Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Trump’ın anlaşmadan çekilmesi sonrası Ruhani’ye yönelik baskılar arttı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Trump’ın üç hafta önce nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmasından bu yana İran’da siyaset çevreleri durulmak bilmiyor. Nükleer programın destekçileri ve muhalifleri arasında anlaşmazlık derinleşiyor. Ruhani’nin müzakereci ekibi, “Rehber” Ali Hamaney’in ülkesinin nükleer anlaşmada kalmak için talep ettiği güvenceleri sağlamak için zamanla yarışırken ülke içinde Ruhani yönetimine yönelik baskılar şiddetini artırdı.

Yönetim, şimdiye kadar üç Avrupa ülkesi, Rusya ve Çin ile olan nükleer anlaşmada diplomatik yolu izleyerek anlaşmadan çekilmeyi önleyen orta yolu takip etti. İlk tepkiler, Hasan Ruhani yönetiminin anlaşmayı sürdürme konusunda yoğun bir itirazla karşılaşmayacağının işaretini vermişti. Ta ki Rehber Ali Hamaney, anlaşmadan destek elini çektiğini açıklayana kadar.

Trump’ın adımından sonra hükümet, hem içeriyi hem dışarıyı sakinleştirmek için ne kadar uğraştıysa da Rehber Ali Hamaney’in İran’ın anlaşmada kalması için öne sürdüğü şartlar buna engel oldu. Söz konusu şartlar, anlaşmaya muhalif hareket tarafından daha fazla ayrıcalık sunması için Ruhani’ye baskı uygulamak amacıyla nükleer anlaşmaya yönelik keskin eleştirilere geri dönülmesi için bir işaret olarak değerlendirildi.

Hükümet, İran Dışişleri Bakanı’nın Washington’un anlaşmadan çekilmesi durumunda silahların yayılmasını önlemeye ilişkin anlaşmadan çekileceğine dair verdiği sözleri tutmadı. Ruhani hükümeti, yasal ve mali güvenceler şart koştu. Rehber Ali Hamaney’in Mike Pompeo’nun şartlarına karşılık olarak şartlar öne sürmesiyle de bu güvencelerin mahiyeti ortaya çıktı.

Önceki gün Rehber’in Uluslararası İşler Danışmanı Ali Ekber Velayeti, Moskova ve Pekin ile ilişkileri güçlendirmeye işaret ederek Doğu’ya yönelme taleplerini yenilediği sırada İran’ın Avrupa tarafından istediği şartlara dair yeni bir açıklama getirdi.

Velayeti, nükleer anlaşmayı ve eksikliklerini öncekinden farklı bir şekilde eleştirdi. 2015 yılında anlaşmanın uygulanması konusunda yapılan oylamada milletvekillerinin karşılaştığı bir soruna dikkat çekerek anlaşma metninin Farsça bir kopyasının olmamasını İranlılar için ‘bir aşağılama’ olarak değerlendirdi.

Hamaney’in şartları kapsamında Velayeti, uranyumun zenginleştirilmesinde kullanılan ve zehirli bir madde olan heksaflorid (UF6) gazının tekrar üretilmesine ek olarak İran’ın denizaltılarda kullanmayı istediği nükleer motorların yapımının da hızlandırılmasını talep etti. Velayeti’nin nükleer talepleri bununla sınırlı kalmadı. Hamaney’in emirleri doğrultusunda IR8 ve IR6 tipi uranyum zenginleştirme aygıtlarının geliştirilmesini ve 190 binden fazla santrifüjün işlenmesi için çalışılmasını da istedi.

Velayeti, Hamaney’in şartlarına göre bankacılıktaki sorunların ortadan kaldırılması ve İran ile iş ilişkisi geliştirilmesinin yanı sıra Avrupalıların İran petrolünü satın alma konusunda da güvence vermeleri gerektiğini ifade etti.
Bununla birlikte Velayeti, ‘Avrupalı kötülüğü’ olarak nitelediği şeye karşı uyardı ve alternatif olarak Doğu’ya yönelmeyi önerdi. Bu, Velayeti’nin Rusya ve Çin ile yakınlaşmak için benimsediği bir stratejidir. Rusya’nın tıpkı nükleer yaptırımlar meselesinde olduğu gibi BM Güvenlik Konseyi’nde de İran’ı yalnız bırakacağından şüphelenenler, bu duruma itiraz ediyor ancak Velayeti, Rusya’nın birçok defa İran’ı kurtarıcı bir rol oynadığı konusunda ısrarcı.

Velayeti, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Rusya, İran’ı zorlayamaz; bunu istemez. Biz, savunmaya yönelik meselelerde işbirliği yapıyoruz. Talep ettiğimiz şeyleri bize sundu. Almanların bizim için bir reaktör yapması kararlaştırılmıştı. Ancak onlar bu konuda bir adım atmazken Ruslar bunu bizim için yaptı. Avrupalılar bize bir vida bile vermedi.”

Velayeti, Rusya ile olan uygulamalı ilişkilere karşı çıkanları ‘Batı yanlısı cahiller’ olarak niteledi ve şöyle dedi: “İnsanların hayatını nükleer anlaşmaya endekslediler ve ülkeyi batırdılar.”

Cumhurbaşkanı’na bağlı medya organları, Rusya’nın İran’ın güçlerini Suriye’den çekme çağrılarını kullanarak bir kampanya başlatmaya uğraşıyor. Bu kampanya, hareketin içerisinde Rusya ile olan ilişkilerin Avrupalılarla olan ilişkilere üstün tutulmasından duyulan bir sıkkınlığı yansıtıyor.

