Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Varna’da Türkiye-AB zirvesi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Avrupa Birliği (AB) liderleri ve Türk yetkililer, bugün, Bulgaristan’ın Varna kentinde bir zirve düzenleyerek, iki taraf arasında son dönemlerde gerilen ilişkileri ve 2016 yılında imzalanan mülteci geri kabul anlaşması ile Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişinin sağlanması gibi konuları ele alacak.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı AB liderleri ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in liderliğinde gerçekleşecek zirve, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişinin sağlanması, Gümrük birliği anlaşmasının genişletilmesi, mültecilere yardımların hızlandırılması, terörlü mücadelede işbirliğinin artırılması ve uzun zamandır durgun olan Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılması konularına yoğunlaşacacak.

Erdoğan, teröre karşı mücadele ve terör örgütleri arasında ayırım yapılmamasına dikkat çekecek

Zirve’nin iki taraf arasındaki ortak konuların ele alınması açısından önem arz ettiğini belirten Cumhurbaşkanlığı kaynakları, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede teröre karşı mücadele ve terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması konusunun yanı sıra, AB ülkelerinde terör örgütü PKK tarafından camilere ve Türk vatandaşlarına yönelik düzenlenen saldırıların durdurulması için AB liderlerine baskı kurmaya çalışacak” dedi.

AB, mülteci anlaşması kapsamında mali desteği tamamlamayı vadetti

Ankara, mülteci anlaşması çerçevesinde AB tarafından verilen mali yardım desteğinin bir an önce sağlanmasını istiyor. Hükümet ve AB, 18 Mart 2016 günü, Belçika’nın başkenti Brüksel’de, birbiriyle bağlantılı 3 anlaşma imzalamıştı. Söz konusu anlaşmalar, Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden mültecilerin geri kabulü, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişine izin verilmesi ve Türkiye üzerinden yeni mülteci akımının engellenmesi için mültecilere ulaştırılmak üzere AB’nin Türkiye’ye 6 milyar euro değerinde mali destekte bulunmasını ön görüyor. Türkiye, Suriye savaşının başladığı 2011 yılından beri topraklarına sığınan 3,5 milyon Suriyeli mülteciyi kabul ederken, AB mülteci geri kabul anlaşması çerçevesinde şu ana kadar Türkiye’ye vadettiği 6 milyar euronun 3 milyar euroluk kısmını ödemeye başlamıştı. AB Komisyonu, geçtiğimiz hafta, anlaşmanın ön gördüğü 6 milyar euroluk ödemenin kalan 3 milyar euroluk kısmının da Varna Zirvesi’nden önce ödenmeye başlamasını kararlaştırmıştı.

Anlaşma, aynı zamanda, Türkiye’nin yasadışı göç ve insan kaçakçılığıyla mücadele etmesini de ön görüyor. Ankara yönetimi, bu kapsamda, Türkiye’den geçtiği kesin olan Yunan adalarına ulaşmış göçmenleri geri kabul ederken, Suriyeli olmayan mültecilerin de ülkelerine iade edilmeleri için gerekli icraatları yapıyor. Bununla birlikte, geri kabul anlaşması gereğince kabul edilen Suriyeli mülteciler ise Türkiye-Suriye sınırında kurulan çadırkentlerde barındırılıyor. Son verilere göre, Türkiye üzerinden Yunan adalarına ulaşan yasadışı göçmenlerin sayısı yüzde 98 oranında azaldı. Avrupa’ya ulaşmak üzere Türkiye üzerinden Yunan adalarına 2015 yılında 853 bin mülteci ulaşırken, bu rakam son dönemde önce 20 bine, ardından 364’e geriledi.

