Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Zirve Kuveyt’te fakat çözüm Riyad’da | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Körfez Zirvesi, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) kurulduğundan beri Suudi Arabistan’ı Dışişleri Bakanı’nın, Birleşik Arap Emirlikleri’ni Dış İlişkiler Bakanı’nın, Bahreyn’i Başbakan Yardımcısı’nın temsil ettiği ilk zirve olma özelliği taşımakta. Söz konusu üç ülke, temsil seviyesini ilk kez bu kadar düşürdü. Oysa zirvelere liderleri ile katılmayı alışkanlık haline getirenler de bu ülkelerdi. Kuveyt ve Emiri’nin; Riyad, Abu Dabi ve Bahreyn nezdindeki saygınlığı olmasaydı zirve boykot edilecekti, herhangi bir şey için değil. Fakat ortada tekerin dönmesine engel olan bir değnek var. Körfez gemisi,  diğer üç üyesine düşmanlık yapan bir ülkeyi içinde barındırdığı müddetçe asla yol alamayacak. Üç ülke Katar’a diplomatik boykot uygularken, söz konusu liderlerin Katar krizi sona ermeden eş-Şeyh Temim ile aynı masaya oturması mantıksız, belki de krizi daha da çıkmaza sokacaktı.

Bu yılki Körfez Zirvesi, Kuveyt Emiri’nin konumu ve yıllık toplantının ertelenmemesi konusundaki şiddetli ısrarı dolayısıyla gerçekleştirildi. Şayet ertelenseydi bu, olağan zirvenin konsey tarihinde ilk ertelenişi olacaktı.

Üç ülkenin, geçtiğimiz 5 Haziran’da Katar ile arasındaki ilişkileri demokratik olarak boykot etmesinden bu yana, KİK, tek bir etkinlikte bulunmadan dondurulmuş durumda. Bakanlar Konseyi toplanmadı. Diğer bakanlar da toplantı yapmadı. Hatta bakan yardımcıları dahi bir araya gelmedi. KİK, tarihindeki en ciddi krizi sona erdirme umuduyla çalışmalarını askıya aldı. Yıllık olağan zirvenin yapılması konusundaki ısrar, konseyin hala canlı olduğunu belirtmek içindi. Belki de, en düşük seviyede temsil edilmiş olsa da zirvenin yapılmasının bir zararı yoktur. Ancak, dün itibariyle Konsey, çalışmalarını askıya alarak önceki konumuna geri döndü. Elbette ki, Konsey’in bu klinik ölümü, Katar krizi sona erene kadar geçici bir durum olarak devam edecek. Doha’nın, üç devleti açık bir şekilde yok sayarak Konsey’i istismar etmesine izin vermek akıl kârı değildir. Umulur ki Katar’ın KİK’e yaptığı son ihlal; İran projesiyle mücadele edeceğini ilan eden Eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’i öldürüp işkence eden Husi milislerini desteklemek olsun. Doha’nın bu yaptığı onun gerçek konumunu ortaya koydu. Husiler’i desteklemesi zaten bir sır da değildi. Kuveyt zirvesi gerçekleştirilmeden önce verilen en güçlü mesaj, Katar rejiminin komşularına düşmanlık yapmaya devam ettiğiydi. Ev sahibi devlet, bunun siyasi bir anlaşmazlık olduğunu, arabuluculuk ve tarafsızlıkla çözülebileceğine inanıyor olsa da, elbette ki üç ülke bu düşmanlığın tam olarak farkında.

KİK, gerçekten basit bir şeyden dolayı tarihindeki en tehlikeli krizi içinde sindiremedi. Konsey’in çalışma mekanizması buna izin vermez. Konsey Tüzüğünün 9. Maddesine göre, “ Yüksek Kurul’un nesnel konulardaki kararları, mevcut bulunan üye ülkelerin oylamasına sunularak alınır.” Söz konusu madde Konsey’in birçok kararına engel olmakta. 6 üyenin hepsinin tüm önemli konularda görüş birliği içinde bulunması mümkün değildir. Gelecekte bu mekanizma değişmediği takdirde, Konsey karşı karşıya kaldığı zorluklarla baş edemeyecek. Belki de Avrupa Birliği’nin (AB) çifte çoğunluk (veya nitelikli çoğunluk) deneyimi, siyasi alanların büyük bir kısmında geniş çaplı olarak tartışılmalı. Özellikle fikir birliği sağlanması gereken, yani tüm devletlerin onayının olması gerektiğinde, üye devletlerin ulusal egemenliği ışığında belirli hassasiyet veya önem taşıyan politik alanlarda.

Kuveyt, Emiri’nin KİK’in çalışmalarının sürdürülmesi yönündeki isteği doğrultusunda, zirvenin toplanması için ısrarda bulundu. Üç ülke de ona değer verdiği için zirveye katılmayı kabul etti. Öte yandan Katar, zirveyi kullanarak, içine girdiği darboğazdan kurtulmak istedi. KİK zirvesi hızlı bir şekilde yapıldı ve sonuçlandı. Şeyh Sabah hedefine ulaştı. Dışlanan devlet herhangi bir atılım gerçekleştiremedi.

Zirve Kuveyt’te toplansa da, çözüm Riyad’da gerçekleşecek.