Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Türkiye ve ABD, Menbiç’teki devriye faaliyetlerine yeniden başladı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Türkiye ve ABD, 4 Haziran’da Ankara ile Washington arasında imzalanan yol haritası kapsamında Fırat Kalkanı Harekatı alanıyla Menbiç arasında kalan hatta, koordineli/bağımsız devriye faaliyetlerine yeniden başladı.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve ABD Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca Fırat Kalkanı Harekat alanı ile Menbiç arasında kalan hatta 25’inci koordineli/bağımsız devriye faaliyeti yerine getirildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo, 4 Haziran’da Menbiç’te güvenlik ve istikrarın sağlanmasını içerecek bir yol haritasını onaylamıştı. İlk devriye faaliyeti, 18 Haziran’da Cerablus ile Menbiç sınır hattındaki Sacur Çayı civarında yapılmıştı.

Menbiç’teki bu devriye faaliyetleri, terörü desteklemenin yanı sıra siyasi ve askeri casusluk suçlamasıyla Türkiye’de yargılanan ABD’li rahip Andrew Bronson davası nedeniyle iki ülke arasındaki gerginlik nedeniyle askıya alınmıştı.

Erdoğan iki ülke arasındaki gerginlikten Menbiç planının etkilenmemesini bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada, rahip Brunson davası kapsamında iki NATO müttefiği arasında yaşanan gerginlik nedeniyle ABD ile ortak yol haritası ve Menbiç planının etkilenmeden sürmesini beklediklerini söyledi.

Helsinki Zirvesi’nin ilk sonuçları Suriye’de görülmeye başlandı

Yenişafak gazetesinde yer alan bir haberde, 16 Temmuz’da ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Helsinki’de yapılan zirvenin ilk sonuçlarının Suriye’de görülmeye başlandığı ifade edildi.

Söz konusu haberde, Esed rejimi ile YPG temsilcileri arasında yapılan görüşmede, rejim tarafından 12 maddelik teklif sunulduğu, Rakka ve Deyr-i Zor’un Şam’a devredilmesi, devlet kurumlarında ve sınırlarda Suriye bayrağının yer alması gibi şartların öne sürüldüğü bilgisi yer aldı.

Buna karşılık, YPG’ye Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın Doğu bölümünde özerk bir yapı verileceği öne sürülen haberde, Rus kaynaklardan, Suriye’nin İsrail sınırına yakın bölgelerinde konuşlanan İranlı milislerin buralardan ayrıldığı yönünde bilgiler geldiği de kaydedildi.

ABD-Rus anlaşmasına göre Fırat Kalkanı bölgesi, Afrin ve İdlib ne olacak?

Suriye devriminin beşiği olan Dera’nın düşmesiyle rejimin savaştan önceki pozisyonuna geri dönme yolunda büyük yol kat etmiş olduğuna dikkat çekilen haberde, ABD ve Rusya’nın garantörlüğünde rejim/YPG anlaşmasının ortaya çıkması halinde, geriye sadece Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) öncülüğünde Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kontrolü altında tutulan Fırat Kalkanı bölgesi ile Afrin’in yanı sıra, rejimden kaçan milyonlarca insanın yaşadığı İdlib’in kaldığına dikkat çekildi.

Gazetede yer alan haberde, gelen son bilgiler ışığında, rejim ile masaya oturan YPG’nin Türkiye’nin bölgedeki askeri operasyonuna misilleme olarak İdlib’e yönelik bir rejim saldırısına destek verme arzusunda olduğunun görüldüğü de kaydedildi.

Şam’dan Ankara’ya tehdit

Haberde, Helsinki Zirvesi sonrası oluşan yeni denklemde Esad rejiminin cesaret bulduğu, bu cesaretini de Türkiye’yi tehdit etmek için kullandığına dikkat çekilirken, buna örnek olarak da Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar Caferi’nin şu sözlerine yer verildi:

“Suriye hükümetinin, İdlib dahil Türkiye’nin işgal ettiği tüm toprakları geri alması, meşru hakkıdır. Çatışmasızlık bölgelerinin geçerlilik süresinin bir sınırı var. Suriye hükümetinin izni olmadan bu süre uzatılamaz. Osmanlı güçleri 400 yıl boyunca Suriye topraklarını işgal etti. Şunu söylemek isteriz ki, bu sefer de onları kovmayı biliriz, çünkü her şey bizim lehimize.”

Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentiev’in “Zamanı gelince, Türk askerlerinin, Suriye’de kontrol ettikleri bölgelerden geri çekilmelerinde ısrarcı olacağız” sözlerinin altı çizilen haberde, Suriye’de zorlu bir denklem içerisine girildiği de ifade edildi.