Türkiye hükümeti, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve terör olaylarına rağmen AB ile imzalanan mülteci anlaşmasından doğan sorumluluklarını yerine getirdiğini belirtiyor. Varna’da düzenlenecek zirvede, Türk tarafı, AB yetkililerinden anlaşma kapsamındaki yükümlüklerini yerine getirmelerini isteyecek. Türkiye, vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişinin sağlanması için AB tarafından öne sürülen 72 maddelik kriterlerin tamamını yerine getirdiğine ve anlaşmanın yürürlüğe girmesine hazır olduğuna dair AB’ye bir rapor sunmuştu. Ancak iki taraf arasında imzalanan anlaşmada belirlenen 72 kriterin 7’sinde bazı anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Bunların en önemlisi AB tarafından teklif edilen Türkiye’deki terörle mücadele yasasının değiştirilmesinin Ankara yönetimi tarafından reddedilmesiydi. Hükümet, son görüşmeler öncesi terörle mücadele kanununda AB’nin önerdiği bazı değişiklikleri onayladı.

Ankara, terörle mücadele yasasında yapılacak değişiklik kapsamında, “Eğer gazetecilik mesleği sınırlarını aşmıyorsa muhalif ifade özgürlüğü suç sayılmayacaktır” ibaresini ekleyecek.

AB’den Türkiye’ye eleştiri

AB, Türkiye’nin Gülen hareketini sorumlu tuttuğu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında icra edilen operasyonlarla 60 bin kişinin hapsedilmesi ve 160 bin kişinin memurluktan atılmasını eleştirdi. Ankara’nın OHAL’i muhalifleri tasfiye etmek amacıyla kullandığı iddia edildi. AB’ye göre, “Erdoğan, diktatörlük rejimi oluşturmak için 15 Temmuz’u bahane ediyor.”

AP’den OHAL’i kaldırın talebi

Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye’deki kanun devleti olgusunun olumsuz etkilere maruz kaldığını iddia ederek, hükümetten bazı durumlarda keyfi sebepler öne sürerek gazeteci ve muhaliflere baskı aracı olarak kullandığı OHAL’i kaldırmasını talep ediyor.

AB, bu kapsamda Türkiye’nin AB adaylığından doğan mali destek hakkının bir kısmını askıya almış ve üyelik müzakerelerini askıya almıştı. Avrupa Ekonomi Mahkemesi, Türkiye’ye sağlanan milyarca euro değerindeki mali desteğin bu ülkedeki reformlara sınırlı etkide bulunduğunu öne sürerken, AB’nin Nisan ayında, Türkiye’nin adaylık süreci çalışmalarını eleştiren bir rapor yayınlaması bekleniyor.

Türkiye, AB’den somut adım bekliyor

Türkiye, geçtiğimiz hafta, AB’den Türkiye’nin adaylığı konusunda, vatandaşlarının Şengen vizesinden muaf tutulması ve Varna Zirvesi’nden önce Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanması gibi somut adımlar atmasını talep etmişti.

AB liderleri, geçtiğimiz Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri toplantı sonrası yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin Ege Denizi ve Kıbrıs açıklarında bazı şirketlerin petrol ve doğalgaz aramasını engellemesini kınayarak, ‘gayrı meşru’ olarak nitelendirmişti. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü ise konuya dair yaptığı açıklamada, “AB tarafından yapılan açıklama, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin çıkarlarına hizmet eden kabul edilemez bir açıklamadır” demişti.

Türkiye ve AB arasında son zamanlarda gergin ilişkiler olsa da AB, Ortadoğu’dan gelen mülteci akımının engellenmesi hususunda Türkiye’ye güveniyor. Türkiye’de son dönemlerde, AB ile ilişkileri güçlendirme ve AB üyeliği sürecini yeniden hareketlendirme çerçevesinde adımlar atıyor. Özellikle 16 Nisan 2017 tarihinde düzenlenen Anayasa değişikliği referandumu döneminde AB ile artan gerilimin azaltılması yönünde bir tutum takınan Ankara, Erdoğan’ın AB’yi, ‘Nazi kalıntısı, faşist ve terör destekçisi’ olarak nitelendirmesine kadar varan ithamlarını şimdilik hafifletmiş görülüyor. Türkiye, bu çerçevede AB üyeliğini ‘Stratejik bir hedef’ olarak tanımlamıştı.