Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Trump… Yoldaki tuzaklar | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

ABD Başkanı Donald Trump, gerçek bir çıkmazda mı? Büyük bir ihtimalle öyle. Pyongyang, Tahran ve Karkaş arasında cereyan eden olaylar, emlak kralının problemlerini derinleştiriyor.

Donald Trump, Amerika’nın siyasi hayatına giren ara söz ya da şart cümlesi değildir. Aksine Trump, içerideki siyasi durumu ve siyasetin geldiği noktayı reddeden Amerikalılar tarafından seçilmiş bir başkandır. Ki bu vaziyeti reddeden Beyaz Anglo-Sakson grupların milyonlarca olduğu tahmin ediliyor. Aslında hayaller Barack Obama’ya nasip olmadı. Tam tersine Trump’a nasip oldu. Amaç ise Washington’daki hâkim oligarşiden kurtulmaktır. Fakat bu, en mahir okçu için bile zorlu hedeftir.

Trump’ı içeride ve dışarıda çözümü zor meselelerle meşgul ederek Trump’ın ilk velayetini sekteye uğratmak ve ikincisine ulaşmasını engellemek isteyenlerin çevrede dolaştıkları görülüyor. Bunlar, özellikle kendisine kurulmuş bir tuzak gibi duruyor.

ABD-Kuzey Kore krizinden bahsetmek, 2010 yılında ‘Asya’ya Dönüş’ ismiyle yayınlanan Amerika stratejisiyle yakından ilişkilidir. Bunun 1997 Amerika Çağının Yeni Muhafazakârlar Stratejisi’nin gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş versiyonu olduğu söylenebilir.

Özetle son strateji, 21. Yüzyılın “Amerikan Altın Çağı” olması hedefini içeriyor. Bu hedefe aykırı biçimde Dübnya yönetmek için ABD’ye ortak olmaya çalışan Rusya diğer süper güçlerin de pasifize edilmesini öngörüyor.
Ki Moskova, Sun Tzu tecrübesine ya da Konfüçyüs hükmüne çalışan Çin’in kutupluluğuna değil de, soğuk savaş döneminde var olan kutupları düzeltmeye çalışıyor.

Trump’ın şu an Pyongyang’a karşı koymak için içinde bulunduğu çıkmazın sedası dünyanın diğer bölgelerinde yankılanmaya devam ediyor. Söz konusu çıkmazın başında İran geliyor. Diğer bir ifadeyle Trump, Kuzey Kore’nin tehditleri karşısında geri adım atarsa; bu durum, İran ve İranlılara geri kalan nükleer ve füze programlarını yürütmek için altın bir fırsat sunmuş olacaktır.

İkinci alternatif ise, tam bir felakettir. Kim Jong-Un, etrafını çevreleyen kuşatmayı hissettiği anda, ileriye doğru kaçmak olacaktır. Geriye kalan tek seçeneğine ve deklare ettiği kötülük araç-gereçlerine başvuracaktır. En yeni rivayetler, genç Koreli’nin; Amerika’nın çıkarlarına ve hedeflerine öldürücü darbeler yapabilecek, deniz ve okyanusları dolaşan kısa ve orta menzilli füzeler taşıyan ticaret gemilerini önceden hazırladığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Güney Kore’de yer alan ve sayıları yaklaşık 28 bin asker olduğu tahmin edilen Amerikan güçlerinden başlayarak Pyongyang’ın elinde küçük de olsa nükleer başlıklar olduğunu kesinleştiren Japonya’yı, Guam adasını, yüzebilen ve sabit kalabilen Amerika’nın en meşhur uçak gemisini hedef alabileceği ifade ediliyor.

Bu noktada okur, olayların silahlı çatışma derecesine ulaşmayacağını söyleyebilir. Bu onun kendi görüşüdür. Ancak asıl problem, iki ülkede iktidar koltuğunda oturan şahısların tepkilerinin asla tahmin edilemeyecek olmasında ortaya çıkıyor. Bunun için şeytanın avukatı, kızgın başların bulunduğu ortamda, olayların akışının varacağı noktayı kestirmeyecektir.

Trump, doğuda ve batıda kendisini bekleyenleri görüyor. Bunların başında İran, Amerika’nın dâhili ve harici karışık sahnesine bakarak en üst derecede istifade etmeyi umuyor. Bunu, İran Şura Meclisi’nin balistik füze programına yarım milyar dolara ulaşan desteğini ilan etmesine dayandırmıyorum. Aksine Amerikalılar’ın birinci derecede terörist olarak gördükleri, dış operasyonlarda İran’ın en büyük ve en uzun kolu olan Feylek el Kuds (Kudüs Kolordusu)’e yeni yapılan finanslarına atfen söylüyorum.

İnsan, Trump’a kurulan tuzakların, Amerika’daki derin devlet kurmayları tarafından üst düzeyde hazırlandığını anlayabilir. Bunlar; komplo teorileri babından korkutmak için değil, tam tersine, Trump’ın kendisine en yakın danışmanından, taktiksel ve stratejik aklından şüphelenmesine yol açan olaylar ve gerçeklerdir. Bununla Steve Bannon’ı kastediyoruz. Özellikle de Ulusal Güvenlik danışmanı General H. R. McMaster’la ilgili bilgilerin sızmasını takip eden haftalarda ikili arasında çöl nefreti meydana gelmişti.

İç karışıklıkların olduğu Venezuela dosyasıyla ilgili olarak şu anki sıkıntı yine çıkmaza daha yakın gibi görünüyor. Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı askeri bir operasyon yapılabileceği konusunda açıklamalarda bulunmuştu. Bu tepkiler, yardımcısı Mike Pence’in Venezuela’da barışçıl çözümün hala var olduğu şeklindeki açıklamasının arkasında yatan ana sebep olabilir.

Virginia’da önceki günlerde meydana gelen ırkçılık olaylarına karşı koymak gibi gelecek meselelerde Trump, tecrübesinin azlığından dolayı kendisini çıkmaza mı sokuyor yoksa Trump’ı girdaba sürüklemeye çalışanlar mı var?

Bu soruyu cevaplamak kesinlikle kolay olmayabilir. Fakat daha tehlikelisi de Washington, züccaciye dükkânına giren fil gibi bocalarken dünyanın durumu düzelecek mi?