Söz konusu basın kampanyası, İranlılar tarafından Rusya ve Çin’in İran’a yönelik yaptırımlar konusundaki tutumlarını değiştirme ihtimalinden endişe duyulduğu bir zamana denk geldi. İran Dışişleri Bakanı, nükleer görüşmeleri kapsamında Moskova ve Pekin’e gerekleştirdiği son ziyaretlerinde yaptığı görüşmeleri ‘yoğun ve çetrefilli’ olarak tarif etmişti. Hasan Ruhani’nin birkaç hafta sonra Şangay Zirvesi’nde bir sonraki aşama için doğrudan müzakerelerde bulunmak için Çinli ve Rus mevkidaşları ile buluşması bekleniyor.

Reformist hareket içerisindeki Merkez Komisyonu Üyesi Abdullah Nasıri, Velayeti’nin açıklamalarına şu yorumu yaptı: “Rehber’in danışmanı, nükleer anlaşmayı destekleyen eski tavrından 180 derece dönüş yaptı. Velayeti, çok daha iyi biliyor ki nükleer anlaşma, ulusal çıkarlara hizmet ediyordu.”

Ruhani’ye yakın İntihab haber sitesinin aktardığına göre Nasıri, Velayeti’nin nükleer müzakereci ekibin işlerine karışmasını şu sözlerle eleştirdi: “Sol (reformcular) ve sağ (muhafazakârlar), Velayeti’nin dışişleri bakanlığında 16 yıl boyunca gösterdiği performansın oldukça zayıf ve kötü olduğunu düşünüyor. Velayeti (70), idari sorumlulukları yerine getirebilecek birisi değildir.”

Bu bağlamda Ruhani’ye yakın siteler, Velayeti’nin nükleer anlaşma konusundaki tutumuna tepki olarak dün geniş kapsamlı bir basın kampanyası başlattı. İntihab sitesi, onu ‘kabullenici siyasetin’ öncüsü olarak değerlendirdi.

Öte yandan Twitter dün, nükleer dosyası sorumlusu ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Said Celili ile Ruhani’nin ekibi arasında nükleer anlaşma konusunda yöneltilen karşılıklı sert eleştirilere tanıklık etti.
İki taraf arasındaki twit atışması, Celili’nin şu twiti ile başladı: “Nükleer anlaşma, aslında değeri bir milyon olup bizim bir milyara satın aldığımız bir araba gibi. Bununla birlikte karşı taraf arabayı teslim etmeye yanaşmıyor. Ön ödemeyi aldıktan sonra arabayı kaçırıyor. Ardından onun işbirlikçileri, karşına çıkıp sana şöyle diyor: Arabanın diğer taksitlerini ödemen gerekir. Daha sonra da bir ‘hainin’ anlaşmadan çekiliverdiği söyleniyor.”

Celili’nin bu sözlerinin Cumhurbaşkanı’nı muhatap aldığı son derece açıktı. Nitekim Ruhani, Amerika’nın çekilmesinden sonra ilk olarak şu yorumu yapmıştı: “Bu, en azından bir hainden gelecek kötülükleri eksiltir.”

Celili’nin twitine Ruhani’nin ekibinden sert eleştiriler yöneltildi. Ruhani’nin Kültürel İşler Danışmanı Hüsam Aşina, İlna haber ajansı Celili’nin açıklamalarına onun adına detaylı bir cevap yayımlamadan önce Celili’nin twitine bir twitle karşılık verdi.

Attığı twitte Aşina, Celili’ye hitaben şunları söyledi: “Acele etme. Yakında altı buçuk senenin karşılığını vermek için sana da sıra gelecek.” İlna’nın açıklamasına göre Aşina, petrol gelirlerini zimmetine geçirme meselesini ve İran’ın Evin hapishanesinde idamla yargılanan tüccar Babek Zencani ve yaptırımları delmek suçundan ABD’de tutuklu bulunan ortağı İran asıllı Türk tüccar Rıza Zarrab yoluyla petrol yaptırımlarının kara borsada ihlal edilmesine işaret ediyor.

Twitter’daki atışmadan önce Celili, Ruhani’nin nükleer anlaşmayı kabul etmesine ilişkin politikasını eleştirmişti. Eleştirileri esnasında eski Amerikan Başkanı Barack Obama’nın, Amerikan yönetiminin nükleer anlaşmayı 2013 yılında ABD ve İran müzakere masasına dönmemişken İran’a yönelik yaptırımların çökmesi sebebiyle kabul ettiği konusundaki eski söylemlerini aktardı ve şu iddiada bulundu: “İran’daki petrol tesislerinin çoğu aktifti ve bu, 2011 ve 2013 yılları arasında düşmanların ilgisini çekiyordu.”

Aşina, bu konuda petrol ihracatını, petrolün değerinin altında bir fiyatla satılmasını, elde edilen gelirin akıbetini ve yaptırımlar zamanında petrol satışından kâr edenlerin sayısını sorguladı.

Ruhani’nin danışmanı, Obama’nın açıklamalarının iç tüketimi kastettiğini söyledi ve Celili’yi, Zarif’in dış tüketimi işaret ederek yaptığı açıklamaları iç tüketim için kullanmakla suçladı.

Aşina, eleştirilerine Celili’nin eksik yabancı dil bilgisi ile alay ederek devam etti ve şöyle dedi: “Görünüşe bakılırsa sen iç siyaset adamısın; dış siyaset değil. Size göre, müzakerelere ihtiyacımız yoktu zira yaptırımlar kendiliğinden çökecekti. Obama’nın açıklamalarına bu derece güvenip onları hakikat olarak algıladığını bilmiyordum. Trump’ın açıklamalarına da bu kadar güveniyor musun?”