudu.

Trump, görüşmeleri sırasında Netanyahu’ya Kudüs’te açılması planlanan ABD büyükelçiliğinin açılışına katılabileceğini söyledi. Büyükelçiliğin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınma kararını savunan ABD Başkanı, kendinden önceki başkanları da bu adımı atma konusundaki tereddütleri dolayısıyla eleştirdi. Trump ayrıca, ABD- İsrail ilişkilerinin de “çok iyi bir düzeyde” olduğunu söyledi.

Netanyahu, Trump ile gerçekleştirdiği kapalı toplantı öncesinde, başkentleri Kudüs’teki Yahudilerin haklarının tanındığı tarihi karar dolayısıyla memnuniyetini dile getirdi. İran ve nükleer hırsları ile mücadele konusuna dikkati çeken Netanyahu, açıklamasında bu durumun zorlukları ve fırsatlarını görüşeceklerini belirtti. Aynı şekilde İsrail Başbakanı, “Her iki ülke için de tek sorun İran’dır. Tahran, nükleer arzularından vazgeçmeyerek, İsrail sınırı da dahil her yerde agresif eylemler sergiliyor. ABD ve İsrail’e daima ölüm çağrısı yapan İran’ı durdurmak zorundayız” diye konuştu.

ABD Başkanı Trump ise gazetecilerin “barış fırsatı” hakkında yönelttiği sorulara, “İsrail ile Filistin arasında barışı sağlayabilmemiz büyük bir başarı olur. Nitekim bu, 25 yıldır karşılaştığımız en büyük zorluk. Hiç kimse, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak gibi bir adım atamazken, ben bunu yaptım. Filistinlilerin müzakere masasına geri dönmek istediğine inanıyorum. Eğer dönmezlerse de burada bir barış sağlanamaz. Bu, özellikle yıllarca devam eden nefretten sonra, en zor aşamadır. Eğer barışı sağlayabilirsek, harika olur” şeklinde cevap verdi. Ancak bu çabaların nasıl yürütüleceği konusunda açıklama yapmadı.

Öte yandan bir Beyaz Saray yetkilisi tarafından Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamada, Trump ve Netanyahu arasındaki görüşmelerin, İran’la imzalanan nükleer anlaşmaya odaklandığı belirtildi. Görüşmede, İran balistik füze programlarının veya Tahran’ın bölgedeki militanlara desteklerinin üzerinde durulmadığını söyleyen yetkili, İsrail Başbakanının, İran nükleer anlaşması üzerindeki değişiklik ihtimaline dair Avrupalılar tarafından yapılan itirazların nasıl aşılabileceği konusuna değindiğini ifade etti.

Beyaz Saray yetkilisi, barış sürecine ilişkin yeni bir açıklamada bulunmadı. Bu bağlamda Yetkili “ABD yönetimi, Filistinlilerin sakin devam eden bir dönemin ardından müzakere masasına döneceğini umuyor” derken, “Ancak kısa bir süre içinde müzakerelerin yapılabileceğine dair bir işaret yok. Barışa ve bir plana bağlıyız ve bunu uygun bir zamanda duyuracağız” ifadelerini kullandı. Yetkili ayrıca, Trump ve Netanyahu arasındaki toplantının Davos sonrası rutin toplantılardan biri olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan Trump ve Netanyahu iç sorunlarla karşı karşıya kaldı. Zira yönetim, Netanyahu ve Trump arasındaki toplantıya katılan ABD Başkanının damadı Jared Kushner’ın Beyaz Saray’dan ayrılma durumunun ve üst düzey geçici güvenlik izninin azaltılmasından sonra gizli bilgilere erişim hakkının yanı sıra, ABD başkanlık seçimlerine Rusya müdahalesi soruşturmasıyla ilgili önemli engellerle karşı karşıya. Ayrıca Rusya müdahalesini soruşturan özel savcı Robert Mueller, Kushner’ın ticari ve uluslararası ilişkileri konusunda kapsamlı bir inceleme yürütüyor. İsrail Başbakanı ise yolsuzluk, dolandırıcılık, sahtekârlık, insanların menfaatleri karşılığında hediyeler kabul etme ve muhalefetin istifa çağrılarıyla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyor.

