Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Veliaht Prens’in Mısır ziyareti ‘Ilımlı İslam’ın temelini atmaktır | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Mısır ziyaretinin dış dünyaya verdiği mesaj, ziyarette nelerin yapıldığından daha az önemli değildir. Bu mesajda olmayan şeyler zaten uzun süredir olmaması gereken şeylerdi. Ziyareti dikkatlice takip eden birisi ziyaret metninde Arap çıkarları, kardeşlik, güçlü ilişkiler gibi sözler veya Arap siyasi arenasının diğer unsurlarına dair klişe “eski” söylemleri bulamaz.

Bu anlamda tarihi bir ziyarettir. Ayrıca Veliaht Prens’in görevi devralmasından bu yana, ilk yurt dışı ziyaretlerine Mısır’dan başlamış olması ziyareti daha bir önemli kılmaktadır. İçeriği ve sonuçları itibariyle ideolojik kaygılar taşımayan bir ziyarettir ya da daha ihtiyatlı bir şekilde ifade etmek gerekirse: Kadim Arap ideolojik dili dışında bir ziyaret…

Ayrıcalıklı ikili ilişkileri yaratan, müşavirlerin iyi niyet mektupları, güzel sözler, toprak, taş, su ve imarı içine alan altyapı değil, ekonomi, refah ve yaşama dair gerçek ortak çıkarlardır.

Ziyaretin metinlerinde, Nasır Mısır’ı ile Suriye arasındaki veya Suriye ile Libya arasındaki ya da Mısır ile Libya arasındaki sözde birlik ilanlarını veya sönüp gitmiş diğer ideolojik sözde birliklere dair parlak! Söylemleri bulamazsınız.

Bu ziyaret de “NEOM” projesi gibi basit! Deyimler göreceksiniz, Mısır ve Suudi taraflar arasındaki geçişlerin vize gerekmeden yapılabileceğini duyacaksınız!

Coğrafyayı retorik ve nostaljiye değil, gerçek çıkarlara uyarlamak gerekir. Suudi-Mısır ekonomik işbirliğinin genişlemesi ve “NEOM” Güney Sina projesinin Mısır bölümünü inşa edilmesi için 10 milyar dolar değerinde bir yatırım fonu kurulması bunun en büyük emaresidir. Bu, Kızıldeniz’de bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan büyük bir şehir kurmak ve bu şehri turizm ve ekonomik yatırımın merkezi haline getirmek demektir.

Sina, Mısır ile Suudi Arabistan arasında, stratejik kesişim noktasıdır. Ayrıca “DEAŞ” karşısında gerçek bir savaşın yürütüldüğü terörle mücadele alanlarından biridir.

Bu ziyaretin gözden kaçmaması gereken diğer bir yönü de sembolik değeri yüksek bir ziyaret olmasıdır. Veliaht Prens Muhammed bin Selman El-Ezher ve Kıpti Ortodoks Kilisesini ziyaret etmiştir. Bu, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihinde üst düzey Suudi bir yetkilinin gerçekleştirdiği ilk ziyarettir. Bu ziyaret nezaket ve genel ilişkiler çerçevesinin ötesine geçmiş ve daha derin anlamlar kazanmıştır.

Eğer ekonomi, önceden değindiğim gibi, Suudi-Mısır ilişkilerinde post-ideolojik bir köprü ise, Kilise ziyareti de, Suudi devletinin öncülük yaptığı “ılımlı İslam” temelinde yeni bir ideolojinin temelinin atılmasıdır.

Prens Muhammed, “Gelecek Yatırım Girişimi” bağlamında Ekim ayında “NEOM” projesinin açılış töreninde şunları söyledi: “Biz sadece –daha önceden yaşadığımız- tüm dinlere, geleneklere, halklara ve dünyaya açık ılımlı İslam’a geri dönüyoruz.”

Kıpti Ortodoks Kilisesi’nin ziyareti, Suudi devletinin din meselesi vizyonundaki bu büyük değişiminin somut örneğidir. Benim kanaatim, Veliaht Prensin yürüttüğü bu dönüşüm, yeterince tartışılıp müzakeresi yapılamadı.

El-Ezher’in şeyhini ziyaret, ılımlı İslam’ın sağlamlaştırılması ve bu kurumun entelektüel ve aydınlarının bu anlayışa yapacağı katkı bağlamında oldukça önemlidir. Bu köşede, “Mekke-Ezher” ekseninin, yani İslam’ın beşiği ve hayati bir kurum olarak ve dinin kültürel, politik ve dışa bakan yönünü yücelten tarafıyla, ideolojik terörizm kuyularını kurutacak yegâne eksen olduğunu yazmıştım. Ayrıca bu eksen, İslam fıkhının metinlerinin terör ve suç doktrini üzerinden okunmasına mani olacak arınmalar gerçekleştirebilir, İran’ın Arap ülkelerindeki politik, güvenlik ve toplumsal nüfuzunu derinleştirmek için istismar ettiği mezhebi parçalanmasının sebeplerini ele alıp inceleyebilir.

Ezher Şeyhi ve Kıpti Kilisesi ziyaretinin ardından dikkat çeken üçüncü sahne, Mısır Opera Binası’nı ziyaret edip Mısır’da bu günlerde meşhur olan, 100 günü aşkın bir süredir gösterimde olan ve çok çeşitli bir seyirci kitlesini çeken “Sellim Nefsek” (Kendini Koru) adlı oyunu izlemesidir.

Prens Muhammed’in, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’nin eşlik ettiği bu programa katılması, ülkesi için arzuladığı liderlik vizyonunu göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan Resmi Eğlence Kurulu, önümüzdeki 10 yıllık süreçte, Opera binası kurulmasının da yer aldığını eğlence sektöründe kullanılmak üzere 64 milyar dolar ayırdığını ilan etti. Eğlence, yeni Suudi kişiliğinin inşası bağlamında “Vizyon 2030”’un temel taşlarından birini teşkil edecek. Prens Muhammed 1979 senesinden bu yana –İran Devrimin yapıldığı yıl- devam eden sahte mutlu yıllara geri dönmek istemiyor ve bütün bunları artık aşmak istiyor.

Merhum Kral Fahd bin Abdülaziz’in, Kardeşi Kral Halid’in veliahtlığı esnasında, Cidde’de, sahnesine en az on filin sığacağı –tek fil sığan basit operalar değil!- bir opera binası inşa etmeyi hayal ettiğini okumuştum.
Şimdi İran’da olanlar olacak! Cuheyman el-Uteybi tipi gençlerin hamasetleri ateşlenecek, hayallerinde Kabe baskını yaşanacak, büyük hülyaların tepesinde korku kılıçları sallanacak, Opera ve benzeri projeler yerle bir edilecek!

Prens Muhammed bin Selman, neslinin bu sefil yıla (1979) esir kalmayacağını defalarca tekrarladı. Mezhepçilik ve darbe kanserinden başka bir getirisi olmamış Humeyni devrimine tepki verip durmaktansa hayatı bütün genişliği ile yaşamanın daha önemli olduğuna vurgu yaptı.

Mısır’da ve bizzat o topraklarda, Prens Muhammed, bu halk için ne istediğini ve krallığın başkaları ile olan ilişkilerde neleri istediğini net bir şekilde ortaya koyarak vizyonunun prensiplerine pratikte ne kadar bağlı olduğunu göstermiştir.