Bütün bu karışıklığın ortasında, Filistin- İsrail barış görüşmelerinin yeniden başlama umutları da neredeyse yok gibi görünüyor. Özellikle Filistin’in ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının ardından ABD’nin dürüst bir arabulucu olacağına güvenilmediği yönündeki açıklamalar da bu umutların daha fazla tükenmesine neden oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, AIPAC’in (Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi) yıllık konferansına katılmak üzere geçtiğimiz Pazar akşamı ABD’ye gitti. Bu çerçevede AIPAC 2018 Konferansı’na ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Büyükelçisi Nikki Haley’in de aralarında bulunduğu çok sayıda ABD’li yetkili katıldı.

ABD’de yaşayan Filistinliler ise Beyaz Saray önünde gösteri düzenledi. Bu bağlamda Netanyahu’nun ziyaretini protesto eden Filistinliler, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını kınadı.

Öte yandan iki devletli çözümü destekleyen AIPAC’in yürütme direktörü Howard Kohr’un açıklamaları Netanyahu’yu şaşırttı. Barışın İsrail için önemine dikkati çeken Kohr konuşması sırasında, “Hepimiz, iki halk için iki devletin varlığına, güvenli ve savunulabilir sınırlara sahip Yahudi varlığına, kendi bilgi ve geleceğine sahip bir Filistin’e dayalı olarak çalışmalıyız. Bugün, bu durum gerçekleşmesi zor bir rüya gibi görünüyor. Ancak bu çok trajik. Yapıcı bir barış sürecinin yokluğu yararsızdır, çünkü bu şekilde İsrail’in güvenliğini güvence altına almak imkansızdır. İsrail’in komşularıyla barış içerisinde bir araya gelmediği sürece bunu yerine getirmek de mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Barışın tek yolunun iki taraf arasında doğrudan müzakereler olduğunu vurgulayan Kohr, diyalogdan kaçmak için suçun Filistin otoritesine bırakıldığını söyledi.

İsrail medyası ise, Netanyahu’nun görüşmeler sırasında İran nükleer anlaşması ve Filistin meselesiyle ilgili çeşitli önerileri Trump’a sunduğunu belirtti.

Bu bağlamda Netanyahu, İran meselesine dair başkanın Avrupa’daki ABD müttefiklerini anlaşmayı değiştirme konusunda ikna etme arzusuna değindi.

Diğer taraftan İran nükleer anlaşması katılımcılarına yönelik ABD ikazlarının yaklaşık iki ay sonra sona ereceği sebebiyle Beyaz Saray’ın bu günlerde çok sıkı çalıştığı kaydedildi. Nitekim ABD Başkanı Trump, nükleer anlaşmaya imza atan diğer ülkelerin 12 Mayıs’a kadar “bu kötü anlaşmanın” eksiklerini gidermemesi durumunda, anlaşmayı tanımayacağını dile getirmişti.

Trump’ın nükleer anlaşma hususunda karşılaştığı bu zorluk çerçevesinde Netanyahu, “İran’ın İsrail’e yönelik Suriye ve Lübnan’dan oluşturduğu tehdit hakkında detaylı ve derin tartışmalar gerçekleştirmek için altın bir fırsata sahip olduklarına” inandığı belirtildi. Netanyahu ayrıca, Suriye konusunun Viyana Sözleşmesi’ndeki ortak ülkelerle görüşme gündemine taşınacak taleplere dahil edilebileceği yönünde de ümitvar. Bu nedenle Netanyahu’nun “kırmızı çizgiler” konusunda anlaşmaya çalıştığı ifade edildi. Aynı şekilde İsrail veya ABD tarafından değil İran tarafından ihlallerin gerçekleştiği, kriterlere uyulmamasının da düzeltilmiş anlaşmanın ihlali sayılacağı kaydedildi.

Filistin konusunda ise Netanyahu’nun, Trump’a mümkün olan en kısa süre içerisinde Filistin- İsrail çatışmasını sonlandırmak üzere planını ortaya koyması için baskı yaptığı belirtildi. Zira böylece Netanyahu’nun Filistinlilerin planı reddedeceğine inandığı kaydedilirken, bu durumun da İsrail ve Trump’ın Filistinlileri barış muhalifleri olarak ilan etmelerine neden olacağı ifade edildi.